Bakara Suresi 48. Ayet

İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 48/286

وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا لَّا تَجْزِى نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْـًٔا وَلَا يُقْبَلُ مِنْهَا شَفَـٰعَةٌ وَلَا يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

Vetteku yevmen la teczi nefsun an nefsin şey'en ve la yukbelu minha şefaatun ve la yu'hazu minha adlun ve la hum yunsarun.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve öyle bir günden korunun ki kimse kimseden bir şey ödeyemez, kimseden şefaat de kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz, hem onlar kurtarılacak da değillerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve kimsenin kimseden bir şey ödeyemeyeceği, kimseden şefaatin kabul olunmayacağı, kimseden fidyenin alınmayacağı ve kimsenin kurtarılamayacağı bir günden sakının!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Ve öyle bir günden korkun ki (o günde) hiçbir kimse, hiçbir kimse namına bir şey ödeyemez. Ondan her hangi bir şefaat kabul olunmaz. Ondan bir fidye (bedel) alınmaz, onlara (Allahın azabından kurtulmak hususunda) yardım da edilmez.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ve öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse, kimsenin cezasını çekmez (borcunu ödemez); kimseden şefaat (aracılık, iltimas) da kabul edilmez; kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım yapılmaz.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse başkasının yerine birşey ödeyemez, kimseden şefaat kabul edilmez, hiç kimseden fidye alınmaz, hem onlara yardım da edilmez.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ve hiçbir insanın ötekine en ufak bir yararının dokunmayacağı, hiç kimseden şefaatin kabul edilmeyeceği, kimseden fidye alınmayacağı ve hiç kimsenin yardım görmeyeceği Gün(ün mutlaka gelip çatacağı) bilinciyle yaşasanıza!

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da görülmeyeceği bir günden kendinizi koruyun.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Öyle bir günden korunup sakının ki: Hiç kimse bir başkasına yardım edemez. Kimseden şefaat[1] kabul edilmez. Kimseden fidye de alınmaz. Kimseye yardım da edilmez.

Tefsir / dipnot (1)

Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir. Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Ve kimsenin, kimse adına bir şey ödeyemeyeceği, kimsenin ara buluculuğunun kabul edilmeyeceği, kimseden kurtulmalık alınmayacağı ve onlara yardım da edilmeyeceği günden sakının.

İbni Kesir

Ve öyle bir günden korkun ki; o günde kimse, kimse için bir şey ödeyemez. Şefaat kabul edilmez. Fidye alınmaz ve onlara yardım da edilmez.

Gültekin Onan

Kimsenin kimse yerine birşey ödeyemeyeceği, aracılık (şefaat) kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım da edilmeyeceği bir günden sakının.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Kendiniz ile kıyamet gününün azabı arasında emirleri yerine getirip yasakları terk ederek korunak edinin. O gün kimse kimseye fayda sağlayamaz. O günde bir zararı def etmek veya bir fayda sağlamak için Allah'ın izni olmadan bir kimsenin (başka bir kimseye) şefaati kabul edilmez. Yeryüzü dolusu altın dahi olsa fidye olarak kabul edilmez. O günde onlara yardımcı olacak kimse yoktur. Şefaatçinin fayda vermediği, fidyenin kabul edilmediği ve yardımcının da olmadığı zaman kaçış nereyedir?

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَٱتَّقُواوقياحذروا واجعلوا لكم وقاية تحميكم وتقيكم. ‌و‌التقوى: أن يجعل العبد بينه وبين غضب الله وعقابه وقاية؛ بفعل أمره وترك معصيته..
يَوْمًايومالمراد: يوم القيامة. والياء والواو والميم: كلمةٌ واحدة، هي اليومُ الواحدُ من الأيام، وهو: مطلق الزمن، وقيل: زمنٌ مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها.
لَّالانافية غير عاملة.
تَجْزِيجزيلا تجزي: لا تغني، ولا تقضي لا وتنوب.
نَفْسٌنفسالنفس: الذات والروح أيضاً. ونفس كل شيء، ذاته.
عَنعنحرف جر بمعنى "بدل".
نَّفْسٍنفسالنفس: الذات والروح أيضاً. ونفس كل شيء، ذاته.
شَيْءًاشيأ‌الشيء: لفظ ‌عام يدل على كل موجود؛ لأن كل موجود يسمى شيئاً.
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
يُقْبَلُقبليُرتضى. وأصل القبول: الرضا بالشيء.
مِنْهَامِنمن: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
شَفَٰعَةٌشفعالشفاعة: طلب التجاوز عن السيئة. وأصل الشفاعة: هي التوسط للغير في جلب نفع أو دفع ضر.
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
يُؤْخَذُأخذيقبل. ‌والأخذ: ‌القبول.
مِنْهَامِنمن: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
عَدْلٌعدل‌فدية. والعدل: ‌الفدية.
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
هُمْهمضمير الغائبين.
يُنصَرُونَنصريمنعون ويعانون؛ لأن النصر: ‌المنع مما يضر. وأيضا هو: ‌العون؛ مأخوذ من قولهم: قد نصر الغيث الأرض: إذا أعان على نباتها، من قحطها.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

في تنوين {يَوْمًا} مع لام {لَا} إدغام بغير غنة. وفي تنوين {نَفْسٌ} مع عين

(عن) إظهار حلقي. وفي تنوين {نَفْسٍ} الثانية مع شين {شَيْئًا} إخفاء حقيقي. وفي

{شَيْئًا وَلَا} و {شَفَاعَةٌ وَلَا} و {عَدْلٌ وَلَا} إدغام التنوين في الواو مع

الغنة، وفي نون {يُنْصَرُونَ} مع الصاد إخفاء حقيقي.

Benzer Ayetler müteşabihat · 2 ayet

A'râf Suresi, 140. ayet "Sizi alemlere üstün kılmış iken, Allah'tan başka ilah mı araştırayım size?"… İbrâhîm Suresi, 5. ayet Andolsun, Musa'yı da, "Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah'ın (geçmiş milletleri cezalandır…