İsrâ Suresi 15. Ayet
Gece Yürüyüşü · Mekke · Sure 17 · Ayet 15/111
مَّنِ ٱهْتَدَىٰ فَإِنَّمَا يَهْتَدِى لِنَفْسِهِۦ ۖ وَمَن ضَلَّ فَإِنَّمَا يَضِلُّ عَلَيْهَا ۚ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ ۗ وَمَا كُنَّا مُعَذِّبِينَ حَتَّىٰ نَبْعَثَ رَسُولًا
Menihteda fe innema yehtedi li nefsih, ve men dalle fe innema yadıllu aleyha, ve la teziru vaziretun vizre uhra, ve ma kunna muazzibine hatta neb'ase resula.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
İsrâ Suresi 15. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkar, başka bir günahkarın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kim doğru giderse sırf kendi lehine gider, kim de sapıklık ederse ancak aleyhine eder ve hiç bir vizir çeken diğerinin vizrini çekmez, biz bir Resul göndericiye kadar ta'zib de etmeyiz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kim doğru yola giderse, sırf kendi iyiliği için gider; kim de sapıklık ederse, ancak kendi aleyhine eder; Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez! Biz bir peygamber göndermedikçe azap da etmeyiz.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Kim doğru yolu bulursa, o doğru yolu ancak kendi faidesine bulmuş olur. Kim de sapıklık ederse o da yalınız kendi aleyhine sapmış olur. Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz bir resul gönderinceye kadar (hiç bir kimseye ve kavme) azab ediciler değiliz.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü taşımaz. Biz elçi göndermedikçe azab edecek değiliz.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Kim doğru yolu seçerse, kendisi için seçmiş olur; kim de doğru yoldan saparsa, kendi aleyhinde sapmış olur. Hiçbir kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Biz peygamber göndermediğimiz hiçbir halkı cezalandırmayız.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer; kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluluğa) azab edecek değiliz.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Her kim ki doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Ve her kim ki yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin yükünü taşıyacak değildir. Ayrıca, Biz, (kendilerine) bir elçi göndermeden (yaptığı haksızlıklardan ötürü hiçbir topluma) azap etmeyiz.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Doğru yola giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiç bir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, elçi göndermedikçe azap etmeyiz.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez.[1] Ve Biz, bir Resul göndermedikçe azap edecek değiliz.
Tefsir / dipnot (2)
Her kim zerre miktarı bir hayır işlerse onu görecek, her kim zerre miktarı bir şer işlerse onu görecek (99:
8).
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Artık, kim doğru yolu bulursa, yalnızca kendisi için doğru yolu bulmuş olur. Kim de saparsa, yalnızca kendi yitimine yönelik sapmış olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü taşımaz. Zaten bir elçi göndermedikçe cezalandırmayız.
İbni Kesir
Kim, hidayete ererse; kendi nefsi için hidayete ermiş olur. Kim de dalalete düşerse; kendi nefsi aleyhine dalalete düşmüş olur. Hiç kimse başkasının yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azab ediciler değiliz.
Gültekin Onan
Kim hidayete ererse, kendi nefsi için hidayete erer, kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Hiç bir günahkar, bir başkasının günah yükünü yüklenmez. Biz, bir elçi gönderinceye kadar (hiç bir topluma) azab edecek değiliz.
Rowad Tercüme Merkezi
Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkâr bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.
Şaban Piriş
Hidayet yoluna giren kimse ancak kendisi için girmiş olur. Sapan kimsenin de sapıklığı ancak kendi aleyhinedir. hiçbir günahkar bir başkasının günahını yüklenmez. Biz, rasûl göndermedikçe azap etmeyiz.
Ali Özek ve diğerleri
Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü üstlenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe (kimseye) azap edecek değiliz.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kim iman ederek, hidayete yönelirse, hidayetinin sevabı kendisine aittir. Kim saparsa, sapıklığının cezası kendisine aittir. Hiçbir nefis başka bir nefsin günahını taşımaz. Biz hiçbir bir topluma hücceti ikame edip onlara bir resul göndermedikçe azap etmeyiz.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| مَّنِ | مَن | اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| ٱهْتَدَىٰ | هدي | قبل الهداية واستجاب للإرشاد. | |||
| فَإِنَّمَا | — | إنما: أداة حصر. | |||
| يَهْتَدِي | هدي | يستجيب للهداية. | |||
| لِنَفْسِهِ | نفس | لذاته، والنفس: الذات، ونفس كل شيء ذاته. والنفس: الروح والجسد معا. | |||
| وَمَن | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| ضَلَّ | ضلل | ضل الطريق: تاه وابتعد ولم يهتد إليه. | |||
| فَإِنَّمَا | — | إنما: أداة حصر. | |||
| يَضِلُّ | ضلل | يضل: يبتعد عن طريق الحق ولا يهتدي. | |||
| عَلَيْهَا | على | على: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| وَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| تَزِرُ | وزر | ولا تزر: ولا تحمل وزرا، والوزر هو الاثم الذي يستحق العقاب. | |||
| وَازِرَةٌ | وزر | حاملة للوزر. | |||
| وِزْرَ | وزر | الوزر: الاثم الذي يستحق العقاب. | |||
| أُخْرَىٰ | أخر | الأخرى:إحدى شيئين يكونان من جنس واحد، مؤنث الآخر. | |||
| وَمَا | ما | ما: نافية غير عاملة. | |||
| كُنَّا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| مُعَذِّبِينَ | عذب | معاقبين. | |||
| حَتَّىٰ | حتى | حرف جر بمعنى "إلى أن". | |||
| نَبْعَثَ | بعث | نرسل. | |||
| رَسُولًا | رسل | أصل الرسول: مصدر، بمعنى: الرسالة. والرسول من البشر، هو: من أوحي إليه بشرع ليعمل به ويبلغه للناس. والرسول من الملائكة، هو: الذي يبلغ عن الله تعالى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{فَإِنَّمَا} غنة في النون المشددة {لِنَفْسِهِ}، صلة قصيرة وصلًا وتحذف
وقفًا {وَمَنْ ضَلَّ} إخفاء حقيقي في النون مع الضاد {وَازِرَةٌ وِزْرَ} إدغام
بغنة في التنوين مع الواو {كُنَّا} غنة في النون المشددة، وفي باء {نَبْعَثَ}
قلقلة، وفي الوقف على {رَسُولًا} مد عوض (طبيعي).