Yûnus Suresi 88. Ayet
Yunus · Mekke · Sure 10 · Ayet 88/109
وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ ۖ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Ve kale musa rabbena inneke ateyte fir'avne ve melahu zineten ve emvalen fil hayatid dunya rabbena li yudıllu an sebilik, rabbenatmis ala emvalihim veşdud ala kulubihim fe la yu'minu hatta yerevul azabel elim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Yûnus Suresi 88. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun'a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve mallar verdin. Ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, sen onların mallarını silip süpür ve kalplerine darlık ver, çünkü onlar elem dolu azabı görünceye kadar iman etmezler."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Musa, ya rab! dedi, sen Fir'avne ve cem'iyyetine, dünya hayatta bir ziynet ve haşmet ve nice nice mallar verdin, yolundan saptırsınlar diye mi ya rab? Ya rab! Mallarını sil süpür ve kalblerini şiddetle sık ki o elim azabı görmedikçe iyman etmiycekler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz,sen Firavun'a ve adamlarına, dünya hayatında zinet, ihtişam ve nice nice mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını sil, süpür ve sıktıkça sık ki, o acı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Musa: "Ey Rabbimiz, dedi, hakıykaten Sen Fir'avne ve ileri gelenlerine dünya hayaatında zinet (-ü haşmet) ve (nice) mallar verdin, Senin yolundan sapdırsınlar diye mi hey Rabbimiz?! Sen onların mallarını yok et Rabbimiz, kalblerini şiddetle sık ki onlar o çetin azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyeceklerdir".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Musa: "Rabbimiz dedi, sen Fir'avn'a ve adamlarına yakın hayatta süs ve nice mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, onların mallarını yok et, kalblerini sık ki, acı azabı görünceye kadar inanmasınlar!"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Musa: "Ey bizim Rabbimiz!" dedi. "Sen Firavun ile onun ileri gelen yardımcılarına dünya hayatında muazzam zinet, haşmet ve servet verdin. Ey bizim Rabbimiz! İnsanları neticede Senin yolundan saptırsınlar diye mi onlara bu imkanı verdin? Ey bizim büyük Rabbimiz, mahvet, sil süpür onların servetlerini ve kalplerini şiddetle sık! Belli ki o acı azabı görmedikçe onlar imana gelmeyecekler."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz Sen, Firavun'a ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, Senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz, mallarını yerin dibine geçir ve onların kalblerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar iman etmeyecekler."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve Musa: "Ey Rabbim!" dedi, "gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin; öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da, ey Rabbim, (başkalarını) Senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz, öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et, (ve böylece) kalplerini katılaştır; çünkü çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Musa: -Rabbimiz, doğrusu sen Firavun'a ve çevresine zinetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırsınlar diye mi? Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar, dedi.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Musa: "Ey Rabb'imiz! Firavun ve melelerine dünya hayatında ziynet[1] ve mallar verdin. Ey Rabb'imiz! Onlar ise bunu Sen'in yolundan saptırmak için kullanıyorlar. Rabb'imiz! Mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver. Zira onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Tefsir / dipnot (1)
İlgi uyandıran, dikkat çeken nesnelerle, malla, makamla, şöhretle bezenerek, süslenerek gösterişli hale gelmeyi sağlayan şeyler veya bedensel organlar, şenlik, tören. Ziynet, bunlar olabileceği gibi; iman, iyi ahlak, güzel huy, onurlu olmak vb. türünden şeyler de olabilir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Musa, şöyle dedi: "Efendimiz! Aslında, Firavun ve ileri gelenlerine, dünya yaşamında varlık ve mal verdin!" "Efendimiz! Senin yolundan saptırmaları için mi?" "Efendimiz! Onların varlıklarını yok et, yüreklerine de darlık ver. Acı bir cezayı görünceye dek artık inanmazlar!"
İbni Kesir
Musa dedi ki: Rabbımız, doğrusu sen Firavun'a ve erkanına bu dünyada hayatında süsler ve mallar verdin. Rabbımız; Senin yolundan insanları saptırsınlar diye mi? Rabbımız; mallarını yok et, onların kalblerini sık. Çünkü onlar, elim azabı görmedikçe iman etmezler.
Gültekin Onan
Musa dedi ki: "Rabbimiz, şüphesiz sen Firavuna ve önde gelen çevresine dünya hayatında bir çekicilik (güç, ihtişam) ve mallar verdin. Rabbimiz, senin yolundan saptırmaları için (mi?) Rabbimiz mallarını yerin dibine geçir ve onların kalplerinin üzerini şiddetle bağla; onlar acı azabı görecekleri zamana kadar inanmayacaklar."
Rowad Tercüme Merkezi
Mûsâ: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Onlar (bununla) senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerini katılaştır. Çünkü onlar, can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler." dedi.
Şaban Piriş
Musa: Rabbimiz, doğrusu sen Firavun’a ve (ileri gelen) kavmine ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz, onlar (bununla )senin yolundan saptırıyorlar. Rabbimiz, mallarını yok et, kalplerini şiddetle sık; Çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe iman etmezler, dedi.
Ali Özek ve diğerleri
Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında ziynet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler).
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Musa -aleyhisselam- şöyle dedi: Ey Rabbimiz! Muhakkak ki sen, Firavun'a ve onun kavminin ileri gelenlerine bu dünya hayatında ziynetler ve mallar verdin. Onlara verdiklerine karşı sana şükretmediler. Aksine bunları, senin yolundan saptırmak için kullandılar. Rabbimiz! Onların mallarını yok et ve kalplerini katılaştır. Onlara imanlarının fayda vermediği zaman elem verici azabı gördükleri anda ancak o zaman iman ederler.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَقَالَ | قول | وتكلم. | |||
| مُوسَىٰ | موسى | موسى: هو نبي الله موسى بن عمران، كليم الله، أرسله الله إلى فرعون وقومه ليخرجهم من الظلمات إلى النور. | |||
| رَبَّنَا | ربب | إلهنا المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| إِنَّكَ | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ءَاتَيْتَ | أتي | أعطيت. | |||
| فِرْعَوْنَ | فرعون | لقب ملوك مصر في التاريخ القديم، والمراد فرعون موسى عليه السلام، وهو الذي غرق في اليم. | |||
| وَمَلَأَهُ | ملأ | ملأه: أشراف قومه. | |||
| زِينَةً | زين | أدوات للتزين ومظاهر الترف. | |||
| وَأَمْوَٰلًا | مول | الأموال: جمع مال وهو ما يمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلْحَيَوٰةِ | حيي | الحياة الدنيا: المعيشة الدنيوية التي تسبق الحياة الآخرة. وأصل الحياة: النمو، والبقاء، والمنفعة للمخلوقات. والحياة: نقيض الموت. | |||
| ٱلدُّنْيَا | دنو | الدنيا: مؤنث الأدنى، أي القريبة، بمعنى الحاضرة. ووصفت بهذا الوصف لِدُنُوّ مَرْتَبَتِهَا بالنسبة للآخرة؛ فليست بشيء بالنسبة للآخرة. | |||
| رَبَّنَا | ربب | إلهنا المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| لِيُضِلُّوا | ضلل | إضلال القوم: صرفهم عن طريق الهداية. | |||
| عَن | عن | حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| سَبِيلِكَ | سبل | سبيل الهداية. | |||
| رَبَّنَا | ربب | إلهنا المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| ٱطْمِسْ | طمس | اطمس على أموالهم: أزلها وأذهبها. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| أَمْوَٰلِهِمْ | مول | الأموال: جمع مال وهو ما يمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| وَٱشْدُدْ | شدد | اشدد على قلوبهم: اختم عليها حتى لا تنشرح للإيمان. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| قُلُوبِهِمْ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| فَلَا | لا | لا: طلبية دعائية. | |||
| يُؤْمِنُوا | أمن | فلا يؤمنوا: فلا يذعنوا ولا يصدقوا. | |||
| حَتَّىٰ | حتى | حرف جر بمعنى "إلى أن". | |||
| يَرَوُا | رأي | يبصروا. | |||
| ٱلْعَذَابَ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| ٱلْأَلِيمَ | ألم | الشديد الإيلام. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{رَبَّنَا إِنَّكَ آتَيْتَ} مد منفصل، يليه غنة، بعدها مد بدل {وَمَلَأَهُ}
صلة صغرى {زِينَةً وَأَمْوَالًا فِي} إدغام بغنة، بعده إخفاء حقيقي. وطاء
{اطْمِسْ} مقلقلة، وفى {عَلَى أَمْوَالِهِمْ} مد منفصل. ودال {وَاشْدُدْ} الثانية
مقلقلة كذلك، وضمت واو اللين من {يَرَوُا الْعَذَابَ} للتخلص من التقاء الساكنين
استثناءً من القاعدة وهى التخلص منهما بالكسر ما لم يكن الساكن الأول حرف مد فإنه
يحذف.