Rûm Suresi 10. Ayet
Roma · Mekke · Sure 30 · Ayet 10/60
ثُمَّ كَانَ عَـٰقِبَةَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔوا۟ ٱلسُّوٓأَىٰٓ أَن كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ بِهَا يَسْتَهْزِءُونَ
Summe kane akıbetellezine esaus sua en kezzebu bi ayatillahi ve kanu biha yestehziun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Rûm Suresi 10. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra o fenalık yapanların akıbeti en fenası oldu, çünkü Allahın ayetlerini tekzib ettiler ve onlarla eğleniyorlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra o fenalık yapanların sonu en fenası oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar ve onlarla eğleniyorlardı.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sonra kötülük eden (o ümmet) lerin aakıbeti ateş oldu. Çünkü onlar Allahın ayetlerini tekzib etmişlerdi. Onları eğlenceye alıyorlardı.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra kötülük edenlerin sonu çok kötü oldu. Çünkü Allah'ın ayetlerini yalanladılar. Ve onlarla alay ediyorlardı.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sonra, o fenalık yapanların akıbetleri, en fena bir akıbet oldu.Çünkü Allah'ın ayetlerini yalan saydılar. Bir taraftan da onlarla eğleniyorlardı.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonra kötülük yapanların uğradıkları son, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve bir kez daha (söyleyelim:) Allah'ın mesajlarını yalanlayarak ve onları alaya alıp eğlenerek kötülük işleyenlerin sonu hüsran olacaktır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eğlence edinerek kötülükler yapanların akibeti de kötü olmuştur.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, alaya alarak kötülük yapanların sonları çok kötü oldu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonra, Allah'ın ayetlerini yalanlamaları ve alay etmeleri yüzünden, kötülük yapanların sonu çok kötü oldu.
İbni Kesir
Nihayet Allah'ın ayetlerini tekzib edip onları alaya alarak kötülük edenlerin akıbeti çok kötü oldu.
Gültekin Onan
Sonra, kötülük yapanların uğradıkları son, Tanrı'nın ayetlerini yalanlamaları ve alay konusu edinmeleri dolayısıyla çok kötü oldu.
Rowad Tercüme Merkezi
Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanladıkları ve onlarla alay etmekte oldukları için, kötülük işleyenin sonu daha da kötü oldu.
Şaban Piriş
Sonra, Allah’ın ayetlerini yalanlayarak ve onu eğlence edinerek kötülükler yapanların akibeti de kötü olmuştur.
Ali Özek ve diğerleri
Sonunda, Allah’ın âyetlerini yalan sayarak ve onları alaya alarak kötülük yapanların âkıbetleri pek fena oldu.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sonra Allah'a şirk koşarak ve kötü amel işleyenlerin sonu son derece kötü oldu. Çünkü onlar, Allah'ın ayetlerini yalanlayıp, onlarla alay ederek, dalga geçmişlerdi.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ثُمَّ | ثم | حرف عطف يفيد معنى التراخي بين المعطوفين. | |||
| كَانَ | كون | فعل ماضٍ ناسخ ناقص | |||
| عَٰقِبَةَ | عقب | العاقبة: الخاتمة والمصير الأخير. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| أَسَٰءُوا | سوأ | ارتكبوا أشد ألوان الإساءة. | |||
| ٱلسُّوأَىٰ | سوأ | العقوبة المتناهية في السوء والمراد نار جهنم. | |||
| أَن | أن | حرف مبني على السكون وهو هنا مخفف من أن. | |||
| كَذَّبُوا | كذب | كذبوا بآياتنا: أنكروها. | |||
| بِءَايَٰتِ | أيي | بمعجزات ودلائل وعبر وعلامات. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| وَكَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| بِهَا | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| يَسْتَهْزِءُونَ | هزأ | يستخفون ويحقرون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{ثُمَّ} غنة في النون المشددة {أَسَاءُوا} مد متصل {السُّوأَى أَنْ
كَذَّبُوا} مد متصل. يليه مد منفصل، ويلغى مد البدل لضعفه. وبعدهما إخفاء حقيقي في
النون مع الكاف {بِآيَاتِ} مد بدل {يَسْتَهْزِئُونَ} مد بدل، وعارض للسكون. ويلغى
مد البدل لضعفه عن العارض.