En'âm Suresi 88. Ayet
Enam · Mekke · Sure 6 · Ayet 88/165
ذَٰلِكَ هُدَى ٱللَّهِ يَهْدِى بِهِۦ مَن يَشَآءُ مِنْ عِبَادِهِۦ ۚ وَلَوْ أَشْرَكُوا۟ لَحَبِطَ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ
Zalike hudallahi yehdi bihi men yeşau min ıbadih, ve lev eşreku le habita anhum ma kanu ya'melun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
En'âm Suresi 88. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte bu, Allah'ın hidayetidir ki, kullarından dilediğini buna iletip yöneltir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte o yol Allah hüdasıdır, o bunu kullarından dilediğine hidayet eyler, ve eğer bunlar şirketmiş olaydılar bütün mesaileri heder olmuş gitmişti
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte bu yol Allah yoludur. O, kullarından dilediğine hidayet eyler. Eğer bunlar Allah'a ortak koşmuş olsalardı, bütün yaptıkları boşa gitmiş olurdu.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İşte o (yol), Allahın hidayet yoludur ki O, bunu kullarından kime dilerse ona nasıyb eder. Eğer onlar da (Allaha) eş koşsalardı yapageldikleri her şey kendi hesablarına elbette boşa gitmişdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini bununla doğru yola iletir. Eğer (onlar Allah'a) ortak koşsalardı, yaptıkları (güzel) şeyler hiç olur, giderdi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İşte bu yol Allah'ın hidayet yoludur ki kullarından dilediğini ona götürür. Eğer onlar Allah'a ortak tanısalardı, bütün yaptıkları, elde ettikleri bütün kazançları heder olmuş gitmişti.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bu, Allah'ın hidayetidir; kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olurdu.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bu, Allahın rehberliğidir: O, bununla kullarından kimi dilerse onu doğru yola ulaştırır. Onlar, Allahtan başka şeylere ilahlık yakıştırmış olsalardı, o ana kadar yaptıkları bütün (iyi) şeyler gerçekten boşa gitmiş olurdu:
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İşte bu, Allah'ın hidayetidir. Kullarından dilediği kimseyi bununla hidayete ulaştırır. Eğer Allah'a şirk koşsalardı, yapmış oldukları şeyler, boşa giderdi.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
İşte bu, Allah'ın hidayetidir.[1] Kullarından dilediğini bununla hidayet eder. Eğer şirk koşsalardı, yaptıkları boşa giderdi.
Tefsir / dipnot (1)
Doğru yol göstericisi. Doğru yol, doğru yola iletmek, doğru yolu seçmek, doğru yolda yürümek. Gerçekle buluşmak, gerçeği kavramak. Güzel, yumuşak bir şekilde yol göstermek; işaret etmek şeklinde yol göstermek. Gerçeğe ve doğruya ulaşmak, hakikatle buluşmak.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İşte bu, Allah'ın yol gösterişidir; Onunla, dilediği kulunu doğru yola eriştirir. Onlar da ortaklar koşsalardı, yaptıkları her şey boşa giderdi.
İbni Kesir
İşte bu; Allah'ın, hidayetidir ki kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Eğer onlar da şirk koşsalardı yapageldikleri şeyler boşa çıkardı.
Gültekin Onan
Bu, Tanrı'nın hidayetidir; kullarından dilediğini bununla hidayete erdirir. Onlar da şirk koşsalardı, elbette bütün yapıp ettikleri 'onlar adına' boşa çıkmış olurdu.
Rowad Tercüme Merkezi
Bu Allah’ın hidâyetidir. O, kullarından kimi dilerse onunla hidâyete erdirir. Eğer onlar dahi şirk koşsalardı, yaptıkları her şey boşa giderdi.
Şaban Piriş
İşte bu, Allah’ın hidayetidir. Kullarından dilediğine bununla hidayet eder. Eğer onlar Allah’a şirk koşsalardı, yapmış oldukları ameller boşa giderdi.
Ali Özek ve diğerleri
İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onlar için hasıl olan başarı Allah'ın muvaffak kılmasıdır. O dilediği kullarını muvaffak kılar. Eğer Allah'a bir başkasını ortak koşarsalar amelleri boşa giderdi. Çünkü şirk salih ameli iptal eder.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ذَٰلِكَ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد. | |||
| هُدَى | هدي | هدى الله: هدايته، والمراد دينه الحق. | |||
| ٱللَّهِ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| يَهْدِي | هدي | يرشد إلى الإيمان ويوفق إليه. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء. | |||
| مَن | مَن | يحتمل أن تكون موصولة أو نكرة موصوفة. | |||
| يَشَاءُ | شيأ | المشيئة: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| مِنْ | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| عِبَادِهِ | عبد | خلقه. | |||
| وَلَوْ | لو | لو: أداة شرط للزمن الماضي وهي امتناعية. | |||
| أَشْرَكُوا | شرك | أشركوا بالله: جعلوا غيره شريكا له في ملكه. | |||
| لَحَبِطَ | حبط | لبطل و سقط | |||
| عَنْهُم | عن | عن: حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| مَّا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| يَعْمَلُونَ | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{بِهِ} صلة صغرى {مَنْ يَشَاءُ} إدغام بغنة، ثم مد متصل {مِنْ عِبَادِهِ}
إظهار حلقي، وصلة صغرى {عَنْهُمْ مَا} إظهار حلقي، وإدغام مثلين صغير.