Şûrâ Suresi 22. Ayet
Danışma · Mekke · Sure 42 · Ayet 22/53
تَرَى ٱلظَّـٰلِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا كَسَبُوا۟ وَهُوَ وَاقِعٌۢ بِهِمْ ۗ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فِى رَوْضَاتِ ٱلْجَنَّاتِ ۖ لَهُم مَّا يَشَآءُونَ عِندَ رَبِّهِمْ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ
Terez zalimine muşfikine mimma kesebu ve huve vakıun bihim, vellezine amenu ve amilus salihati fi ravdatil cennat, lehum ma yeşaune inde rabbihim zalike huvel fadlul kebir.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Şûrâ Suresi 22. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sen, zalimlerin yaptıkları şeyler tepelerine inerken bu yüzden korku ile titrediklerini göreceksin. İnanıp yararlı işler yapanlar da cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında diledikleri her şey vardır. İşte bu büyük lütuftur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Göreceksin o zalimleri kazandıklarından titrerlerken, o ise tepelerine inmekte, iyman edip güzel güzel işler yapanlar ise Cennetlerin hoş hoş ravzalarında, onlara rablarının ındinde ne dilerlerse var, işte bu o büyük fadıl
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O zalimleri kazandıkları şeyin cezası tepelerine inerken korkudan titrerlerken göreceksin, iman edip güzel güzel işler yapanlar ise cennetlerin hoş hoş bahçelerinde olacaklardır. Rablerinin yanında onlar için her istedikleri vardır, işte bu büyük lütuf.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sen o zaalimlerin (dünyada) işleyib kazandıkları (kötülükler) yüzünden (kıyamet gününde nasıl) korkulara duçar olacaklarını — ki bu (kötülüklerin cezası o gün mutlakaa) onların başına gelecekdir — göreceksin. İman edib de iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunanlar ise cennetlerin (haas) bağçelerindedir. Rableri huzurunda ne dilerlerse (hepsi) onlarındır. İşte bu, büyük fazl (-u kerem) in ta kendisidir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yaptıkları işler başlarına inerken zalimlerin, korkudan titrediklerini görürsün. Fakat inanıp iyi işler yapanlar cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lutuf budur.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(Büyük duruşma günü) zalimlerin, kendi yaptıkları işlerden bucak bucak uzak durup, korkudan titrediklerini görürsün. Halbuki çare yok, onların cezası tepelerinin üstünde durmaktadır. İman edip makbul işler işleyenler ise, cennet bahçelerindedirler. Rab'leri yanında, cennette, istedikleri ne varsa kendilerine verilecektir. İşte bu da pek büyük bir lütuftur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İman edip salih amellerde bulunanlar ise, cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl (nimet ve üstünlük) budur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Zalimlerin (öteki dünyada) kazandıkları şey(i düşünmek)ten korktuklarını göreceksin. Zaten korktukları başlarına mutlaka gelecektir. İmana erip doğru ve yararlı işler yapanları ise (cennetin) çiçek dolu bahçelerinde (bulacaksın). Onlar Rablerinin katında diledikleri her şeye sahip olacaklardır (ve) bu, büyük bir lütuftur, ki;
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin tir tir titrediklerini görürsün. İman edip, doğruları yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rab'leri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük ikram budur.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Kazandıkları şeylerle karşı karşıya geldiklerinde, zalimlerin endişeye kapıldıklarını görürsün. İman edip salihatı yapanlar da Cennetler'in bahçelerindedirler. Onlar için Rabb'lerinin yanında istedikleri her şey vardır. İşte bu büyük ikramdır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kazandıkları şey tepelerine inerken, haksızlık yapanların korktuklarını göreceksin. İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar ise cennet bahçelerindedir. Efendilerinin katında, diledikleri her şey onlar içindir. İşte bu, büyük lütuftur.
İbni Kesir
Göreceksin ki; zalimler yaptıkları şeyler başlarına gelirken korkudan titrerler. İman edip salih amel işleyenler ise cennet bahçelerindedirler. Rabblarının katında onlara diledikleri vardır. İşte bu; büyük lutfun kendisidir.
Gültekin Onan
(O gün) Zalimleri kazandıkları dolayısıyla korkuyla titrerlerken görürsün; o (yaptıkları) da üstlerine çöküvermiştir. İnanıp salih amellerde bulunanlar ise cennet bahçelerindedirler. Rableri katında her diledikleri onlarındır. İşte büyük fazl budur.
Rowad Tercüme Merkezi
O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin korku içinde olduklarını görürsün. İman edip salih amel yapanlar ise Cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük lütuf budur.
Şaban Piriş
O başlarına geldiği zaman, kazandıkları yüzünden zalimlerin korku içinde olduklarını görürsün. İman edip, salih amel yapanlar ise cennet bahçelerindedirler. Onlar için Rableri katında ne isterlerse vardır. İşte büyük lütuf budur.
Ali Özek ve diğerleri
Yaptıkları şeyler başlarına gelirken zalimlerin, korkudan titrediklerini göreceksin. İman edip sâlih amel işleyenler de cennet bahçelerindedirler. Rablerinin yanında onlara diledikleri her şey vardır. İşte büyük lütuf budur.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- Kendi nefislerini şirk ve günahlarla helak edenleri işlemiş oldukları ve kazanmış oldukları günahların azabından korkan kimseler olarak görürsün. Azap mutlaka başlarına gelecektir ve kesinlikle bunda en ufak şüphe de yoktur. Tövbeden soyutlanmış ve bomboş olan korku onlara kesinlikle fayda vermez. Allah'a ve resullerine iman edenler ve salih amel işleyenler ise, cennet bahçelerinde bolluk içinde yaşıyorlar. Onların Rableri katında kesintiye uğramayan çeşitli nimetler vardır. İşte bu lütuf kendisine yaklaşılamayan büyük lütuftur.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| تَرَى | رأي | تبصر وتشاهد. | |||
| ٱلظَّٰلِمِينَ | ظلم | الجائرين المتجاوزين للحد بالكفر أو الفسق أو نحوهما. | |||
| مُشْفِقِينَ | شفق | خائفين. | |||
| مِمَّا | — | أصلها "من ما" المحتوية على: من السببية و ما الموصولة أو الموصوفة أو المصدرية. | |||
| كَسَبُوا | كسب | عملوا عملا سيئا. | |||
| وَهُوَ | هو | ضمير للغائب المفرد المذكر. | |||
| وَاقِعٌ | وقع | نازل. | |||
| بِهِمْ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| وَٱلَّذِينَ | الذي | الذين: اسم موصول لجماعة الذكور. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع. | |||
| وَعَمِلُوا | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. | |||
| ٱلصَّٰلِحَٰتِ | صلح | الأعمال الصالحة. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| رَوْضَاتِ | روض | روضات الجنات: بساتينها المثمرة الجميلة جمع روضة. | |||
| ٱلْجَنَّاتِ | جنن | الجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| لَهُم | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| مَّا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| يَشَاءُونَ | شيأ | يريدون. والمشيئة: الإرادة تقول منه: شاء يشاء مشيئة. | |||
| عِندَ | عند | ظرف مكان، ولا تقع إلا مضافة. | |||
| رَبِّهِمْ | ربب | الرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| ذَٰلِكَ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد. | |||
| هُوَ | هو | ضمير للغائب المفرد المذكر. | |||
| ٱلْفَضْلُ | فضل | زيادة الإحسان. | |||
| ٱلْكَبِيرُ | كبر | الكبير: تستعمل في وصف كثرة الكمية المتصلة للأعيان، وقد استعيرت للمعاني أحيانا. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مِمَّا} في الميم المشددة غنة {وَاقِعٌ بِهِمْ} إقلاب {آمَنُوا} مد بدل
{الْجَنَّاتِ} غنة في النون المشددة، يليها مد طبيعي {لَهُمْ مَا يَشَاءُونَ}
إدغام تماثل صغير بين الميمين. ومد متصل، بعده مد بدل {عِنْدَ} إخفاء حقيقي في
النون مع الدال {الْفَضْلُ} تفخيم الضاد وترقيق ما قبلها وما بعدها، وراء
{الْكَبِيرُ} مرققة وقفًا مفخمة وصلًا.
والتفخيم هو: ضخامة الصوت عند النطق بالحرف فيمتلئ الفم بصداه، فيكون الحرف في
المخرج مفخمًا وفي الصفة قويًا.
والترقيق هو: نحافة الصوت عند النطق بالحرف فلا يمتلئ الفم بصداه، فيكون الحرف
نحيفًا في المخرج رقيقًا في الصفة، والطاء أعلى الحروف تفخيمًا، ويليها الضاد، ثم
الصاد، ثم الظاء، ثم القاف، فالغين فالخاء.
وينطبق هذا على الراء المفخمة، واسم الجلالة المفخم، والألف المفخمة، والغنة
المفخمة، وهكذا.