Secde Suresi 30. Ayet
Secde · Mekke · Sure 32 · Ayet 30/30
فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ وَٱنتَظِرْ إِنَّهُم مُّنتَظِرُونَ
Fe a'rıd anhum ventezır innehum muntezırun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şimdi sen onlardan yüz çevir ve bekle. Şüphesiz onlar da bekliyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar gözetiyorlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi onlardan yüz çevir de gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Artık onlardan yüz çevir, (inecek azablarını) bekle. Çünkü onlar bekleyicidirler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Şimdi sen onları kendi hallerine bırak. Yardımımızı veya onların helak edilmelerini bekle! Çünkü onlar da senin helak olmanı bekliyorlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Artık onları kendi hallerine bırak ve onların beklediği gibi sen de (hakikatin ortaya çıkmasını) bekle.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Şimdi, onlardan uzaklaş ve bekle, onlar da bekliyorlar.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Artık onları kendi hallerine bırak ve olacakları bekle. Doğrusu onlar da bekleyenlerdir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Artık, onlardan yüz çevir ve bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.
İbni Kesir
Bırak onları ve bekle. Zaten onlar da beklemektedir.
Gültekin Onan
Öyleyse sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Resul!- Sapıklıklarında devam etmelerinden dolayı onlardan yüz çevir ve onların başına gelecekleri bekle. Şüphesiz onlar da senin onlara vadettiğin azabı bekliyorlar.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Bırak onları ve bekle. Zaten onlar da beklemektedir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
28- Derler ki:“Eğer doğru söylüyorsanız (aramızdaki) bu hüküm ne zaman veirlecek?” 29- De ki:“Hüküm günü kâfirlere imanları fayda sağlamaz ve onlara mühlet de verilmez.” 30- Artık onlardan yüz çevir ve bekle! Çünkü onlar da beklemektedirler.
28. Kafirler, cehaletleri ve inatları yüzünden yalanlamalarına karşılık tehdit olundukları azabın acele gelmesini isteyerek “derler ki: Eğer” iddianızda “doğru söylüyorsanız” bize şunu söyleyin: Bizimle sizin aranızda iddianıza göre bize azap edilmek sureti ile hüküm verileceğini söylediğiniz “bu hüküm ne zaman olacak?
29. “De ki” Azaba uğrayacağınız ve hiçbir fayda sağlayamayacağınız “hüküm günü kâfirlere imanları fayda sağlamaz.” Sizin bundan hiçbir faydanız olmayacaktır. Şâyet durumun sizin için kesin ve kaçınılmaz olduğu anlaşıldıktan sonra elden kaçırdıklarınızı telafi etmeniz için size süre verilse bunun belki açıklanabilir bir tarafı olur. Fakat bu hüküm günü geldi mi iş bitecektir ve artık sınanma ve imtihan diye bir şey kalmayacaktır. O nedenle de “hüküm günü kâfirlere imanları fayda sağlamaz.” Çünkü o vakit gerçekleşecek iman, çaresizliğin getirdiği zorunlu bir imanıdır. “Onlara mühlet de verilmez.” Azapları ertelenmez. O nedenle de elden kaçırdıkları fırsatları telafi etme imkânını bulamayacaklardır.
30. Onların sana olan hitapları ve zulümleri böyle bir cahillik derecesine ve azabı çabuk isteme noktasına ulaştığına göre “artık onlardan yüz çevir ve” onların başına gelecek olanı “bekle!” Çünkü artık bu kaçınılmaz bir şeydir. Ama bunun belli bir süresi vardır. Bu süre geldi mi ne öne alınır, ne de geri bırakılır. “Çünkü onlar da” senin ölüp gitmeni “beklemektedirler.” Senin başına gelecek musibetleri gözetleyip dururlar. Fakat güzel âkıbet, takvâ sahiplerinin olacaktır.
Secde Sûresinin tefsiri -Yüce Allah’ın yardımı ve lütfu ile- burada sona ermektedir.
***