Yûsuf Suresi 15. Ayet

Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 15/111

فَلَمَّا ذَهَبُوا۟ بِهِۦ وَأَجْمَعُوٓا۟ أَن يَجْعَلُوهُ فِى غَيَـٰبَتِ ٱلْجُبِّ ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ لَتُنَبِّئَنَّهُم بِأَمْرِهِمْ هَـٰذَا وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Fe lemma zehebu bihi ve ecmeu en yec'aluhu fi gayabetil cubb, ve evhayna ileyhi le tunebbiennehum bi emrihim haza ve hum la yeş'urun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Yûsuf Suresi 15. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

12. cüz · PDF sayfası 16

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Bunun üzerine vakta ki onu götürdüler ve kuyunun dibine koymağa karar verdiler, biz de ona şöyle vahyettik, kasem olsun ki sen onlara hiç farkında değillerken bu işlerini haber vereceksin

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yusuf'u alıp götürdükleri ve onu kuyunun dibine koymaya karar verdikleri zaman, Biz ona: "Andolsun ki, sen onlara, hiç farkında değillerken, bu işlerini haber vereceksin!" diye vahyettik.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Nihayet vaktaki onu götürdüler, onu kuyunun dibine bırakmayı elbirlik kararlaşdırdılar. Biz de kendisine: "Andolsun ki sen onlara, hiç farkında değillerken, (bir gün) bu işlerini haber vereceksin" diye vahyetdik.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Nihayet onu götürüp de kuyunun dibine atmağa topluca karar verdikleri zaman biz, Yusuf'a: "Andolsun sen onların bu işlerini, hiç farkında olmayacakları bir sırada kendilerine haber vereceksin!" diye vahyettik.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Derken kardeşleri onu alıp götürünce ve onu kuyunun dibine bırakma konusunda görüş birliğine varınca, Biz de Yusuf'a şöyle vahyettik: "Zamanı gelecek, onların hiç hatırlarına gelmediği ve seni hiç tanımadıkları bir sırada, kendilerine yaptıkları bu işi hatırlatacaksın."

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ve böylece, onu kuyunun dibine atmaya karar verip yanlarında götürürlerken, kendisine "Gün gelecek (senin kim olduğunu) kavrayamayacakları bir anda bu yaptıklarını kendilerine hatırlatacaksın!" diye vahyettik.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Yusuf'u götürdüler, kararlaştırdıkları gibi onu bir kuyunun dibine bıraktılar. Biz de ona, onlara bu yaptıklarını haber vereceksin, fakat onlar seni tanımayacak diye vahyettik.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

O'nu alıp götürdüler. Hep birlikte onu kuyunun dibine bırakmaya karar verdiler. O sırada Yusuf'a: "Ant olsun onların bu yaptıklarını, bir gün gelecek yüzlerine vuracaksın." diye vahyettik.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sonunda, Onu götürüp, suyu çekilmiş bir kuyuya bırakmak için topluca sözleştiklerinde, Ona, şöyle bildirdik: "Bu yaptıklarını, onlara kesinlikle anlatacaksın; üstelik kavrayamadıkları bir sırada!"

İbni Kesir

Onu götürdükleri vakit, kuyunun derinliklerine bırakmayı birlikte kararlaştırdılar. Biz de kendisine vahyettik ki: Sen; onlara, kendileri hiç farkına varmadan yaptıklarını bir bir haber vereceksin.

Gültekin Onan

Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine atmaya topluca davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen onlara kendileri farkında değilken bu buyruklarını / buyrultularını haber vereceksin."

Rowad Tercüme Merkezi

Yûsuf'u götürüp bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdıklarında, biz ona, “Şüphesiz sen, farkında olmadıkları bir sırada, bu yaptıklarını onlara haber vereceksin” diye vahyettik.

Şaban Piriş

Yusuf’u götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, Biz de ona, onlara bu yaptıklarını (işin) farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik.

Ali Özek ve diğerleri

Onu götürüp de kuyunun dibine atmaya ittifakla karar verdikleri zaman, biz Yusuf'a: Andolsun ki sen onların bu işlerini onlar (işin) farkına varmadan, kendilerine haber vereceksin, diye vahyettik.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Yakup -aleyhisselam-, Yusuf'u onlarla birlikte gönderdi. Kardeşleri onu uzağa götürüp bir kuyunun dibine atmaya karar verdiklerinde; biz de Yusuf'a bu durumu haber vererek "İleride bir gün onlara bu yaptıklarını, hiç farkında değillerken haber vereceksin" diye vahyettik.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
فَلَمَّالمالما: ظرفية بمعنى حينما.
ذَهَبُواذهبذهبوا به: ساروا به واصطحبوه.
بِهِبالباء: حرف جر يفيد معنى المصاحبة أو للتعدية.
وَأَجْمَعُواجمعأجمعوا: عزموا وصمموا متفقين بآرائهم.
أَنأنحرف مصدري يفيد الإستقبال.
يَجْعَلُوهُجعليصيروه.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
غَيَٰبَتِغيبغيابة الجب: قعره.
ٱلْجُبِّجببالبئر البعيدة الغور التي لم تبن بالحجارة ونحوها.
وَأَوْحَيْنَاوحيوأوحينا إليه: وبلغناه بواسطة الوحي.
إِلَيْهِإلىإلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية.
لَتُنَبِّئَنَّهُمنبألتخبرنهم.
بِأَمْرِهِمْأمربشأنهم.
هَٰذَاذااسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه.
وَهُمْهمهم: ضمير الغائبين.
لَالانافية غير عاملة.
يَشْعُرُونَشعرلا يشعرون: لا يتوقعون ويحسون ويعلمون. والشعور: ‌الإحساس بالشيء المفضي إلى العلم به. ومشاعر الإنسان حواسه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{فَلَمَّا} غنة في الميم المشددة، بعدها مد طبيعي {بِهِ} صلة صغرى

{وَأَجْمَعُوا أَنْ} فيه مد منفصل {أَن يَجْعَلُوهُ} إدغام بغنة في النون مع

الياء، والوقف على {غَيَابَاتِ} بالتاء كالرسم، {وَأَوْحَيْنَا إِلَيْهِ} مد منفصل

{لَتُنَبِنَّهُمْ بِأَمْرِهِمْ} فيها غنة نون مشددة، يليها إخفاء شفوي في الميم مع

الباء.