Ankebût Suresi 27. Ayet
Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 27/69
وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ إِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ وَجَعَلْنَا فِى ذُرِّيَّتِهِ ٱلنُّبُوَّةَ وَٱلْكِتَـٰبَ وَءَاتَيْنَـٰهُ أَجْرَهُۥ فِى ٱلدُّنْيَا ۖ وَإِنَّهُۥ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ
Ve vehebna lehu ishaka ve ya'kube ve cealna fi zurriyyetihin nubuvvete vel kitabe, ve ateynahu ecrehu fid dunya, ve innehu fil ahıreti le mines salihin.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Ankebût Suresi 27. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ona (İbrahim'e) İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitab verdik. Ayrıca ona dünyada mükafatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve biz ona İshak ile Ya'kubu da ihsan ettik ve nübüvveti, kitabı zürriyyetinde kıldık ve kendisine hem dünyada ecrini verdik hem Ahırette o şübhesiz salihinden
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz ona İshak ile Yakub'u da ihsan ettik, peygamberliği ve kitabı onun zürriyetinde kıldık, kendisine dünyada mükafatını verdik. Şüphesiz o, ahirette de iyilerdendir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Biz ona ishak ile Ya'kubu da ihsan etdik. Peygamberliği ve kitabları onun zürriyetine tahsis etdik. Dünyada ona mükafatını verdik. Hakıykat o, ahiretde de her halde saalih insanlardandır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Biz ona İshak'ı ve (torunu) Ya'kub'u armağan ettik. Onun nesli içine peygamberlik ve Kitap koyduk. Ona dünyada (yaptığı güzel işin) karşılığını verdik. Şüphesiz o, ahirette de iyilerdendir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Biz İbrahim'e (evlat ve torun olarak) İshak ile Yakub'u ihsan ettik. Onun neslinden gelenlerde, peygamberliği ve vahyi devam ettirdik. Ona dünyada mükafatını verdik. O ahirette de elbette salihlerden olacaktır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(İbrahim'e gelince,) o'na İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u bahşettik ve soyundan gelenler arasında peygamberliği ve vahyi devam ettirdik. Onu bu dünyada mükafatlandırdık; o, öteki dünyada (da) mutlaka dürüst ve erdemliler arasında yer alacaktır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İbrahim'e, İshak ve Yakub'u bağışladık; soyuna peygamberlik ve kitap verdik. O'na dünyada mükafaatını verdik, O, ahirette de iyilerdendir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Biz O'na İshak'ı ve Ya'kub'u hibe ettik. Onun soyundan gelenlere Nebi'lik ve Kitap verdik. Böylece O'na dünyada ödülünü verdik. O, ahirette de elbette salihlerden olacaktır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İshak'ı ve Yakup'u, Ona armağan ettik. Soyundan gelenlere, peygamberlik ve kitap verdik; dünyadaki ödülünü de verdik. Kuşkusuz, O, sonsuz yaşamda da kesinlikle erdemli olanlar arasında olacaktır.
İbni Kesir
Ve ona İshak ve Ya'kub'u ihsan ettik. Soyundan gelenlere kitab ve peygamberlik verdik. Ona dünyada mükafatını verdik. Doğrusu ahirette de o, salihlerdendir.
Gültekin Onan
Biz ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik ve onun soyunda (seçtiklerimize) peygamberliği ve kitabı (vahy ihsanı) kıldık, ecrini de dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette salih olanlardandır.
Rowad Tercüme Merkezi
Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve Ya'kûb’u bahşettik. Onun soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik. Ayrıca ona dünyada mükâfatını da verdik. Şüphesiz o, ahirette de salih kimselerdendir.
Şaban Piriş
İbrahim’e, İshak ve Yakub’u bağışladık; soyuna peygamberlik ve kitap verdik. O’na dünyada mükâfatını verdik. O, ahirete de salihlerdendir.
Ali Özek ve diğerleri
Ona İshak ve Yakub’u bağışladık. Peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. Ona dünyada mükâfatını verdik. Şüphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Biz de İbrahim’e İshak'ı ve oğlu Yakup’u bağışladık. Çocuklarına peygamberlik ve Allah’ın katından indirilen kitaplar verdik. Dünyada hak üzerinde kalmaya gösterdiği sabrın mükâfatı olarak ona salih çocuklar ve güzel bir övgü verdik. Şüphesiz o ahirette de salih kimselerin aldığı karşılığı alacaktır. Dünyada ona verilmiş olanlar, onun için hazırlanmış olup, çok değerli olan ahiret mükâfatından eksiltmeyecektir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَوَهَبْنَا | وهب | ومنحنا وأنعمنا. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| إِسْحَٰقَ | إسحاق | هو نبي الله إسحاق بن إبراهيم الخليل عليهما السلام، رزق به إبراهيم وهو في شيخوخته. | |||
| وَيَعْقُوبَ | يعقوب | هو: نبي الله يعقوب بن إسحاق بن إبراهيم الخليل - عليهم السلام. ويقال له إسرائيل، وتعني: عبد الله. | |||
| وَجَعَلْنَا | جعل | وصيرنا. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ذُرِّيَّتِهِ | ذرر | الذرية: نسل الإنسان من الذكور والإناث. | |||
| ٱلنُّبُوَّةَ | نبأ | النبوة: منزلة النبي وجملة مميزاته، والمراد: الأنبياء. | |||
| وَٱلْكِتَٰبَ | كتب | الكتاب: الكتاب السماوي، والمراد: الكتب السماوية. | |||
| وَءَاتَيْنَٰهُ | أتي | وأعطيناه. | |||
| أَجْرَهُ | أجر | جزاءه للعمل وعوضه عنه. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلدُّنْيَا | دنو | الحياة الدنيا: المعيشة الدنيوية التي تسبق الحياة الآخرة. وأصل الحياة: النمو، والبقاء، والمنفعة للمخلوقات. والحياة: نقيض الموت. | |||
| وَإِنَّهُ | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلْءَاخِرَةِ | أخر | الآخرة: مقابل الأولى. والآخرة: دار البقاء بعد الموت. | |||
| لَمِنَ | مِن | من: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ٱلصَّٰلِحِينَ | صلح | الذين حسنت أعمالهم وأخلاقهم. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَوَهَبْنَا} قلقلة في الباء {لَهُ إِسْحَاقَ} صلة طويلة وصلًا
{وَآتَيْنَاهُ} مد بدل {أَجْرَهُ} صلة صغرى في هاء الضمير {وَإِنَّهُ} غنة في
النون المشددة، وصلة صغرى {الْآخِرَةِ} مد بدل، وراء مفخمة.