Ankebût Suresi 26. Ayet
Dişi Örümcek · Mekke · Sure 29 · Ayet 26/69
۞ فَـَٔامَنَ لَهُۥ لُوطٌ ۘ وَقَالَ إِنِّى مُهَاجِرٌ إِلَىٰ رَبِّىٓ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Fe amene lehu lut ve kale inni muhacirun ila rabbi, innehu huvel azizul hakim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim 'Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir' dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bunun üzerine ona bir Lut iyman etti hem ben, dedi: rabbıma bir muhacirim (hicr edeceğim), hakıkat bu: aziz o, hakim o
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bunun üzerine ona bir tek Lut iman etti. İbrahim de: "Ben Rabbime hicret edeceğim, şüphesiz ki O, güçlüdür, hikmet sahibidir." dedi.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Bunun üzerine kendisine bir Luut iman etdi. (İbrahim) dedi ki: "Hakıykat, ben Rabbime hicret edeceğim. Şübhe yok ki mutlak gaalib, tam hüküm ve hikmet saahibi Odur, O".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bunun üzerine Lut ona inandı ve (İbrahim, kavmine) dedi ki: "Rabbim(e ibadet edeceğim yer)e göç edeceğim. Kuşkusuz O, galibdir, hüküm ve hikmet sahibidir."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İbrahim'in söylediklerine Lut iman etti. İbrahim: "Ben" dedi, "Rabbimin emrettiği yere hicret edeceğim. O, aziz ve hakimdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bunun üzerine Lut ona iman etti ve dedi ki: "Gerçekten ben, Rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bunun üzerine (kardeşinin oğlu) Lut o'na inandı ve "Ben (de) zulüm ve kötülük diyarını terk ederek Rabbime (döneceğim): Şüphesiz O kudret ve hikmet sahibidir!" dedi.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Lut da İbrahim'e iman etmişti: -Ben, Rabbime hicret ediyorum, Çünkü, O, güçlüdür, hakimdir, demişti.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Bunun üzerine Lut, O'na[1] inandı. Ve dedi ki: "Ben, Rabb'im için hicret ediyorum. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir."
Tefsir / dipnot (1)
İbrahim'e.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Böylece, Lut, Ona inandı. Ve dedi ki: "Aslında, ben, Efendime doğru gideceğim. Çünkü O, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir!"
İbni Kesir
Bunun üzerine Lut ona inandı ve: Doğrusu ben, Rabbıma hicret edeceğim. Muhakkak ki O; Aziz ve Hakim olanın kendisidir, dedi.
Gültekin Onan
Bunun üzerine Lut ona inandı ve dedi ki: "Gerçekten ben, rabbime hicret edeceğim. Çünkü şüphesiz O, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir."
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Lût -aleyhisselam- ona iman etti. İbrahim -aleyhisselam- 'da şöyle dedi: "Ben Şam'ın bereketli topraklarına, Rabbime hicret edeceğim. Şüphesiz O, kendisine galip gelinemeyen güçlü olandır. O'na hicret edeni asla zelil etmez. O, takdir ettiklerinde ve düzeninde hikmet sahibidir."
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Bunun üzerine Lut ona inandı ve: Doğrusu ben, Rabbıma hicret edeceğim. Muhakkak ki O; Aziz ve Hakim olanın kendisidir, dedi.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
26. Lût ona iman etti. İbrahim:“Ben Rabbime (emrettiği yere) hicret edeceğim. Şüphesiz O, Azizdir, Hakimdir.” dedi. 27. Biz ona İshak’ı ve Yakub’u bağışladık. Peygamberliği ve kitabı da onun soyundan gelenlere verdik. Ona mükâfatını dünyada verdik. Şüphesiz o, ahirette de salihler arasındadır.
26. Yani İbrahim aleyhisselam kavmine davetini sürdürdü, ama onlar inatlarını devam ettirdiler. Ancak onun davetinin bir sonucu olarak kendisine Lût aleyhisselam iman etti. Yüce Allah da ona peygamberlik verdi ve ileride geleceği üzere onu kavmine elçi olarak gönderdi. İbrahim kavmine yaptığı davetin hiçbir faydası olmadığını görünce “Ben Rabbime (emrettiği yere) hicret edeceğim” dedi. Yani ben, o kötülük yurdunu terk edeceğim ve mübarek bir beldeye hicret edeceğim. Orası da Şam topraklarıdır. “Şüphesiz O, Azizdir.” Mutlak güç ve kudret sahibidir, sizi hidâyete iletmeye de kadirdir; ama O, aynı zamanda “Hakîmdir.” O’nun hikmeti bunu (zorla yapmayı) kabul etmez. Kavmi bu halde iken İbrahim aleyhisselam onları terk edip onlardan ayrılmakla birlikte Yüce Allah, onun kavmini gönderdiği herhangi bir azap ile helâk ettiğini söz konusu etmemektedir. Sadece onlardan ayrıldığını ve aralarından hicret edip uzaklaştığını bildirmektedir. İsrailiyatta söz konusu edildiği üzere Yüce Allah’ın, onun kavmine sivrisinekleri musallat ettiğ, onların da kavminin kanlarını içip etlerini yediği ve onlardan tek bir kişi kalmamak üzere hepsini telef ettiğini bildiren rivâyetlere gelince bu konuda kesin hüküm vermek, şer’î bir delilin varlığına bağlıdır ki böyle bir delil de yoktur. Şâyet Yüce Allah’ın onları azap ile toptan helâk ettiği söz konusu olsaydı Allah, diğer yalanlayan ümmetleri helâk ettiğini zikrettiği gibi bunu da zikrederdi. Bunun sırlarından birisi İbrahim el-Halil aleyhisselam’ın insanların en merhametlisi, en faziletlisi, en yumuşak huylusu, en yücesi olduğundan dolayı bazı peygamberlerin beddua ettiği gibi kavmine beddua etmeyişi olabilir. Bundan dolayı Yüce Allah onları umumi bir azap ile helâk etmemiş olabilir. Nitekim buna delil olabilecek hususlardan birisi, İbrahim’in Lût kavmini helâk etmek için gelen meleklerle (azabın kaldırılması konusunda) tartışmasıdır. Halbuki onlar, onun kendi kavmi de değillerdi. En iyisini Allah bilir.
27. “Biz ona” Şam’a hicret ettikten sonra “İshak’ı ve Yakub’u bağışladık. Peygamberliği ve kitabı da onun soyundan gelenlere verdik.” Ondan sonra gelen bütün peygamberler, onun zürriyetinden olduğu gibi, ne kadar kitap indi ise de hep onun soyundan gelenlere indirilmiştir. Peygamberlerin sonuncusu ve onun evlâdı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile peygamberlik müessesi son buluncaya kadar da bu, böylece devam etmiştir. Hepsine salât ve selâm olsun. Hidâyet, rahmet, mutluluk ve kurtuluş kaynaklarının onun soyundan gelenler arasında bulunması, hidâyet bulacakların hidâyete, mü’minlerin imana ve salihlerin de doğru yol hep onların eli ile ulaşması, İbrahim’in en büyük menkıbesi ve övünç kaynağıdır. “Ona mükâfatını” üstün güzelliğe sahip eş, geniş rızık, gözlerinin aydınlığı olan evlatlar, Allah’ı sevmek ve O’na yönelmek gibi mükafatları “dünyada verdik.”“Şüphesiz o, ahirette de salihler arasındadır.” Hatta o ve son peygamber Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, kayıtsız ve şartsız salihlerin en üstünleri, mevki itibari ile en yüce olanlarıdır. Böylelikle Allah, ona hem dünya hem de âhiret mutluluğunu birlikte vermiştir.
Lût aleyhisselam’ın İbrahim aleyhisselam’a iman ettiği ve onun vasıtası ile hidâyet bulanlardan olduğu daha önce geçmişti. Lût aleyhisselam’ın İbrahim aleyhisselam’ın zürriyetinden olmayıp onun kardeşinin oğlu olduğu belirtilmiştir. Yüce Allah’ın:“Peygamberliği ve kitabı da onun soyundan gelenlere verdik” buyruğu, her ne kadar umumi ise de Lût aleyhisselam’ın -onun soyundan olmamakla birlikte- peygamber olmasına aykırı değildir. Çünkü âyet-i kerime İbrahim el-Halil’den övgü ile söz etme sadedindedir. Ayrıca Lût’un da onun vasıtası ile hidâyet bulduğu haber verilmektedir. Onun vasıtası ile bir kimsenin hidâyet bulması, zürriyeti olduğundan dolayı hidâyet bulanlara göre hidâyete iletenin üstünlüğüne daha mükemmel bir delildir. En iyisini Allah bilir.