Haşr Suresi 17. Ayet
Toplanma · Medine · Sure 59 · Ayet 17/24
فَكَانَ عَـٰقِبَتَهُمَآ أَنَّهُمَا فِى ٱلنَّارِ خَـٰلِدَيْنِ فِيهَا ۚ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُا۟ ٱلظَّـٰلِمِينَ
Fe kane akıbetehuma ennehuma fin nari halideyni fiha, ve zalike cezauz zalimin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Haşr Suresi 17. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra ikisinin de akıbeti ebediyyen ateşte kalmaları oldu ve işte zalimlerin cezası budur
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra ikisinin de sonu, sonsuza dek ateşte kalmaları oldu. İşte zalimlerin cezası budur,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Nihayet ikisinin de aakıbeti hakıykaten ateşin içinde ebedi kalıcı (insanlar) olmalarıdır. İşte bu, o zaalimlerin cezasıdır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Nihayet ikisinin de sonu, ebedi olarak ateşte kalmaları oldu. Zalimlerin cezası budur.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Neticede ikisinin akıbeti de, ebedi kalmak üzere cehenneme girmek oldu. İşte zalimlerin cezası budur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonunda onların akibetleri, şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Böylece, sonunda ikisi de, (hem hakikati inkar edenler, hem de ikiyüzlüler,) kendilerini yerleşip kalacakları bir ateşte bulacaklar, çünkü zalimlerin cezası budur.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Her ikisinin de sonu, ateşin içinde sonsuza dek kalmaktır. İşte zalimlerin cezası budur.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Bu yüzden, ikisinin de sonu, ateşin içinde sürekli kalmak olacaktır. Çünkü haksızlık yapanların cezası, işte budur.
İbni Kesir
Nihayet ikisinin de akıbeti; içinde ebediyyen kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
Gültekin Onan
Sonunda onların akibetleri, şüphesiz ateşin içinde ikisinin de süresiz olarak kalıcı olmalarıdır. İşte zalim olanların cezası budur.
Rowad Tercüme Merkezi
Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
Şaban Piriş
Böylece her ikisinin de sonu, içinde ebedi kalacakları ateştir. İşte zalimlerin cezası budur.
Ali Özek ve diğerleri
Nihayet ikisinin de sonu, içinde ebedî kalacakları ateş olacaktır. İşte bu, zalimlerin cezasıdır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kıyamet günü şeytanın ve ona itaat edenin sonu (kendisine itaat edilen şeytan ile ona tabi olan insanın) içinde ebedî kalacakları ateştir. Onları bekleyen o ceza, Allah Teâlâ'nın sınırlarını çiğneyerek kendi nefislerine zulmeden zalimlerin cezasıdır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| فَكَانَ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| عَٰقِبَتَهُمَا | عقب | العاقبة: الخاتمة والمصير الأخير. | |||
| أَنَّهُمَا | أنّ | أن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلنَّارِ | نور | نار الآخرة وهي نار جهنم. | |||
| خَٰلِدَيْنِ | خلد | باقيين على الدوام. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| وَذَٰلِكَ | ذا | ذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد المذكر. | |||
| جَزَٰؤُا | جزي | عقاب. | |||
| ٱلظَّٰلِمِينَ | ظلم | الجائرين المتجاوزين للحد بالكفر أو الفسق أو نحوهما. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{أَنَّهُمَا} في النون غنة. ومثلها {فِي النَّارِ} وفي {جَزَاءُ} مد
متصل. ورسمت {جَزَاءُ} بالهمزة على واو لاحتمال ما فيها من وجوه القراءات لحمزة
وغيره من القراء.