İbrâhîm Suresi 9. Ayet

İbrahim · Mekke · Sure 14 · Ayet 9/52

أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ قَوْمِ نُوحٍ وَعَادٍ وَثَمُودَ ۛ وَٱلَّذِينَ مِنۢ بَعْدِهِمْ ۛ لَا يَعْلَمُهُمْ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَرَدُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فِىٓ أَفْوَٰهِهِمْ وَقَالُوٓا۟ إِنَّا كَفَرْنَا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ وَإِنَّا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَنَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ

E lem ye'tikum nebeullezine min kablikum kavmi nuhın ve adin ve semud, vellezine min ba'dihim, la ya'lemuhum illallah, caethum rusuluhum bil beyyinati fe reddu eydiyehum fi efvahihim ve kalu inna keferna bi ma ursiltum bihi ve inna le fi şekkin mimma ted'unena ileyhi murib.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

İbrâhîm Suresi 9. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

13. cüz · PDF sayfası 15

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sizden önceki Nuh, Ad, ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah'tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp, "Biz sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Size önünüzden geçenlerin haberleri gelmedi mi? Kavmi Nuhun, Adın ve Semudun ve daha onlardan sonrakilerin ki tafsıllerini ancak Allah bilir, onlara resulleri beyyinelerle geldiler de ellerini ağızlarına ittiler ve biz dediler: sizin gönderildiğiniz şey'i tanımıyoruz ve biz, sizin bizi da'vet ettiğiniz şeyden bir şekk içindeyiz

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Size, sizden önce gelip geçenlerin haberleri gelmedi mi? Nuh, Ad ve Semud kavminin ve onlardan sonrakilerin ki, ayrıntılarını ancak Allah bilir! Onlara peygamberleri açık delillerle geldiler de onlar, ellerini ağızlarına ittiler ve: "Biz, sizinle gönderilen şeyi tanımıyoruz ve biz, bizi davet ettiğiniz şeyden kuşkulu bir şüphe içindeyiz." dediler.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Sizden evvelkilerin, Nur, Ad ve Semud kavmlerinin ve onlardan sonra (gelib sayılarını) Allahdan başkasının bilmediği (kavmlerin) haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık bürhanlar getirmişdi de onlar ellerini ağızlarına itib: "Biz size gönderileni inkar etdik ve biz sizin da'vet eder olduğunuz (din) den kat'i ve kocundurucu bir şek ve şübhe içindeyiz" demişlerdi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sizden öncekilerin: Nuh, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin -ki onları(n sayısını) Allah'tan başka kimse bilmez- haberi size gelmedi mi? Elçileri onlara kanıtlar getirdi de onlar, ellerini ağızlarına koydu (öfkelerinden parmaklarını ısırdı)lar (yahut: peygamberlerin ağızlarını tuttular): "Biz sizinle gönderilen mesajı tanımadık ve biz sizin bizi çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz!" dediler.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Sizden önce gelip geçmiş ümmetlerin, Nuh, Ad ve Semud halklarının ve onlardan sonra gelip de Allah'tan başkasının tamtamına bilemeyeceği halkların başlarından geçen olaylardan haberdar olmadınız mı? Elçileri kendilerine delil ve mucizeler getirdiler de onlar ellerini ağızlarına götürüp: "Biz, dediler, sizinle gönderilen talimatları kabul etmiyoruz. Çünkü biz, bize yaptığınız davetin mahiyetinden derin bir kuşku içindeyiz."

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Allah'tan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız, biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri inkar ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Sizden önce gelip geçen (inkarcı toplum)ların başına gelenlerden hiç haberiniz olmadı mı; Nuh kavminin, 'Ad ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonra gelip geçen daha nicelerinin? Onlar(ın başına gelenleri) Allah'tan başka kimse bilmez. Onlara da kendileri için görevlendirilmiş olan elçiler, hakkı bütün açıklığıyla gösteren delillerle gelmişlerdi; fakat onlar, ellerini şaşkınlıkla ağızlarına götürüp "Biz, sizinle gönderildiğini iddia ettiğiniz mesajın hak olduğuna inanmıyoruz" dediler, "ve doğrusu bizi çağırdığınız şey(in mahiyetin)den yana ciddi bir şüphe ve şaşkınlık içindeyiz".

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Sizden önce geçen Nuh, Ad, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulaşmadı mı? -ki onları Allah'tan başkası bilmez-. Onlara peygamberleri belgelerle geldiler, fakat elleriyle ağızlarını kapatıp: -Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz, dediler.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Sizden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'tan başkası onları bilmez. Resulleri onlara beyyinelerle[1] geldiği halde onlar zorla susturmaya çalışarak: "Biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeyi küfrediyoruz;[2] bizi çağırdığınız şey konusunda kaygı verici ikilem içindeyiz." dediler.

Tefsir / dipnot (2)

Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.

Gerçek olduğunu kabul etmiyoruz, onları yok sayıyoruz, inanmıyoruz.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semud toplumlarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi? Allah'tan başkası onları bilmez. Elçiler onlara açık kanıtlarla gelmişlerdi. Fakat onlar, ellerini ağızlarına götürüp, şöyle dediler: "Aslında, sizinle gönderileni inkar ediyoruz. Aslında, bizi çağırdığınız şeyden derin bir kuşku duyuyoruz!"

İbni Kesir

Sizden önce geçenlerin Nuh, Ad, Semud kavimlerinin ve onlardan sonra Allah'tan başka kimsenin bilmediği kavimlerin haberi size gelmedi mi? Peygamberleri onlara ayetlerle geldiler de onlar, ellerini ağızlarına koyup: Biz, sizin gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar ettik, bizi çağırdığınız şeyden şüphe ve endişe içindeyiz, dediler.

Gültekin Onan

Sizden öncekilerin, Nuh kavminin, Ad ve Semud ile onlardan sonra gelenlerin haberi size gelmedi mi? Ki onları, Tanrı'dan başkası bilmez. Elçileri onlara apaçık delillerle gelmişlerdi de, ellerini ağızlarına götürüp (öfkelerinden ısırdılar) ve dediler ki: "Tartışmasız biz sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeylere küfrettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeyden de gerçekten kuşku verici bir tereddüt içindeyiz."

Rowad Tercüme Merkezi

Sizden önceki Nûh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin –ki onları Allah’tan başkası bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri mucizeler getirdiler de onlar (öfkeden parmaklarını ısırmak için) ellerini ağızlarına götürüp; “Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de derin bir şüphe içindeyiz.” dediler.

Şaban Piriş

Sizden önce geçen Nuh, Àd, Semûd halklarının ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size ulaşmadı mı? Ki onları Allah’tan başkası bilmez. Onlara peygamberleri delillerle geldiler, fakat ellerini ağızlarına götürüp: "Biz sizinle gönderilene küfrediyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz" dediler.

Ali Özek ve diğerleri

Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah'tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkâr ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

-Ey Kafirler- Sizden önce Nuh, Hûd, Âd, Salih, Semûd ve onlardan sonra yaşayıp elçileri yalanlayan kavimlerin helak haberi size ulaşmadı mı? Onların sayısını Allah'tan başka kimse bilemez. Resulleri onlara apaçık delillerle gelmişti. Resullere olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırmak için ellerini ağızlarına sokarak, resullerine şöyle dediler: "Şüphesiz ki biz, gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz ve bizi çağırdığınız şey hakkında da şek ve şüphe duymaktayız."

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
أَلَمْلملم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي.
يَأْتِكُمْأتييجئكم.
نَبَؤُانبأالنبأ: الخبر ذو الشأن.
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
مِنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
قَبْلِكُمْقبلقبل: ظرف للزمان، ويضاف لفظا أو تقديرا، وهو نقيض بعد.
قَوْمِقومقوم نوح: من بعث إليهم.
نُوحٍنوحنوح: نبي من أنبياء الله عز وجل، وأول المرسلين عليه السلام، لبث في قومه ألف سنة إلا خمسين عاما يدعوهم إلى الله فأعرضوا حتى أخذهم الطوفان.
وَعَادٍعادعاد: قوم هود عليه السلام، وهي قبيلة قديمة سميت باسم أبيهم، وكانت منازلهم بالأحقاف من بلاد اليمن.
وَثَمُودَثمودثمود: القبيلة المعروفة الذين كانوا يسكنون الحجر وما حوله، من أرض الحجاز وجزيرة العرب. أرسل الله لهم أخاهم صالحا نبيا يدعوهم إلى الله - عليه السلام.
وَٱلَّذِينَالذيالذين: اسم موصول لجماعة الذكور.
مِنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
بَعْدِهِمْبعدبعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم.
لَالانافية غير عاملة.
يَعْلَمُهُمْعلمالعلم: ‌من ‌صفات ‌الله الذاتية التي لا تنفك عنه جلّ وعلا. وعلمه سبحانه وتعالى محيط بكلّ شيء أزَلاً وأبداً.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا.
ٱللَّهُألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره
جَاءَتْهُمْجيأأتتهم.
رُسُلُهُمرسلالرسل: جمع رسول، والرسول من الناس: إنسان أوحي إليه بشرع ‌وأمر ‌بتبليغه، فإن لم يؤمر فنبي فقط. والرسول من الملائكة: هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله.
بِٱلْبَيِّنَٰتِبينبالحجج الواضحات.
فَرَدُّوارددفردوا أيديهم: أرجعوها إلى أفواههم، أو أومأوا بالسكوت.
أَيْدِيَهُمْيديجوارحهم، جمع يد.
فِيفيحرف جر بمعنى "إلى".
أَفْوَٰهِهِمْفوهالأفواه: جمع فوه أي فم.
وَقَالُواقولوتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يرد القول أعم من ذلك.
إِنَّاإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
كَفَرْنَاكفركفرنا: أنكرنا ولم نؤمن.
بِمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
أُرْسِلْتُمرسلإرسال الرسول: تحميله الرسالة الإلهية للعمل بها ولتبليغها.
بِهِبالباء: حرف جر يفيد معنى الملابسة أو الحال.
وَإِنَّاإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
لَفِيفيفي: حرف جر يفيد معنى الظرفية المجازية.
شَكٍّشككفي شك من كذا: في حالة ريبة وقلق بشأنه.
مِّمَّا—أصلها "من ما" المحتوية على: من السببية و ما الموصولة أو الموصوفة.
تَدْعُونَنَادعوتدعوننا إليه: تحثوننا عليه.
إِلَيْهِإلىإلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية.
مُرِيبٍريبباعث للريبة والقلق في النفوس.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{مِنْ قَبْلِكُمْ} إخفاء حقيقي في النون مع القاف، والباء مقلقلة {نُوحٍ

وَعَادٍ وَثَمُودَ} في التنوين مع الواو فيهما إدغام بغنة، والأرجح الوقف على

{وَثَمُودَ} {مِنْ بَعْدِهِمْ} إقلاب {جَاءَتْهُمْ} مد متصل {رُسُلُهُمْ

بِالْبَيِّنَاتِ} إخفاء شفوي للميم عند الباء {فَرَدُّوا أَيْدِيَهُمْ فِي}. مد

منفصل، والميم مع الفاء إظهار شفوي {فِي أَفْوَاهِهِمْ} مد منفصل، ويركَّز على

إظهار الهاءيْن {وَقَالُوا إِنَّا} مد منفصل، يليه غنة في النون المشددة {بِمَا

أُرْسِلْتُمْ بِهِ} مد منفصل، يليه إخفاء شفوي في الميم مع الباء {وَإِنَّا} غنة

في النون المشددة، يليها مد طبيعي {شَكٍّ مِمَّا} إدغام بغنة للتنوين في الميم،

وغنة في الميم الثانية {تَدْعُونَنَا إِلَيْهِ} مد منفصل. وفي باء {مُرِيبٍ} قلقلة

عند الوقف.