En'âm Suresi 30. Ayet
Enam · Mekke · Sure 6 · Ayet 30/165
وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ وُقِفُوا۟ عَلَىٰ رَبِّهِمْ ۚ قَالَ أَلَيْسَ هَـٰذَا بِٱلْحَقِّ ۚ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَرَبِّنَا ۚ قَالَ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ
Ve lev tera iz vukıfu ala rabbihim, kale e leyse haza bil hakk, kalu bela ve rabbina, kale fe zukul azabe bima kuntum tekfurun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
En'âm Suresi 30. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Rab'lerinin huzurunda durduruldukları vakit (hallerini) bir görsen! (Allah) diyecek ki: "Nasıl, şu (dirilmek) gerçek değil miymiş?" Onlar, "Evet, Rabbimize andolsun ki, gerçekmiş" diyecekler. (Allah), "Öyleyse inkar etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!" diyecek.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
hem görsen onları: rablerinin huzuruna durdukları vakıt! nasıl, deyecek; şu gördüğünüz hak değil mi imiş? Evet, rabbımız hakkı için diyecekler, o halde buyuracak: tadın azabı, küfrettiğinizin cezası
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem görsen onları, Rablerinin huzuruna durdukları zaman! O: "Nasıl şu gördüğünüz gerçek değil miymiş?" diyecek, onlar da: "Evet Rabbimiz hakkı için gerçek!" diyecekler. O zaman: "Küfrettiğinizin cezası olarak azabı tadın!" buyuracak.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman sen (onları) bir görsen! (O vakit Allah) "Şu (alem) hak değil miymiş?" demiş, onlar da "Rabbimize andolsun, evet" demişlerdir (diyeceklerdir). "Öyle ise, dedi (diyecek), küfür (ve inkar) edegeldiğiniz şeyler yüzünden tadın azabı"!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onları Rablerinin huzurunda durdurulmuş iken bir görsen: (Allah) "Bu gerçek değil miymiş?" dedi. Dediler ki, "Evet Rabbimiz hakkı için gerçektir!" "Öyle ise inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın!" dedi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hem onları Rab'lerinin huzuruna getirilip hesap meydanında durduruldukları zaman bir görsen! Hak Teala: "Nasıl, diyecek, şu gördüğünüz diriliş gerçek değil miymiş?" Onlar da: "Evet, Rabbimiz hakkı için gerçekmiş!" diyecekler. Allah Teala buyuracak: "Öyle ise, kafirliğinizden ötürü şimdi tadın azabı!"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: (Allah:) "Bu, gerçek değil mi?" dedi. Onlar: "Evet, Rabbimiz hakkı için" dediler. (Allah:) "Öyleyse inkar edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın" dedi.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ama sen (onları) Rablerinin huzuruna çıkarılacakları (ve) Onun, "Bu, hakikat değil mi?" diye soracağı zaman görsen. Onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı için öyle!" diye cevap verecekler. (Bunun üzerine,) Allah, "Tadın öyleyse" diyecek, "hakikati reddetmenizden doğan bu azabı!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Rab'lerinin karşısında durdurulduklarını ve (Allah'ın): -Bu gerçek değil miymiş? dediğinde onların: -Rabbimize andolsun ki kesinlikle gerçekmiş, dediklerini ve (Allah'ın da onlara): -Kafir olduğunuz için azabı tadın, dediği anı bir görsen!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Rabb'lerinin huzurunda durdurulduklarında, onları bir görsen! Allah, "Bu, gerçek değil miymiş?" dedi. Onlar: "Rabb'imize ant olsun ki gerçekmiş." dediler. " O halde kafirliğinizden[1] dolayı azabı tadın." dedi.
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 6:2. ayetin 2. dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Efendilerinin karşısında durdurulduklarında, onları bir görsen? "Gerçek değil miymiş bu?" Derler ki: "Efendimize yemin ederiz ki, evet, öyle!" Şöyle diyecek: "Nankörlük etmenize karşılık, artık tadın cezayı!"
İbni Kesir
Bir görseydin eğer; Rabblarının huzurunda durdukları zaman, O: Bu, hak değil miymiş? deyince; onlar da: Rabbımız hakkı için evet, derler. Allah da buyurur ki: Öyleyse küfür edegeldiğinizden dolayı tadın azabı.
Gültekin Onan
Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen. (Tanrı:) "Bu gerçek değil mi?" dedi. Onlar: "Evet, rabbimiz hakkı için" dediler. (Tanrı:) "Öyleyse küfretmeniz nedeniyle / küfrettiğiniz için (tekfürun) azabı tadın" dedi.
Rowad Tercüme Merkezi
Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman, sen onları bir görsen: O vakit Allah onlara, bu yeniden dirilme olayı gerçek değil miymiş? diyecek, onlar da “Rabbimize andolsun ki, evet” diyeceklerdir (Allah): “Öyleyse inkâr etmekte olduğunuzdan dolayı tadın azabı!” diyecek.
Şaban Piriş
Rab’lerinin karşısında durdurulduklarını ve (Allah’ın): Bu gerçek değil miymiş? dediğinde onların: Rabbimize andolsun ki kesinlikle gerçekmiş, dediklerini ve (Allah’ın da onlara): Küfretmeniz sebebiyle azabı tadın, dediği anı bir görsen!
Ali Özek ve diğerleri
Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir görsen! Allah: «Bu (yeniden dirilme olayı), hak değil miymiş?» diyecek. Onlar da «Rabbimize andolsun ki evet!» diyecekler. Allah da, «Öyle ise inkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın!» diyecek.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- Yeniden dirilmeyi inkâr edenler Rablerinin huzurunda durduruldukları ve Allah'ın onlara; "Bu dirilme sizin yalanladığınız hak, sabit olan üzerinde hiçbir şek ve şüphe olmayan tekrardan dirilme değil mi?" dediği zaman onların içinde bulunduğu kötü hallerini bir görseydin. Onlar da: "Bizi yaratan Rabbimize yemin olsun ki yeniden dirilme haktır, üzerinde şek şüphe bulunmayan gerçektir." derler. Bunun üzerine Yüce Allah onlara şöyle buyurur: "Bu günü inkâr etmenizden dolayı tadın azabı! Çünkü siz, bu günü dünya hayatınızda yalanlıyordunuz.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَوْ | لو | لو: أداة للدلالة على الشرط وهي غير امتناعية. | |||
| تَرَىٰ | رأي | تبصر وتشاهد. | |||
| إِذْ | إذ | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن الماضي. | |||
| وُقِفُوا | وقف | أمسكوا وحبسوا. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يفيد التعليل. | |||
| رَبِّهِمْ | ربب | وقفوا على ربهم: حبسوا بين يدي الله تعالى لقضائه فيهم يوم القيامة. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| قَالَ | قول | تكلم. والقول والكلام: ثابت لله على ما يليق به. | |||
| أَلَيْسَ | ليس | أليس: للتقرير، أي: لإثبات نسبة خبرها إلى اسمها. | |||
| هَٰذَا | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه، والمراد: هذا البعث الذي كنتم تنكرونه في الدنيا. | |||
| بِٱلْحَقِّ | حقق | صدقاً واقعاً. والحق لغة: نقيض الباطل، ويطلق على: الحظ، والنصيب، والثابت والموجود، والشيء الذي لا ينبغي إنكاره. ومعنى حق الأمر: وجب ووقع بلا شك. والحق في استعمالاته المختلفة لغة يفيد الوجوب والثبوت مما يدل على أن أصل معناه هو هذا. وفي الاصطلاح: يطلق على الواجب الثابت الذي يشمل حقوق الله تعالى، وحقوق العباد. | |||
| قَالُوا | قول | تكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يُراد بالقول أعمّ من ذلك. | |||
| بَلَىٰ | بلى | حرف جواب للإستفهام يفيد إثبات النفي. | |||
| وَرَبِّنَا | ربب | وإلهنا المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| قَالَ | قول | تكلم. والقول والكلام: ثابت لله على ما يليق به. | |||
| فَذُوقُوا | ذوق | الذّوق: وجود الطعم بالفم، وأصله فيما يقلّ تناوله دون ما يكثر، فإنّ ما يكثر منه يُقال له: الأكل، واختير في القرآن لفظ الذّوق في العذاب، والمراد: ذوقوا العذاب بسبب كفركم بيوم البعث. | |||
| ٱلْعَذَابَ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل، وكل ما شقَّ على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| كُنتُمْ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| تَكْفُرُونَ | كفر | تجحدون ولا تؤمنون، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنّه ستر الحق وغطى عليه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{تَرَى إِذْ} مد منفصل، وفي الوقف على {بِالْحَقِّ} قلقلة {كُنْتُمْ
تَكْفُرُونَ} إخفاء حقيقي، يليه إظهار شفوى.