Yûsuf Suresi 73. Ayet

Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 73/111

قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُم مَّا جِئْنَا لِنُفْسِدَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كُنَّا سَـٰرِقِينَ

Kalu tallahi lekad alimtum ma ci'na li nufside fil ardı ve ma kunna sarikin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Yûsuf Suresi 73. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

13. cüz · PDF sayfası 3

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Dediler ki: "Allah'a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmaya gelmedik, hırsız da değiliz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Tallahi, dediler: size muhakkak ma'lumdur ki biz Arzda fesad çıkarmak için gelmedik, hırsızda değiliz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a yemin ederiz, kesin olarak bilirsiniz ki, biz bu ülkede fesat çıkarmak için gelmedik; hırsız da değiliz! dediler.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(Ya'kub oğulları): "Allah Allah! (Hüviyyetimizi, ahlakımızı) siz de öğrenmişsinizdir. Biz bu yere, andolsun ki, fesad çıkarmak için gelmedik. Hırsız kimseler de değiliz biz" dediler.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Yusuf'un kardeşleri): "Allah, Allah! dediler, herhalde siz de bilmişsinizdir ki biz bu yere bozgunculuk yapmak için gelmedik. Ve biz hırsız değiliz!"

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

"Allah'a yemin olsun ki, biz ülkede fesat çıkarmak, nizamı bozmak için gelmedik, siz de bunu biliyorsunuz. Hele hırsız, hiç değiliz!" dediler.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

"Allah adına, hayret" dediler. "Siz de bilmişsiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

(Kardeşleri) "Allah şahittir, siz de çok iyi biliyorsunuz ki" dediler, "bu ülkeye kötü işler yapıp bozgunculuk çıkarmak için gelmedik biz; hırsızlık yapmış da değiliz!"

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

-Vallahi, ülkede bozgunculuk çıkarmak için gelmediğimizi ve hırsız da olmadığımızı biliyorsunuz, dediler.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Yusuf'un kardeşleri: "Vallahi buraya bozgunculuk yapmaya gelmedik; hırsız olmadığımızı da kesin olarak biliyorsunuz." dediler.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

"Allah tanıktır; gerçek şu ki, bu topraklara bozgunculuk yapmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Zaten biz, hırsız değiliz!" dediler.

İbni Kesir

Dediler ki: Allah'a yemin ederiz, siz de öğrendiniz ki biz, yeryüzünde fesad çıkarmak için gelmedik. Ve biz hırsızlar da olmadık.

Gültekin Onan

"Tanrı adına, hayret" dediler. "Siz de bilmişsiniz ki, biz (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz."

Rowad Tercüme Merkezi

“Allah’a andolsun, siz de biliyorsunuz ki biz bu ülkede fesat çıkarmak için gelmedik, hırsız da değiliz.” dediler.

Şaban Piriş

Vallahi, ülkede bozgunculuk çıkarmak için gelmediğimizi ve hırsız da olmadığımızı biliyorsunuz, dediler.

Ali Özek ve diğerleri

Allah'a andolsun ki, bizim yeryüzünde fesat çıkarmak için gelmediğimizi siz de biliyorsunuz. Biz hırsız da değiliz, dediler.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Yusuf'un kardeşleri onlara dediler ki: "Vallahi halimizden de belli olduğu gibi dürüst ve suçsuz olduğumuzu biliyorsunuz. Şüphesiz ki biz Mısır topraklarına fesat çıkarmak için gelmedik. Biz hayatımız boyunca hiç hırsızlık yapmadık." dediler.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
قَالُواقولتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يرد القول أعم من ذلك.
تَٱللَّهِألهالتاء حرف جرٍ وقَسَمٍ، والله: المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
لَقَدْقدلقد: اللام جواب القسم، قد: أداة تفيد التحقيق.
عَلِمْتُمعلمعرفتم وأدركتم.
مَّامانافية غير عاملة.
جِئْنَاجيأأتينا.
لِنُفْسِدَفسدالإفساد: نقيض الإصلاح. والمفسد: نقيض المصلح. و‌أصل ‌الإفساد: جعل منفعة الشيء مضرة؛ كإفساد الطعام ونحو بما يلقى فيه.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
ٱلْأَرْضِأرضالكرة الأرضية التي يعيش عليها الإنسان، وتطلق الكلمة على جزء منها كبير أو صغير، جمع:أرْضون وأرَضون وأراضٍ
وَمَاماما: نافية غير عاملة.
كُنَّاكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
سَٰرِقِينَسرقسارقين: جمع سارق، والسارق: من أخذ مال غيره في خفية.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{لَقَدْ} قلقلة في الدال {عَلِمْتُمْ مَا} إدغام تماثل صغير {كُنَّا} غنة في

النون المشددة، ومد طبيعي في الألف.