Âl-i İmrân Suresi 91. Ayet

İmran Ailesi · Medine · Sure 3 · Ayet 91/200

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم مِّلْءُ ٱلْأَرْضِ ذَهَبًا وَلَوِ ٱفْتَدَىٰ بِهِۦٓ ۗ أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ وَمَا لَهُم مِّن نَّـٰصِرِينَ

İnnellezine keferu ve matu ve hum kuffarun fe len yukbele min ehadihim mil'ul ardı zeheben ve levifteda bih, ulaike lehum azabun elimun ve ma lehum min nasırin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Âl-i İmrân Suresi 91. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

3. cüz · PDF sayfası 20

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz inkar edip kafir olarak ölenler var ya, dünya dolusu altını fidye verseler bile bu, hiçbirisinden asla kabul edilmeyecektir. Onlar için elem dolu bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

küfretmiş ve kafir oldukları halde ölüb gitmiş kimseler, her halde bunların her biri kendini kurtarmak için Dünya dolusu altın verecek dahi olsa hiç birinden kabul edilmek ihtimali yoktur, bunların hakkı elim bir azabdır ve kendilerini kurtaracak da yoktur

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İnkar etmiş ve inkarcı olarak ölüp gitmiş kimselerin her biri kendini kurtarmak için dünya dolusu altın verecek de olsa, bu onların hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. Onların hakkı elim bir azaptır ve kendilerini kurtaracak da yoktur.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Hakıykat, küfredenler ve kendileri kafir olarak ölenler (yok mu?) onlardan hiç birinin (bilfarz) yer yüzünü dolduracak mıkdardaki altını dahi — onu feda etse — kat'iyyen makbul olmaz. İşte onlar! Pek acıklı bir azab onların (hakkı) dır. Kendilerinin hiç bir yardımcıları da yokdur.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

İnkar edip kafir olarak ölenler, dünya dolusu altın fidye vermiş olsa dahi hiçbirinden kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azab vardır ve onların hiçbir yardımcıları yoktur!

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

İnkar yoluna sapan ve kafir olarak can veren kimseler, kurtuluş fidyesi olarak dünya dolusunca altın verseler de, mümkün değil, hiçbirinden kabul edilmeyecektir. Bunların hakkı, çok acı bir azaptır ve kendilerini bundan kurtaracak olan da yoktur.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiç birisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Hakikati inkara şartlanmış olanlara ve hakikat inkarcısı olarak ölenlere gelince, yeryüzünün bütün altınları (bile) onların fidyelerini karşılayamaz. İşte onlar için acıklı bir azap vardır ve kendilerine yardım edecek hiç kimse bulamayacaklardır.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Evet, inkar edip, kafir oldukları halde ölenlerin hiç birinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için bir yardımcı da yoktur.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Kuşkusuz Kafir olup, Kafir olarak ölenler; kurtulmak için yeryüzü dolusu altını fidye olarak verseler de onlardan kabul edilmeyecektir. Onlar için can yakıcı bir azap vardır. Ve onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Kuşkusuz, nankörlük ederek, nankörler olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzü dolusu altını olsa ve onu kurtulmalık olarak verse bile asla kabul edilmez. İşte onlar için, acı bir ceza vardır. Üstelik onlar için, bir yardımcı yoktur.

İbni Kesir

Doğrusu küfredip de, kafir olarak ölenler, yeryüzü dolusu altını fidye verecek olsalar yine de hiç birinden kabul edilmez. Onlar için elim bir azab vardır. Ve onların hiç yardımcıları da yoktur.

Gültekin Onan

Şüphesiz küfredip kafir olarak ölenler, bunların hiç birisinden, yeryüzü dolusu altını olsa -bunu fidye olarak verse de- kesin olarak kabul edilmez. Onlar için acı bir azab vardır ve onların yardımcıları yoktur.

Rowad Tercüme Merkezi

Şüphesiz, kâfir olup bu halde kâfir olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için hiçbir yardımcı da yoktur.

Şaban Piriş

Evet, kâfir olup bu halde kâfir olarak ölenlerin hiçbirinden, yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap bunlar içindir. Onlar için bir yardımcı da yoktur.

Ali Özek ve diğerleri

Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır, hiç yardımcıları da yoktur.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Kâfir olup küfür üzere ölenler, cehennemden kurtulmak için yeryüzünü dolduracak kadar altını fidye olarak verse dahi onların hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. İşte acıklı azap onlar içindir. Kıyamet günü onlardan azabı savacak hiçbir yardımcıları da yoktur.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
إِنَّإنّحرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
كَفَرُواكفرأنكروا ولم يؤمنوا وجحدوا وحدانية الله ونبوة محمد صلى الله عليه وسلم، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنه ستر الحق وغطى عليه.
وَمَاتُواموتوفارقوا الحياة، والميم والواو والتاء أصلٌ صحيح يدلُّ على ذهاب القوة من الشيء، فالموت: ‌مفارقة الروح للبدن. وهو: نقيض الحياة.
وَهُمْهمهم: ضمير الغائبين.
كُفَّارٌكفرجاحدون وحدانية الله ونبوة محمد صلى الله عليه وسلم، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنه ستر الحق وغطى عليه.
فَلَنلنلن: حرف نفي ونصب واستقبال، يدخل على المضارع فينصبه، وينفي معناه، ويُحَوِّله من الحاضر إلى المستقبل، وقد يكون نفي الفعل على سبيل التأبيد.
يُقْبَلَقبللن يقبل: لن يرتضى.
مِنْمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
أَحَدِهِمأحدالواحد منهم.
مِّلْءُملأملء الأرض: مقدار ما يملأها.
ٱلْأَرْضِأرضالكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه.
ذَهَبًاذهبالذهب: فلز أصفر نفيس يتخذ منه النقود والحلي، وغيرهما.
وَلَوِلولو: أداة للدلالة على الشرط وهي غير امتناعية.
ٱفْتَدَىٰفديالافتداء: تقديم الفدية عن النفس.
بِهِبالباء: باء الجر البدلية.
أُولَٰئِكَأولاءاسم يُشار به للجماعة، بعده كاف الخطاب للمفرد المذكر.
لَهُمْلاللام: حرف جر يفيد الإستحقاق.
عَذَابٌعذبالعذاب: ‌العقاب والتنْكيل، وكل ما شقَّ على النَّفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات.
أَلِيمٌألمموجع شديد الإيلام. و‌الأليم: ‌الموجع في القرآن كله.
وَمَاماما: نافية تعمل عمل "ليس".
لَهُملاللام: حرف جر يفيد الإختصاص.
مِّنمِنمن التوكيدية: حرف جر يفيد التوكيد وهي زائدة نحويا.
نَّٰصِرِينَنصرمعينين ومؤيدين.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{إِنَّ} حرف غنة {وَمَاتُوا وَهُمْ} ليس بين الواو المدية والتي بعدها إدغام،

لئلا يذهب الإدغام بحرف المد {كُفَّارٌ فَلَنْ} إخفاء حقيقي للتنوين مع الفاء

{فَلَنْ يُقْبَلَ} إدغام بغنة، والقاف مقلقلة {مِنْ أَحَدِهِمْ} إظهار حلقي

{أَحَدِهِمْ مِلْءُ} إدغام تماثل صغير {ذَهَبًا وَلَوِ} إدغام بغنة للتنوين في

الواو، وكسرت

واو {وَلَوِ} لوقوع الساكن بعدها وهو {افْتَدَى} {بِهِ أُولَئِكَ} صلة كبرى ملحقة

بالمد المنفصل {أُولَئِكَ} مد متصل، {لَهُمْ عَذَابٌ} إظهار شفوي {عَذَابٌ

أَلِيمٌ} إظهار حلقي وفي {أَلِيمٌ وَمَا لَهُمْ} إدغام بغنة، لوقوع الواو وهى من

حروف (ينمو) بعد التنوين {وَمَا لَهُمْ مِنْ} إدغام تماثل صغير، ومثلها {مِنْ

نَاصِرِينَ} ويصح أن يقال في الأخير إدغام بغنة.