Furkân Suresi 15. Ayet
Ayırıcı · Mekke · Sure 25 · Ayet 15/77
قُلْ أَذَٰلِكَ خَيْرٌ أَمْ جَنَّةُ ٱلْخُلْدِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۚ كَانَتْ لَهُمْ جَزَآءً وَمَصِيرًا
Kul e zalike hayrun em cennetul huldilleti vuidel muttekun, kanet lehum cezaen ve masira.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Furkân Suresi 15. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanlara va'dedilen ebedilik cenneti mi?" Orası onlar için bir mükafat ve varılacak bir yerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ya o mı hayırlı, yoksa müttekilere va'dolunan Huld Cenneti mi? Ki kendilerine bir mükafat, ve akıbet varacakları bir me'va bulunuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "O mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va'dolunan sonsuzluk cenneti mi?" O, kendilerine bir mükafat ve varacakları yer olarak hazırlanmıştır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
De ki: "Bu mu hayırlı, yoksa muttakıylere va'd olunan ebedilik cenneti mi? Ki bu, onlar için bir mükafat, bir merci'dir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: "Bu mu iyi, yoksa korunanlara va'dedilen ebedi cennet mi? O da onların mükafat ve sonucudur!"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
De ki: "Bu mu iyi, yoksa takva ehline vad olunan ebedi cennet mi?" Orası onlar için bir mükafat ve pek güzel bir akıbettir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
De ki: "Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va'dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
De ki: "(Şimdi söyleyin,) bu mu daha hayırlı, yoksa Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlara bir mükafat ve yerleşme yeri olarak vaad edilen ebedi cennet mi?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Bu mu hayırlı, yoksa takva sahiplerine söz verilen ebedi cennet mi? Orası onlar için bir ödül ve son duraktır, de!
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
De ki: "Bu mu daha hayırlıdır, yoksa takva sahipleri için bir ödül olan, dönüş yeri olarak söz verilen süresiz Cennet mi?"
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
De ki: "Bu mu daha iyidir; yoksa sorumluluk bilinci taşıyanlara, bir ödül ve yerleşme yeri olarak sözü verilen sonsuzluk cenneti mi?"
İbni Kesir
De ki: Bu mu daha hayırlıdır, yoksa müttakilere vaad olunan ebedi cennet mi? Ki bu, onlar için bir mükafat ve son duraktır.
Gültekin Onan
De ki: "Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine vaadedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır."
Rowad Tercüme Merkezi
De ki: "Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vadedilen Ebedilik Cenneti mi? Orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir."
Şaban Piriş
Bu mu hayırlı, yoksa takva sahiplerine söz verilen ebedi Cennet mi? de! Orası onlar için bir ödül ve dönüş yeridir.
Ali Özek ve diğerleri
De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takvâ sahiplerine vâdedilen ebedilik cenneti mi? Orası, onlar için bir mükâfat ve (huzura kavuşacakları) bir varış yeridir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ey Resul! Onlara de ki: "Size vasfolunmuş olan azap mı yoksa nimetleri devamlı olan ve asla kesilmeyen ebedilik cenneti mi daha hayırlı? İşte bu (Ebedilik cenneti); Allah'ın, takva sahibi Mümin kullarına kıyamet günü vadettiği bir sevap (karşılık) ve dönüş yeridir."
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| قُلْ | قول | فعل أمرٍ مِنْ قالَ يقولُ بمعنى تَكَلَّمْ. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به باللسان | |||
| أَذَٰلِكَ | ذا | ذلك: اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد المذكر. | |||
| خَيْرٌ | خير | اسم تفضيل وأصله أخير بمعنى أكثر نفعا وصلاحا. | |||
| أَمْ | أم | حرف عطف متصل يفيد معنى الإستفهام والتسوية. | |||
| جَنَّةُ | جنن | الجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| ٱلْخُلْدِ | خلد | الدوام والبقاء. | |||
| ٱلَّتِي | التي | اسم موصول يقع على كل أنثى. | |||
| وُعِدَ | وعد | وعد المتقون: منوا ومنحوا الأمل. | |||
| ٱلْمُتَّقُونَ | وقي | أصحاب التقوى بطاعة الله والبعد عن معصيته. | |||
| كَانَتْ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَهُمْ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإستحقاق. | |||
| جَزَاءً | جزي | ثوابا ومكافأة. | |||
| وَمَصِيرًا | صير | مصيرا: مرجعا أو رجوعا. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{خَيْرٌ أَمْ} إظهار حلقي {جَنَّةُ} غنة في النون المشددة {جَزَاءً
وَمَصِيرًا} مد متصل، يليه إدغام بغنة في التنوين مع الواو.