Secde Suresi 18. Ayet
Secde · Mekke · Sure 32 · Ayet 18/30
أَفَمَن كَانَ مُؤْمِنًا كَمَن كَانَ فَاسِقًا ۚ لَّا يَسْتَوُۥنَ
E fe men kane mu'minen kemen kane fasika, la yestevun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hiç mü'min, fasık gibi olur mu? Bunlar (elbette) eşit olmazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Öyle ya, mü'min olan fasık olan gibi olur mu? Onlar müsavi olmazlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Öyle ya inanan kimse fasık olan gibi olur mu? Onlar eşit olamazlar.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Öyle ya, mü'min olan kimse, imandan haaric kişi gibi midir? Onlar (hiçbir zaman) müsavi olmazlar.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hiç inanan kimse, (yoldan çıkan) fasık gibi olur mu? Elbette bunlar bir olmazlar.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Öyle ya, mümin olan, hiç fasık gibi olur mu? Bunlar asla bir olamazlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Öyleyse, iman eden kimse, fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Zaten, (bu dünyada) iman etmiş olan kimse, yoldan çıkmış biriyle hiç mukayese edilebilir mi? Bunlar (elbette) bir olamazlar!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Hiç mü'min olan kimse, fasık olan kimse gibi midir? Asla eşit değillerdir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Öyleyse, Mü'min kimse "fasık" olan kimse gibi midir? Elbette bunlar bir olmazlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Öyle ya, inanan kimse, yoldan çıkmış kimse gibi olur mu? Onlar, aynı değildir.
İbni Kesir
Mü'min olan kimse yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar hiç bir olmazlar.
Gültekin Onan
Öyleyse, inançlı olan kimse fasık olan gibi olur mu? Bunlar eşit olmazlar.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah'a iman eden, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınan kimse, O'na itaatsizlik eden kimse gibi değildir. Görecekleri karşılık olarak bu iki grup Allah katında asla eşit değillerdir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Mü´min olan kimse yoldan çıkmış kimse gibi midir? Bunlar hiç bir olmazlar.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
18- Hiç mümin kimse fâsık kimse gibi olur mu? Elbette ki eşit olmazlar. 19- İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir ikram olarak (ebediyen) kalacakları cennetler vardır. 20- Fâsık olanlara gelince olanların kalacakları yer ateştir. Oradan çıkmak istedikleri her seferinde tekrar oraya döndürülürler ve onlara:“Yalanlamakta olduğunuz o ateşin azabını tadın!” denir.
18. Yüce Allah, insanların dikkatlerini şu aklî gerçeğe çekmektedir: Birbirlerinden farklı, birbirine benzemeyen şeyler birbirine eşit olamazlar. Ayrıca O’nun hikmeti de bunların birbirlerine eşit olmamalarını gerektirir. O şöyle buyurmaktadır:“Hiç mümin kimse” kalbi iman ile mamur olmuş, azaları Allah’ın şer’î hükümlerine boyun eğmiş, imanın gereği ve sonucu olarak da Allah’ı gazaplandırıcı ve varlıkları imanı zedeleyen şeyleri terk eden bir kimse, “fâsık kimse gibi olur mu?” Kalbi harap olmuş, içinde imandan eser bulunmayan, bundan dolayı da kalbinde imanî en ufak bir kırıntı mevcut olmayan, azaları da bilgisizliğin ve zulmün sonuçları olan her türlü günah ve isyanı işleyen, fâsıklığı sebebi ile de Rabbine itaatin dışına çıkan kimse gibi mu? Hiç bu iki kişi eşit olurlar mı? “Elbette ki eşit olmazlar.” Gece ile gündüz, aydınlık ile karanlık eşit olmadığı gibi bu iki kişi de hem aklen hem dinen eşit olmazlar. Bunların âhirette karşı karşıya kalacakları sonuçlar da birbirine eşit olmayacaktır.
19. “İman edip” farz ve nafile türünden “salih ameller işleyenlere gelince onlar için yapmakta olduklarına karşılık bir ikram olarak (ebediyen) kalacakları cennetler vardır.” Yani lezzetlerin barınak yeri, her türlü hayırın kaynağı, mutluluk yurdu, kalplerin, ruhların ve canların nimetlere gark olacağı yer, ebedilik diyarı, mutlak egemen ve yegane mabud Allah’a yakın olunacak, yakınlığı ile lezzet alınacak, cemaline bakılacak, hitabı duyulacak olan cennetlere yerleşeceklerdir. Bu, onlara “bir ikram olarak” verilecek, yani bir misâfir gibi ağırlanacaklardır. Buna vesile olan şeyse işlemiş oldukları amelleridir. Amelleri sebebi ile Allah onlara bu lütuflarını ihsan edecektir. Bu değerli ve yüce mertebelere onları ulaştıran, amelleridir. Buralara mal harcamakla, askerlerle, hizmetkârlarla, çoluk çocuklarla ulaşmak, hatta canı vermekle dahi ulaşmak mümkün değildir. Buraya sadece iman ve salih ameller ile ulaşılabilir.
20. “Fâsık olanlara gelince olanların kalacakları yer ateştir.” Onların yerleşip ebediyen kalacakları yer, her türlü azap ve bedbahtlığı ihtiva eden ateş olacaktır. Bu cezaları bir an dahi hafifletilmeyecektir. “Oradan çıkmak istedikleri her seferinde tekrar oraya döndürülürler.” Azap onları son derece etkilediğinden, oradan her çıkmak istediklerinde tekrar oraya geri döndürülürler. Böylelikle kurtuluş ümitleri de kalmaz ve ızdırapları daha da ağırlaşır. “Ve onlara: Yalanladığınız o ateşin azabını tadın, denir.” İşte bu, içinde barınacakları ve ebedi kalacakları ateş azabı budur. Bundan önceki ve buna hazırlık durumundaki azaba gelince o da berzah/kabir azabıdır. Bu konuda da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: