Secde Suresi 8. Ayet
Secde · Mekke · Sure 32 · Ayet 8/30
ثُمَّ جَعَلَ نَسْلَهُۥ مِن سُلَـٰلَةٍ مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ
Summe ceale neslehu min sulaletin min main mehin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onun neslini bir öz sudan, değersiz bir sudan yarattı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra da bir sülaleden, bir hakıyr sudan neslini yaptı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra onun neslini bir sülaleden (değersiz bir sudan) yaptı.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sonra O, bunun zürriyyetini hakıyr bir sudan meydana gelen nutfeden yapmışdır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra onun neslini bir özden, hakir bir su(yun özü)nden yaptı.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sonra onun neslini, önemsiz bir suyun özünden, meniden üretti.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonra onun soyunu bir özden (sülale'den), basbayağı bir sudan yapmıştır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
sonra basit bir sıvı özünden soyunu sürdürür;
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sonra onun neslini basit bir suyun özünden meydana getirdi.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Sonra onun soyunu[1] bir özden, basit bir sudan,[2] devam ettirdi.
Tefsir / dipnot (2)
Üreyip çoğalmasını.
Sperm.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonra, onun soyunu, özelliği olmayan bir suyun özünden oluşturdu.[348]
Tefsir / dipnot (1)
İşte, bir bilgi ayeti: İnsan bedeni, su ve topraktan oluşur. İnsan bedeninin yapı taşı olan hücrelerin ortalama %70'i sudur. Diğer ögeler, toprağı oluşturan ögelerin tıpkısıdır. Bunlar, %65 oksijen, %18 karbon, %10 hidrojen, %3 azot, %1,5 kalsiyum, %1 fosfor ve kalan %1,5 ise sodyum, potasyum, magnezyum, manganez, gümüş, bakır, kurşun, demir, alüminyum, çinko, kükürt, klor, iyot ve silikondur. Bu oranların değişmesi durumunda, insan bedeninin tüm dengesi bozulur.
İbni Kesir
Sonra onun soyunu bayağı bir suyun özünden yapmıştır.
Gültekin Onan
Sonra onun soyunu bir özden (sülale), basbayağı bir sudan yapmıştır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sonra onun ardından zürriyetini, insandan çıkan süzülmüş bir sudan (meniden) yarattı.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sonra onun soyunu bayağı bir suyun özünden yapmıştır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
4- Allah, gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde yaratan, sonra da Arş’a istivâ edendir. Sizin için O’ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi yoktur. Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız? 5- O, her işi gökten yere doğru idare eder. Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir. 6- İşte bu (işleri yürüten), gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir. 7- O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır. İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır. 8- Sonra onun soyunu hakir bir sudan meydana gelen bir özden var etmiştir. 9- Sonra ona tam bir şekil vermiş ve içine ruhundan üfürmüştür. Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!
4. Yüce Allah, kudretinin kemalini haber vermekte ve “gökleri, yeri ve onların aralarında bulunanları altı günde” yarattığını bildirmektedir. Bu altı günün ilki pazar, sonuncusu ise cumadır. Bunları bir anda yaratmaya kadir olmakla birlikte böyle yaratması yüce Allah’ın Refîk (yumuşaklıkla muamele eden) ve Hakîm (hikmeti sonsuz) oluşundan dolayıdır. “Sonra” bütün mahlukatın tavanı durumunda olan “Arş’a” celaline yakışan bir şekilde “istivâ edendir.”“Sizin için O’ndan başka” işlerinizi çekip çevirecek ve böylelikle size fayda sağlayacak “ne bir dost ne de” sizi cezalandırmak istediği takdirde şefaati kabul edilecek “bir şefaatçi yoktur.”“Hala düşünüp öğüt almayacak mısınız?” ki böylelikle gökleri ve yeri yaratan, yüce Arşa istivâ eden, tek başına işlerinizi çekip çevirenin, görüp gözetenin O olduğuna, bütün şefaat izninin elinde bulunduğuna, bütün ibadet çeşitlerine yalnızca O’nun layık olduğuna dair kesin bilgi sahibi olasınız!
5. “O, her işi” kaderî ve şer’î emri “gökten yere doğru idare eder.” Her şeyi tek başına çekip çeviren, idare eden O’dur. Bütün işler, o mutlak malik ve kudreti sonsuz tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu konudaki emirleri gökten yere doğru iner ve bu emirlerle O, kullarını mutlu eder, bedbaht eder, zengin kılar, fakir kılar, aziz eder, zelil eder, şerefli kılar, hakir kılar, kimi kavimleri yükseltir, başkalarını alçaltır, rızıkları indirir vb... “Sonra da o işler, sizin saydığınız (dünya yıllarından) bin yıl kadar olan bir günde O’na yükselir.” Yani her bir iş ve emir O’nun katından iner ve yine O’na yükselir. Bu yükseliş, bir anda olur ve O’na ulaşır.
6. “İşte bu (işleri yürüten)” bütün bu büyük mahlukatı yaratan, yüce Arşa istivâ eden, kainatı tek başına idare eden Zat, “gizliyi de açığı da bilendir, Azizdir, Rahîmdir.” İlminin genişliği, emrinin üstünlüğü, izzetinin kemali, rahmetinin umumiliği ile O, kâinatı var etmiş ve orada pek çok menfaatler yaratmıştır. Bunların hepsini çekip çevirmek, onları idare etmek O’na zor gelmez.
7. “O, yarattığı her şeyi güzel ve sağlam yapmıştır.” Yani yüce Allah yarattığı bütün mahlukatı, kendisine uygun olan en güzel surette yaratmıştır. Bu her varlığı kapsayan umumi bir ifadedir. Daha sonra yüce Allah şeref ve üstünlüğü dolayısı ile Ademoğlunu özellikle söz konusu ederek:“İnsanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır” buyurmaktadır. Bu ise insanlığın ilk atası Âdem’in aleyhisselam yaratılışını ifade etmektedir.
8. “Sonra onun soyunu” Âdem’in soyundan gelenleri “hakir bir sudan meydana gelen bir özden” oldukça güçsüz ve kendisinden tiksinilen nutfeden “var etmiştir” yaratmıştır.
9. “Sonra ona tam bir şekil vermiş” eti ile, organları ile, damarları ile, sinirleri ile en güzel sureti ile onu yaratıp şekillendirmiş, onun her bir organını en uygun ve en yakışan yerine en uygun şekilde yerleştirmiştir. “ve içine ruhundan üfürmüştür.” Bu da (ana rahminde iken) ona meleği göndermesi ile olur. Melek ona ruh üfler ve artık önceden cansız bir varlık iken Allah’ın izni ile canlı bir varlık oluverir. “Sizin için kulaklar, gözler ve kalpler yaratmıştır.” O, sizin faydanıza olacak şeyleri aşama aşama vermiş ve en nihâyetinde size gözler, kulaklar ve kalpler vermiştir. Sizleri yaratana ve size suret verene “Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”