Ahzâb Suresi 51. Ayet
Gruplar · Medine · Sure 33 · Ayet 51/73
۞ تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُ ۖ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ۚ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا
Turci men teşau minhunne ve tu'vi ileyke men teşau, ve menibtegayte mimmen azelte fe la cunaha aleyk, zalike edna en tekarre a'yunuhunne ve la yahzenne ve yerdayne bima ateytehunne kulluhunn, vallahu ya'lemu ma fi kulubikum ve kanallahu alimen halima.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Ahzâb Suresi 51. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey Muhammed! Bunlardan (hanımlarından) dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halimdir. (Hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlardan dilediğini giri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın, azleylediğinden de arzu ettiğinde sana günah yoktur, Onların gözleri aydınlanıb mahzun kalmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur, Allah kalblerinizdekini bilir, Allah hem alim hem halim bulunuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından arzu ettiğinde sana günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için en elverişli olan budur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, herşeyi bilir, halimdir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden) geri bırakdıklarından kimi istersen (nezdine almak) da da sana güçlük yokdur. Gözleri aydın olub tasalanmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, ukubetde acele etmeyendir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. (Geçici olarak) Ayrıldıklarından (tekrar birleşmeyi) arzu ettiğine (dönmekte) senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur. Allah sizin kalblerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir (birden öfkeye kapılıp ceza vermez).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ey Peygamber, eşlerinden dilediğini bir süre ihmal edip dilediğini de yanına alabilirsin. Kendisinden bir süre uzak durduğun eşlerinden birini tekrar yanına almanda sana bir vebal yoktur. Bu hal onların sevinmeleri, mahzun olmamaları, yaptığın muameleden hepsinin hoşnud olmaları yönünden daha münasiptir. Allah kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah alimdir, halimdir (her şeyi hakkıyla bilir, müsamahası boldur).
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah bilendir, halimdir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Şunu bil ki,) onlardan dilediğini bir süre yanından uzaklaştırabilirsin ve dilediğini de yanına alabilirsin; ve (bir süre) uzaklaştırdıklarından birini yeniden istemende bir vebal yoktur: bu, (seni her gördüklerinde) gözlerinin parlamasını ve (gözden çıkarıldıkları zaman) üzülmemelerini ve onlara vermek zorunda olduğun her şeyden hoşnutluk duymalarını sağlar: çünkü (yalnız) Allah kalplerinizden geçeni bilir; ve Allah her şeyi bilendir, halimdir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Bunlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alabilirsin. Ayrıldığın eşlerinden dilediğini almanda da bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah, herşeyi bilen ve halden anlayandır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Onlardan[1] dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın. Bıraktıklarından,[1] istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. En uygun olanı budur. Bu, onların gözlerinin aydın olması[2] ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
Tefsir / dipnot (2)
Nebi'nin dilediğini yanına almasını, dilediğini ertelemesinin Nebi'nin özel hayatıyla ilgisi yoktur.
Sevinmeleri.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onlardan istediğini bir süre uzaklaştırabilir; istediğini de yanına alabilirsin. Uzaklaştırdıklarının arasından istediğini tekrar yanına almanda da sakınca yoktur. Onların gözlerinin parlaması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için böylesi daha uygundur. Allah, yüreğinizde olanları bilir. Çünkü Allah, Bilendir; Hoşgörülüdür.
İbni Kesir
Onlardan istediğini bırakabilir, istediğini alabilirsin. Bırakmış olduklarından da arzu ettiğini almanda sana bir vebal yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha elverişlidir. Allah, kalblerimizde olanı bilir. Ve Allah; Alim, Halim olandır.
Gültekin Onan
Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alıp barındırabilirsin; ayrıldıklarından, istek duyduklarına (dönmende) senin için bir sakınca yoktur. Onların gözlerinin aydınlanıp hüzne kapılmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmalarına en yakın (en uygun) olan budur. Tanrı, kalplerinizde olanı bilir. Tanrı bilendir, halimdir.
Rowad Tercüme Merkezi
Ey Peygamber! Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bıraktığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnut olmaları için bu daha uygundur. Allah, kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah; hakkıyla bilendir, Halîm'dir.
Şaban Piriş
Bunlardan dilediğini (yanında geceleme hususunda) ertelersin, dilediğini de yanına alabilirsin. (Yanında kalma gününü ertelediğin) eşlerinden dilediğinin (yanında tekrardan) (gecelemeyi) istemende bir günah yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilir. Allah, Alim'dir, Halim'dir.
Ali Özek ve diğerleri
Ey Peygamber! Kadınlarından dilediğini bırakır, dilediğini kendine alırsın. Ayrıldığın eşlerinden arzu ettiğini almanda sana bir sakınca yoktur. Bu, onların sevinmeleri, üzülmemeleri ve kendilerine verdiğin şeylere razı olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olan her şeyi bilir. Allah, hakkıyla bilendir; Halîm'dir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ey Peygamber! Hanımlarından dilediğini yanlarında geceleme hususunda erteler, dilediğini de yanına alır ve onunla gecelersin. Geriye bıraktıklarından birini yanına geri almak istersen bunda sana bir günah yoktur. Senin için olan bu seçme ve genişlik; senin kadınlarının sevinmeleri ve kendilerine verdiğin şeylerle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Bu; onların, senin vacibi (gerekli olanı) terk etmediğini ve hak hususunda eli sıkı davranmadığını bilmeleri içindir. Ey erkekler! Allah sizin, kalplerinizde hanımlarınız arasında hangisine karşı daha çok meyliniz olduğunu bilir. Zira Allah; kullarının amellerini hakkıyla bilendir. Bu hususta hiçbir şey O'na gizli kalmaz. Olur da tövbe ederler diye kullarını cezalandırmakta acele etmeyendir, Halîm'dir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| تُرْجِي | رجو | تؤخر. | |||
| مَن | مَن | اسم موصول بمعنى "الذي" يختص بذوات من يعقل. | |||
| تَشَاءُ | شيأ | تريد. | |||
| مِنْهُنَّ | مِن | من: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| وَتُءْوِي | أوي | وتضم. | |||
| إِلَيْكَ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| مَن | مَن | اسم موصول بمعنى "الذي" يختص بذوات من يعقل. | |||
| تَشَاءُ | شيأ | تريد. | |||
| وَمَنِ | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| ٱبْتَغَيْتَ | بغي | أردت. | |||
| مِمَّنْ | — | أصلها "من من" المحتوية على: من التبيينية و من الموصولة. | |||
| عَزَلْتَ | عزل | نحيت وأبعدت. | |||
| فَلَا | لا | لا: نافية غير عاملة. | |||
| جُنَاحَ | جنح | فلا جناح: فلا إثم. | |||
| عَلَيْكَ | على | "على": حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. "ك": ضمير مخاطب. | |||
| ذَٰلِكَ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد. | |||
| أَدْنَىٰ | دنو | أقرب. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| تَقَرَّ | قرر | تقر عين المرأة: تسر وترضى. | |||
| أَعْيُنُهُنَّ | عين | الأعين: جمع عين: عضو الإبصار. | |||
| وَلَا | لا | لا: نافية للجنس. و"لا": حرف نفي، وحرف نهي. | |||
| يَحْزَنَّ | حزن | لا يحزن: لا يصيبهن هم ولا غم. | |||
| وَيَرْضَيْنَ | رضو | يرضين: تطيب نفوسهن. | |||
| بِمَا | ما | ما: اسم موصول. | |||
| ءَاتَيْتَهُنَّ | أتي | أعطيتهن. | |||
| كُلُّهُنَّ | كلل | كل: لفظ يدل على الشمول والإستغراق. | |||
| وَٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| يَعْلَمُ | علم | العلم: من صفات الله الذاتية، فهي لا تنفك عنه جلّ وعلا. وعلمه سبحانه وتعالى محيط بكلّ شيء أزَلاً وأبداً. | |||
| مَا | ما | اسم موصول. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| قُلُوبِكُمْ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| وَكَانَ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| عَلِيمًا | علم | صفة لله تعالى، والعليم: معناه المتصف بالعلم، والذي أحاط علمه جميع الأشياء ظاهرها وباطنها، دقيقها وجليلها. والعليم: من أسماء الله الحسنى. | |||
| حَلِيمًا | حلم | صفة لله سبحانه، والحليم هو ذو الصفح والأناة الذي لا يستفزه غضب ولا عصيان العصاة، والحليم هو الصفوح مع القدرة. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مَنْ تَشَاءُ} إخفاء حقيقي في النون الساكنة مع التاء، ومد متصل
{مِنْهُنَّ} فيها إظهار حلقي في النون الساكنة مع الهاء، وغنة مشددة في النون
{وَتُؤْوِي إِلَيْكَ} مد منفصل. والباء من {وَمَنِ ابْتَغَيْتَ} مقلقلة، وفي الميم
الثانية من {مِمَّنْ} غنة. وفي الوقف على {عَلَيْكَ} مد لين. وفي دال {أَدْنَى}
قلقلة. وفي {أَنْ تَقَرَّ} إخفاء حقيقي في النون مع التاء. وفي نون
{أَعْيُنُهُنَّ} و {يَحْزَنَّ} غنة كذلك وفي {بِمَا آتَيْتَهُنَّ} مد منفصل. ومد
بدل. وغنة في النون المشددة. وكذا {كُلُّهُنَّ} {عَلِيمًا حَلِيمًا} إظهار حلقي في
التنوين مع الحاء.