Fussilet Suresi 11. Ayet
Ayrıntılı · Mekke · Sure 41 · Ayet 11/54
ثُمَّ ٱسْتَوَىٰٓ إِلَى ٱلسَّمَآءِ وَهِىَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ ٱئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَآ أَتَيْنَا طَآئِعِينَ
Summesteva iles semai ve hiye duhanun fe kale leha ve lil ardı'tiya tav'an ev kerha, kaleta eteyna taiin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Fussilet Suresi 11. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra Semaya doğruldu da o bir dumanken ona ve Arza gelin, ikiniz de ister istemez, dedi: geldik istiye istiye dediler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: "İkiniz de ister istemez gelin!" dedi. İkisi de: "isteye isteye geldik." dediler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sonra (iradesi) göğe — ki, o bir buhaar haalinde idi — doğruldu da ona ve arza "ikiniz de ister istemez gelin" buyurdu. Onlar da "İsteye isteye geldik" dediler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra duman (gaz) halinde bulunan göğe yöneldi, ona ve arza: "İsteyerek veya istemeyerek (buyruğuma) gelin" dedi. "İsteyerek (buyruğuna) geldik." dediler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sonra iradesi bir gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yere şöyle buyurdu: "İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin!" Onlar da: "Gönüllü olarak geldik." dediler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin." İkisi de: "İsteyerek (İtaat ederek) geldik" dediler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve O, (sadece) duman halinde olan göklere şekil verdi; onlara ve arza, "İkiniz de isteyerek yahut istemeden (varlık alanına) gelin!" diye buyurdu. İkisi birden: "Peki, boyun eğerek geliriz!" dediler.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi ve dünya ile göğe: -İsteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: -İsteyerek geldik, dediler.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik." dediler.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Bu, Allah'ın evrene koyduğu yasaların alegorik/simgesel anlatımıdır.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonra, büyük bir duman durumunda olan göklere yöneldi.[408] Ona ve yeryüzüne, şöyle dedi: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" İkisi de şöyle dediler: "İsteyerek geldik!"
Tefsir / dipnot (1)
İşte, bir bilgi ayeti: Kant-Laplace Kuramı'na göre, Nebula ismi verilen kızgın gaz kütlesi kendi ekseni çevresinde sarmal bir devinimle dönerken, süreç içerisinde soğuyarak küçülmüştür. Ağırlığı az olan gazlar güneş tarafından çekilmiş, çekim etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış, ağır olan gazlar da değişik uzaklıklardaki gökcisimlerini oluşturmuşlardır. "Büyük bir duman durumunda olan gök" anlatımının, "Kızgın gaz kütlesi" anlamına geldiği son yüzyılda öğrenildi. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı -CERN- deneyinin ilk sonuçlarını açıklayan uzmanlar, bu çarpışma sonucunda maddenin akışkan biçimini elde ettiklerini belirterek; "Elde ettiğimiz bu sonuca, maddenin koyu kıvamlı çorba durumu diyebiliriz. Bu, evrenlerin oluşmaya başlamasının hemen sonraki durumudur." dediler. Bu kurama göre, çorba kıvamlı madde soğudukça atom altı parçacıklarını oluşturuyor; birbirine yapışan atom altı parçacıkları da atomu ortaya çıkarıyor. CERN deneyi konusunda, 56:75 ayetinin dipnotunda bilgi verilmiştir.
İbni Kesir
Sonra göğe yöneldi ki; o, duman halindeydi. Ona ve yere dedi ki: İsteyerek veya istemeyerek ikiniz de gelin. İkisi de dediler ki: İsteyerek geldik.
Gültekin Onan
Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: "İsteyerek veya istemeyerek gelin." İkisi de: "İsteyerek (itaat ederek) geldik" dediler.
Rowad Tercüme Merkezi
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere: "İsteyerek ya da istemeyerek gelin!" dedi. Onlar da: "İsteyerek geldik." dediler.
Şaban Piriş
Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere: İsteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: İsteyerek geldik, dediler.
Ali Özek ve diğerleri
Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de «İsteyerek geldik» dediler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sonra Allah -Subhanehu ve Teâlâ- gökyüzünü yaratmaya yöneldi. O gün gökyüzü duman halindeydi. Yüce Allah, gökyüzüne ve yeryüzüne: "İsteyerek ya da kerih görerek emrime boyun eğin!" dedi. Bu husus da ikiniz için de elzem bir durumdur. O ikisi de: "İtaat ederek geldik." dediler. Ey Rabbimiz! Senin dilemen dışında bizim bir dilememiz yoktur.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ثُمَّ | ثم | حرف استئناف يفيد التشريك في الحكم والترتيب مع التراخي غالبا. | |||
| ٱسْتَوَىٰ | سوي | قصد. | |||
| إِلَى | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| ٱلسَّمَاءِ | سمو | السماء، مصدر سما، وهي: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، وله أبواب تُفَتَّح. | |||
| وَهِيَ | هي | هي: ضمير الغائبة. | |||
| دُخَانٌ | دخن | ما يكون مع اللهيب، وقد يقال للبخار وما هو على صورته دخان. | |||
| فَقَالَ | قول | قال لها: أمرها. | |||
| لَهَا | ل | اللام: حرف جر يفيد معنى التبليغ. | |||
| وَلِلْأَرْضِ | أرض | الأرض: الكرة التي عليها الحيوان والنبات. وتطلق الكلمة على قسم منها كبير أو صغير. والجمع: أرْضون وأرَضون وأراضٍ. | |||
| ٱئْتِيَا | أتي | جيئا. | |||
| طَوْعًا | طوع | انقيادا سهلا. | |||
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد التخيير. | |||
| كَرْهًا | كره | إجبارا. | |||
| قَالَتَا | قول | قالتا أتينا: يراد بها سرعة الإنجاز والانقياد. | |||
| أَتَيْنَا | أتي | جئنا. | |||
| طَائِعِينَ | طوع | مستجيبين. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{ثُمَّ} غنة في الميم {اسْتَوَى إِلَى} مد منفصل {السَّمَاءِ} مد متصل
{دُخَانٌ فَقَالَ} إخفاء حقيقي في التنوين مع الفاء {وَلِلْأَرْضِ ائْتِيَا} تسقط
همزة الوصل وصلًا وتثبت همزة القطع ساكنة، ويبدأ (إيتيا) بهمزة وصل مكسورة وإبدال
همزة القطع ياء من جنس حركة همزة الوصل {قَالَتَا أَتَيْنَا} مد منفصل
{طَائِعِينَ} مد متصل، يليه مد عارض للسكون عند الوقف.