Ra'd Suresi 28. Ayet
Gök Gürültüsü · Medine · Sure 13 · Ayet 28/43
ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُم بِذِكْرِ ٱللَّهِ ۗ أَلَا بِذِكْرِ ٱللَّهِ تَطْمَئِنُّ ٱلْقُلُوبُ
Ellezine amenu ve tatmainnu kulubuhum bi zikrillah e la bi zikrillahi tatmainnul kulub.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar, inananlar ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar ki iyman etmişlerdir ve kalbleri Allahın zikri ile yatışır, evet Allahın zikriyledir ki kalbler yatışır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar, iman edip kalpleri Allah'ın zikriyle yatışan kimselerdir; evet Allah'ın zikri ile kalpler yatışır!"
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Bunlar; iman edenlerdir, Allahın zikriyle gönülleri (vicdanları) huzuur-u sükune kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki kalbler ancak zikrullah ile oturaklaşır (olgunlaşır).
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar inanan ve Allah'ı anmakla gönülleri huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller, ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(27-28) Yine o inkar edenler diyorlar ki: "Peygambere Rabbi tarafından bir mucize verilmeli değil miydi?" De ki: "Allah dilediğini bu tür iddiaları sebebiyle saptırır. Kendisine yöneleni de hidayete erdirir. İşte onlar iman edip gönülleri Allah'ı zikretmekle, O'nu anmakla huzur bulan kimselerdir. İyi bilin ki gönüller ancak Allah'ı anmakla huzur bulur."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
onlar ki, inanmışlar ve Allah'ı anmakla kalpleri huzur ve doyum bulmuştur; çünkü bilin ki, kalpler gerçekten de ancak Allah'ı anarak huzura erişir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İman edenlerin kalpleri Allah'ın zikriyle huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ın zikri ile huzura kavuşur.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Onlar, İman Edenler ve kalpleri [1] Allah'ın zikri[2] ile tatmin olanlardır. Kalpler, ancak Allah'ın zikri ile tatmin olur.
Tefsir / dipnot (2)
Bkz. 9:125. ayetin dipnotu.
Allah'tan gelen öğüt, hatırlatma. "Kalpler, Allah'ı 'zikretmekle' tatmin olur." şeklindeki çeviriler doğru değildir. Doğru çeviri: "Kalpler Allah'ın 'zikri ile' tatmin olur." şeklindedir. Yani Allah'ın zikrine/ buyruklarına uymakla tatmin olur. Zira "Allah'ın zikri," Allah'tan gelen öğüt, hatırlatma, vahiy demektir. Geleneksel dinin mensupları, "zikri ile" yerine "zikretmek" şeklinde anlam vererek, bunu da belli sayılarda belli cümlelerin tekrarlanması şekline bu ayeti hurafelerine referans olarak gösteriyorlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onlar, inananlar ve Allah'ın Öğretisiyle yürekleri doygunluğa erişenlerdir. İyi bilin ki, yürekler, ancak Allah'ın Öğretisiyle doygunluğa erişir.
İbni Kesir
Onlar ki; inanmışlardır ve kalbleri Allah'ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin; gerçekten kalbler, ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur.
Gültekin Onan
Bunlar, inananlar ve kalpleri Tanrı'nın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun, kalpler yalnızca Tanrı'nın zikriyle mutmain olur.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yüce Allah'ın hidayet ettiği kimseler iman eden ve kalpleri tesbih, tahmid ile Allah'ı zikreden, kitabını okuyup dinleyerek ve bunun dışındaki zikir çeşitleri ile huzur bulanlardır. Dikkat edin, kalpler yalnızca Allah'ı zikretmekle huzur bulur.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Onlar ki; inanmışlardır ve kalbleri Allah´ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin; gerçekten kalbler, ancak Allah´ı anmakla huzura kavuşur.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
27- Kâfir olanlar:“Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” derler. De ki:“Şüphesiz Allah dilediğini saptırır ve kendisine yönelenleri de doğru yola iletir.” 28- (Kendisine yönelen) bu kimseler, iman eden ve gönülleri Allah’ın zikri ile huzura kavuşanlardır. Haberiniz olsun ki kalpler, ancak Allah’ın zikriyle huzur bulur. 29- İman edip salih amel işleyenlere ne mutlu! Güzel bir dönüş yeri de onlarındır.
27. Yüce Allah, Allah’ın âyetlerini inkâr edenlerin, Allah Rasûlüne karşı inatlaşarak birtakım mucize taleplerinde bulunup şöyle dediklerini haber vermektedir:“Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil miydi?” Onlar böyle bir mucize görecek olursa iman edeceklerini iddia ediyorlardı. Yüce Allah da onlara şöylece cevap vermektedir:“De ki: Şüphesiz Allah dilediğini saptırır ve kendisine yönelenleri” O’nun rızasını isteyenleri “de doğru yola iletir.” Hidâyet bulmak ve sapıklık, kulların ellerinde değildir, o halde nasıl onlar bunu, gösterilmesini istedikleri mucizelere bağlı kabul ediyorlar? Bununla birlikte onlar, bu iddialarında da yalancıdırlar. Zira “Eğer biz (istedikleri gibi) onlara melekleri indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık onlar yine de -Allah dilemedikçe- iman etmezlerdi. Fakat onların çoğu bilmezler.”(el-Enâm, 6/111) Diğer taraftan Allah Rasûlünün de onların teklif ettikleri mucizeleri getirme yükümlülüğü yoktur. Aksine onlara herhangi bir mucize getirip de getirdiği dinin hak olduğu açıkça ortaya çıkacak olursa bu kadarı yeterlidir ve bununla maksat hasıl olur. Üstelik bu, onların tayin ederek mucize istemelerinden onlar için daha faydalıdır. Çünkü teklif ettikleri şekilde mucize gelecek olur da ona inanmazlarsa bu sefer azap derhal gelip onları bulur.
28. Daha sonra Yüce Allah, iman edenlerin alametini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“(Kendisine yönelen) bu kimseler, iman eden ve gönülleri Allah’ın zikri ile huzura kavuşanlardır.” Kalplerinden huzursuzluğun, rahatsızlığın ve ızdırabın kaybolduğu, onların yerini sevinç ve neşenin aldığı kimselerdir. “Haberiniz olsun ki kalpler, ancak Allah’ın zikri ile huzur bulur.” Allah’ı anmanın dışında herhangi bir şey ile huzur bulmaması da hakkıdır, öyle olmalıdır. Çünkü kalpler için yaratıcılarını sevmekten, O’nunla huzur bulmaktan, O’nu bilmekten daha daha tatlı bir şey yoktur. Kalpler, Allah’ı tanımaları ve O’nu sevmeleri oranında Allah’ı anarlar. Bu açıklama, “Allah’ın zikri”nin, kulun Rabbini tesbih, tehlil, tekbir ve buna benzer şekillerde anmak olduğu görüşüne göredir. “Allah’ın zikri”, O’nun mü’minlere bir hatırlatma ve öğüt olmak üzere indirmiş olduğu Kitabıdır, diye de açıklanmıştır. Buna göre ise kalplerin Allah’ın zikri ile huzura kavuşması şu anlama gelir: Kalpler, Kur’an-ı Kerim’in anlamlarını ve hükümlerini bildiği zaman bunlarda huzur bulur. Çünkü bu hüküm ve anlamlar, delil ve belgelerle desteklenmiş apaçık hakkı gösterir. Böylelikle kalpler de huzur bulur. Çünkü kalpler, ancak yakîn ve ilim ile huzur bulur. Bu ise Allah’ın Kitabında en mükemmel şekli ile ve en üstün hali ile bulunmaktadır. Bu kitabı esas almayan diğer kitaplara gelince kalpler, onlarla huzur bulmaz. Aksine delillerin çatışması ve hükümlerin çelişmesinden ötürü sürekli huzursuzluk içerisinde bulunurlar:“Eğer o, Allah’tan başkasından gelseydi elbette içinde birbirini tutmayan birçok şeyler bulurlardı.”(en-Nisâ, 4/82) Bu gerçeği hem Allah’ın Kitabını inceleyip onun üzerinde düşünen, hem de onun dışındaki diğer çeşitli ilimler üzerinde düşünen kimseler anlar. İşte kul bu şekilde düşündü mü Allah’ın Kitabı ve bu kitabı esas alanlar ile diğer kitaplar arasında çok büyük bir fark görecektir.
29. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İman edip salih amel işleyenlere” Yani kalpleri ile Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe iman edip bu imanı salih amellerle; yani hem de Allah’ı sevmek, Allah’tan korkmak, O’nun mükâfatını ve O’na kavuşmayı ummak gibi kalbi amellerle hem de namaz gibi azaların amelleri ile tasdik edenlere “ne mutlu! Güzel bir dönüş yeri de onlarındır.” Onlar için hem güzel bir hal, hem de güzel bir dönüş söz konusudur. Bu ise onların, dünya ve âhirette Allah’ın rızasına ve lütuflarına nail olmaları, mükemmel derecedeki rahat ve huzura kavuşmaları ile olur. Cennette bulunan ve -sahih hadislerde varid olduğu üzere- binekli kimsenin gölgesinde yüz yıl yürüdüğü halde katedemeyeceği Tûbâ ağacı[36] da bu nimetler arasındadır.