Nûr Suresi 56. Ayet
Işık · Medine · Sure 24 · Ayet 56/64
وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Ve ekimus salate ve atuz zekate ve atiur resule leallekum turhamun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Resule itaat edin ki size merhamet edilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hem namazı kılın, zekatı verin ve Peygambere itaat edin ki rahmete irdirilesiniz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de namazı kılın, zekatı verin ve peygambere itaat edin ki rahmete erdirilesiniz.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, o resule itaat edin. Taki ilahi rahmete kavuşdurulasınız.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Namazı kılın, zekatı verin, Elçiye ita'at edin ki size acınsın.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Öyleyse ey müminler, siz namazı hakkıyla ifa etmeye devam edin, zekatı verin, Peygambere itaat edin ki merhamete nail olasınız!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve elçiye itaat edin. Umulur ki, rahmete kavuşturulmuş olursunuz.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Öyleyse, (ey inananlar,) salatta devamlı ve duyarlı olun; arınmak için verilmesi gerekeni verin ve Rasul'e itaat edin ki esirgenip korunasınız.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Peygamber'e itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Salatı ikame edin, zekatı yapın[1]. Ve Resul'e itaat edin.[2] Umulur ki merhamet edilirsiniz.
Tefsir / dipnot (2)
Bkz. 21:73. ayetin dipnotu.
Bkz. 24:52. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve elçiye boyun eğin; böylece, belki merhamet edilirsiniz.
İbni Kesir
Namaz kılın, zekat verin ve peygambere itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.
Gültekin Onan
Dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve elçiye itaat edin. Umulur ki, rahmete kavuşturulmuş olursunuz.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah'ın rahmetine nail olmak için namazı en kamil şekilde eda edin, mallarınızın zekâtını verin ve size emrettiği şeyleri yapıp yasakladığı şeyleri terk ederek resul -sallallahu aleyhi ve sellem-'e itaat edin.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Namaz kılın, zekat verin ve peygambere itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
56- Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Rasûle itaat edin ki merhamete kavuşasınız. 57- Sakın kâfirlerin yeryüzünde (Allah’ı) âciz bırakacaklarını sanma! Onların varacağı yer ateştir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!
56. Yüce Allah, namazı rükünleriyle, şartlarıyla, adabıyla, zahiren ve batınen dosdoğru kılmayı, Allah’ın kulların tasarrufuna verdiği mallarının zekâtlarını fakirlere ve zekâtın harcama yerleri olarak Yüce Allah’ın sözünü ettiği diğer yerlere vermelerini emretmektedir. Bu iki emir, itaatlerin en büyükleri, en değerlileridir. Hem Allah’ın hakkını hem de yaratılmışların hakkını bir arada içerirler. Bir taraftan mabuda ihlâs, diğer taraftan kullara ihsan özelliklerini taşımaktadırlar. Daha sonra Yüce Allah, bu ikisine genel bir emri atfetmiştir:“ve Rasûle” emirlerine uyarak ve yasaklarından da uzak durarak “itaat edin” Çünkü “Rasûle itaat eden Allah’a itaat etmiş olur.”(en-Nisa, 4/80)“ki” bunları yerine getirdiğiniz takdirde “merhamete kavuşasınız.” İlâhi rahmete nail olmak isteyenlerin izlemeleri gereken yol işte budur. Namaz kılmaksızın, zekât vermeksizin, Allah rasûlüne itaat etmeksizin rahmete nail olacağını uman bir kimse boş bir temennide bulunmaktadır. Böyle bir kimse, nefsinin gerçekle ilgisi olmayan asılsız temennilerine kanan birisidir.
57. “Sakın kâfirlerin yeryüzünde (Allah'ı) âciz bırakacaklarını sanma!” Dünya hayatında faydalandırıldıkları nimetler seni aldatmasın. Şüphesiz ki Yüce Allah, onlara mühlet verecek olsa dahi, azabı ihmal etmeyecektir. “Biz onları azıcık faydalandırırız. Sonra oldukça ağır bir azaba mahkûm ederiz.”(Lokman, 31/24) Bundan dolayı Yüce Allah burada da: “Onların varacağı yer ateştir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!” buyurmaktadır. Yani kâfirlerin dönecekleri yer ne kötüdür! O yerde şer, pişmanlık ve ebedî ceza vardır.