Tevbe Suresi 86. Ayet

Tövbe · Medine · Sure 9 · Ayet 86/129

وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَجَـٰهِدُوا۟ مَعَ رَسُولِهِ ٱسْتَـْٔذَنَكَ أُو۟لُوا۟ ٱلطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا۟ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ ٱلْقَـٰعِدِينَ

Ve iza unzilet suretun en aminu billahi ve cahidu mearesulihiste'zeneke ulut tavli minhum ve kaluzerna nekun meal ka'ıdin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Tevbe Suresi 86. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

10. cüz · PDF sayfası 19

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihat edin" diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve "Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Allaha iyman edin ve Resulünün maiyyetinde cihada gidin diye bir sure indirildiği zaman içlerinde servet sahibi olanlar senden izin istediler ve "bırak bizi oturanlarla beraber olalım" dediler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'a iman edin ve Resulü ile beraber cihada gidin! diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve: "Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!" dediler.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

"Allaha iman edin, Resulünün maiyyetinde cihada gidin" diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet saahibi olanlar senden izin isteyib: "Bırak bizi, (harbe gidemeyib) oturanlarla beraber olalım" dediler.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

"Allah'a inanın, Elçisiyle beraber cihadedin!" diye bir sure indirildiği zaman içlerinden servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bizi bırak, oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

"Allah'a iman edin ve Resulü ile birlikte cihada gidin." diye bir sure indiği zaman,onlardan servet ve imkan sahibi kimseler senden sefere katılmamak için izin istediler ve "Bırak, biz de evlerinde oturan kadınlar ve özürlülerle birlikte oturalım" dediler.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

(Gerçekten de hakkı inkar ediyor onlar:) çünkü vahiy yoluyla: "Allaha inanın ve Onun Elçisiyle beraber (Onun yolunda savaşın" diye çağrıldıklarında, onlardan (savaşa katılmaya) pekala güç yetirebilecek durumda olanlar (bile), "bizi bırak, evde kalanlarla birlikte kalalım" diyerek senden izin istediler.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Allah'a iman edin ve O'nun Resulü'nün yanında cihad edin! diye bir sure indirilse; onlardan gücü yetenler: 'Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!' diyerek senden izin isterler.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

"Allah'a iman edin, Resul'ü ile birlikte cihad edin." diye bir sure indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler: "Bırak bizi oturanlarla beraber oturalım." dediler.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

"Allah'a inanın ve O'nun elçisiyle birlikte çaba gösterin!" diyerek bir sure indirildiğinde, onların varlık edinmiş olanları, senden izin istediler. "Bizi bırak; oturanlarla birlikte kalalım!" dediler.

İbni Kesir

Allah'a iman edin, Rasulü ile birlikte cihad edin, diye bir sure indirildiğinde; içlerinden gücü yetenler senden izin isteyip: Bizi bırak da oturanlarla birlikte kalalım, derler.

Gültekin Onan

"Tanrı'ya inanın, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sure indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler.

Rowad Tercüme Merkezi

“Allah’a iman edin ve Rasûlü ile birlikte cihat edin” diye bir sure indirildiğinde, onlardan servet sahibi olanlar senden izin istediler ve; “Bizi bırak da oturup kalanlarla birlikte olalım.” dediler.

Şaban Piriş

Allah’a iman edin ve O’nun Rasûlü’nün yanında cihad edin! diye bir sûre indirildiği vakit, onlardan servet sahibi olanlar: "Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım!" diyerek senden izin isterler.

Ali Özek ve diğerleri

«Allah’a inanın, Rasûlü ile beraber cihad edin» diye bir sûre indirildiği zaman, onlardan servet sahibi olanlar, senden izin istediler ve: «Bizi bırak (evlerinde) oturanlarla beraber olalım.» dediler.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Allah Teâlâ, Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Allah'a iman etmeyi ve yolunda cihat etmeyi emreden bir sure indirdiği zaman, zenginlik ve varlık sahibi olan kimseler bundan geri kalmak için senden izin isteyip şöyle dediler: "Bizi bırak zayıflar ve sürekli hastalar gibi özür sahipleri ile beraber olup (savaşa) gitmeyelim.''

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَإِذَاإذاإذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة.
أُنزِلَتْنزلأُنزلت عن طريق الوحي. والإنزال: مجيء الشيء أو الإتيان به من علو إلى أسفل.
سُورَةٌسورقطعة من القرآن أقلها ثلاث آيات.
أَنْأنحرف مصدري يفيد الإستقبال أو التفسير.
ءَامِنُواأمنصدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع.
بِٱللَّهِألهالباء حرف جر، والله المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
وَجَٰهِدُواجهدوقاتلوا في سبيل الله لإعلاء دين الله.
مَعَمعظرف يفيد معنى المصاحبة.
رَسُولِهِرسلالرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم.
ٱسْتَءْذَنَكَأذنطلب الاذن منك.
أُولُواأولوأصحاب.
ٱلطَّوْلِطولأولوا الطول: أصحاب الغنى والقدرة.
مِنْهُمْمِنمن: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
وَقَالُواقولوتكلموا. والقول: معناه الكلام. وقد يرد القول أعم من ذلك.
ذَرْنَاوذراتركنا.
نَكُنكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
مَّعَمعمع: ظرف مكان.
ٱلْقَٰعِدِينَقعدالمتخلفين عن الجهاد.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

يُراعى إظهار التاء من السين بهمسها في {أُنْزِلَتْ سُورَةٌ} وحذف حرف المد

من {أُولُو الطَّوْلِ} وصلًا لوقوع الساكن بعده، ويثبت وقفًا، وفي {أُولُو} واو

زائدة في الرسم محذوفة في النطق، وفي {نَكُنْ مَعَ} إدغام بغنة. علامته في المصحف:

عدم وجود السكون فوق النون وتشديد الميم، ومثل هذه العلامة بالنسبة للنون المتحركة

بعد النون الساكنة، وكذا الشأن في الإدغام بغير غنة. وهذا في الإدغام الكامل، أما

الإدغام الناقص فإن الحرف المدغم فيه لا يشدد.

Benzer Ayetler müteşabihat · 2 ayet

Tevbe Suresi, 92. ayet Kendilerini bindirip (cepheye) sevk edesin diye sana geldikleri zaman, senin, "Sizi bindirebileceğim bir şey b… Münâfikûn Suresi, 2. ayet Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne köt…