Zuhruf Suresi 44. Ayet
Gösteriş · Mekke · Sure 43 · Ayet 44/89
وَإِنَّهُۥ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ ۖ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ
Ve innehu le zikrun leke ve li kavmik, ve sevfe tus'elun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve muhakkak ki o, hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride ondan mes'ul olacaksınız
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve muhakkak ki o (Kur'an) hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride bundan sorulacaksınız.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Şübhe yok ki o (Kur'an) senin için de, kavmin için de kat'i bir şerefdir. Siz (ondan) mes'ul olacaksınız.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O (Kur'an) sana ve kavmine bir Zikir (uyarı, şan ve şeref)dir ve yakında (ona uyup uymadığınızdan) sorulacaksınız.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Bu Kur'an hem sana, hem milletine güzel bir namdır, şereftir. İleride ondan dolayı sorguya çekileceksiniz.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve bu (vahiy) şüphesiz senin ve halkın için bir şeref ve itibar (kaynağı) olacaktır ama zamanı gelince hepiniz (ona karşı tutumunuzdan dolayı) hesaba çekileceksiniz.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Şüphesiz, (Kur'an) senin için ve kavmin için de sorgulanacağınız bir hatırlatmadır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kuşkusuz, O, sana ve toplumuna bir öğretidir. Ondan, hesaba çekileceksiniz.[423]
Tefsir / dipnot (1)
Kur'an'dan hesaba çekileceğimiz çok açık bir biçimde bildirilmesine karşın, İslamiyet'in beş ve Müslüman olmanın altı koşulu arasında, üstelik otuz iki farz ve elli dört farz olarak isimlendirilen abartılmış koşul dizelgesinde bile Kur'an'a yer verilmemiştir. Kur'an'ın öğrenilmesini engellemek için örümcek ağı gibi örülen büyük tuzak konusunda, önyazıların dördüncü bölümünde bilgi verilmiştir.
İbni Kesir
Doğrusu bu; sana ve kavmine bir öğüttür. Ondan sorguya çekileceksiniz.
Gültekin Onan
Ve şüphesiz o (Kuran), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Şüphesiz bu Kur'an, senin ve kavmin için bir şereftir. Ona iman etmenizden, onun yoluna uymanızdan ve ona davet etmenizden kıyamet gününde sorulacaksınız.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Doğrusu bu; sana ve kavmine bir öğüttür. Ondan sorguya çekileceksiniz.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
40- O sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere ve apaçık bir sapıklık içerisinde bulunanlara doğru yolu sen mi göstereceksin? 41- Eğer seni (vefat ettirip içlerinden) alıp götürsek bile biz, onlardan kesinlikle intikam alacağız. 42- Yahut da onları tehdit ettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Zira Bizim onlara gücümüz yeter. 43- O halde sen, sana vahyolunana sarıl! Çünkü sen, dosdoğru bir yol üzeresin. 44- Şüphesiz o, hem senin hem de kavmin için bir şereftir/öğüttür. Yakında (ondan) sorguya çekileceksiniz. 45- Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor ki: Biz, Rahman’ın yanı sıra ibadet edilecek ilâhlar var etmiş miyiz?
40. Yüce Allah, Rasûlü’nü inkarcıların, çağrısını kabul etmeyişlerine karşı teselli ederek onlarda bir hayır bulunmadığını ve onların kendilerini hidâyete iletecek bir ruh temizliğine sahip olmadıklarını belirtmekte ve şöyle buyurmaktadır:“O” kulak vermeyen “sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut” görmezden gelen “körlere ve” sapık olduğunu bilip bundan hoşnut olduğundan dolayı da “apaçık bir sapıklık içerisinde bulunanlara doğru yolu sen mi göstereceksin?” Sağır sesleri işitmediği, kör görmediği gibi, apaçık sapıklık içerisinde bulunan da hidâyet bulamaz. Çünkü böyleleri Zikir’den yüz çevirdikleri için onların fıtratları ve akılları bozulmuştur. Onlar, bozuk inançlar uydurmuş ve çok kötü vasıflara sahip olmuşlardır. Bu inanç ve vasıfları da onların hidâyet bulmalarına engel olur ve helâke gidişlerinin daha da artmasına yol açar. Geriye böylelerinin ya dünyada ya da âhirette ibretli bir şekilde cezalandırılıp azaba uğratılmalarından başka geriye bir seçenek kalmamaktadır. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
41. “Eğer seni (vefat ettirip içlerinden) alıp götürsek bile biz, onlardan kesinlikle intikam alacağız.” Yani onları tehdit edegeldiğimiz azabı sana göstermeden önce seni alıp götürürsek, Bizim vermiş olduğumuz doğru habere dayanarak şunu bil ki; şüphesiz Biz onlardan intikam alacağız.
42. “Yahut da onları tehdit ettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Zira Bizim onlara gücümüz yeter.” Ancak o azabın öne alınması yahut sonraya bırakılması, hikmetin gereğine bağlıdır. İşte seninle bu inkarcıların durumu bundan ibarettir.
43. “O halde sen, sana vahyolunana” hem fiilen hem de sahip olunmasını emrettiği sıfatlara sahip olmak suretiyle, ona davet ederek, gerek bizzat kendine gerekse de başkalarına onun hükümlerini uygulamaya gayret ederek “sarıl!” “Çünkü sen” Yüce Allah’a ve O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran “dosdoğru bir yol üzeresin.” Bu da senin, sana vahyolunana daha çok sarılmanı ve onunla hidâyet bulmanı gerektirmektedir. Çünkü sen onun hak, adalet ve doğrunun ta kendisi olduğunu bildiğin için çok sağlıklı bir temel üzere binanı kurmuş oluyorsun. Senden başkaları ise binalarını şüphe, vehim, zulüm ve haksızlık üzere kurmaktadırlar.
44. “Şüphesiz o,” yani bu Kur’ân-ı Kerîm “hem senin hem de kavmin için bir şereftir/öğüttür.” Büyük bir övünç kaynağıdır, üstün bir değerdir. Kadri ölçülemeyecek ve gerçek niteliği ile bilinemeyecek kadar büyük bir nimettir. Aynı şekilde bu kitap, ihtiva ettiği dünyevi ve uhrevi hayırları sizlere hatırlatarak öğüt vermekte, sizi bunlara teşvik etmekte, diğer taraftan şerri de hatırlatıp ondan sakındırmaktadır. “Yakında” ondan, onun gereğini yerine getirip de yüceldiniz ve ondan faydalandınız mı yoksa gereğini yerine getirmediniz mi diye “sorguya çekileceksiniz.” Eğer gereğini yerine getirmedinizse o, sizin aleyhinize delil olacak ve siz bu nimete karşı nankörlük etmiş olacaksınız.
45. Böyle bir şey var mı ki müşriklerin bu hususta peygamberlerden birisine uyduklarına dair ellerinde bir tür delil olmuş olsun? Eğer sen, onlara bunu soracak ve durumları hakkında bilgi edinmek isteyecek olursan o peygamberlerden hiçbir kimsenin Allah ile birlikte başka bir ilâh edinmeye davet ettiğini göremezsin. İlkinden sonuncusuna kadar bütün peygamberler, tek başına Allah’a, O’na hiçbir şeyi ortak koşmaksızın ibadet etmeye çağırmışlardır. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki Biz her ümmete: Allah’a ibadet edin ve tağuttan kaçının, diyen bir peygamber göndermişizdir.”(en-Nahl, 16/36) Allah’ın gönderdiği her bir peygamber: Allah’a ibadet edin, sizin O’ndan başka hiçbir hak ilâhınız yoktur, demiştir. İşte bu, müşriklerin şirklerine dair hiçbir dayanaklarının bulunmadığını, ister sağlıklı aklî delil olsun, ister peygamberlerden gelmiş naklî bir delil olsun hiçbir delillerinin olmadığını göstermektedir.