Nûr Suresi 35. Ayet
Işık · Medine · Sure 24 · Ayet 35/64
۞ ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ مَثَلُ نُورِهِۦ كَمِشْكَوٰةٍ فِيهَا مِصْبَاحٌ ۖ ٱلْمِصْبَاحُ فِى زُجَاجَةٍ ۖ ٱلزُّجَاجَةُ كَأَنَّهَا كَوْكَبٌ دُرِّىٌّ يُوقَدُ مِن شَجَرَةٍ مُّبَـٰرَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَّا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ زَيْتُهَا يُضِىٓءُ وَلَوْ لَمْ تَمْسَسْهُ نَارٌ ۚ نُّورٌ عَلَىٰ نُورٍ ۗ يَهْدِى ٱللَّهُ لِنُورِهِۦ مَن يَشَآءُ ۚ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَـٰلَ لِلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ
Allahu nurus semavati vel ard, meselu nurihi ke mişkatin fiha mısbah, el mısbahu fi zucaceh, ez zucacetu ke enneha kevkebun durriyyun, yukadu min şeceratin mubaraketin zeytunetin la şarkiyetin ve la garbiyyetin, yekadu zeytuha yudiu ve lev lem temseshu nar, nurun ala nur, yehdillahu li nurihi men yeşau, ve yadribullahul emsale lin nas, vallahu bi kulli şey'in alim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nûr Suresi 35. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fanus içinde. Fanus sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah, Semavat-ü Arzın nurudur, nurunun temsili sanki bir mişkat; içinde bir mısbah, mısbah bir sırçada, sırça sanki bir kevkebi dürri (bir inci yıldız), mübarek bir ağaçtan tutuşturulur: bir zeytundan ki ne şarkidir ne garbi, yağı hemen hemen ateş dokunmasa bile zıya verir, nur üzerine nur, Allah nuruna dilediğini hidayet buyurur ve insanlar için meseller darb eyler ve Allah, her şey'e alimdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru içinde bir kandil bulunan bir oyma hücre misalidir. Kandil, bir sırça içindedir. Bu sırça sanki inciden bir yıldızdır; ne doğuya, ne de batıya nisbet edilen mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulur. Onun yağı hemen hemen ateş dokunmasa bile ışık verir; nur üstüne nur! Allah, dilediğini kendi nuruna yöneltir ve insanlara birçok misaller verir. Allah, herşeyi bilendir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allah, göklerin ve yerin nuurudur. Onun nuurunun sıfatı, sanki içinde bir çerağ bulunan bir hücredir. O çerağ bir sırça (kandil) içindedir. O sırça (kandil) de sanki bir inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nisbeti olmayan mübarek bir ağacdan, zeytinden tutuşdurulub yakılır. Onun yağı, kendisine bir ateş dokunmasa da, hemen hemen ışık verir. (Bu ışık da) nuur üstüne nuurdur, Allah kimi dilerse onu nuruna kavuşdurur. Allah insanlar için meseller irad eder. Allah, her şey'i hakkıyle bilendir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, içinde lamba bulunan bir kandile benzer. Lamba cam içerisindedir. Cam, sanki inciden bir yıldız. Ne doğuya ve ne batıya mensub olmayan mübarek bir zeytin ağacı(nın yağı)ndan yakılır. (Öyle mübarek bir ağaç) Ki, neredeyse ateş değmese de yağı ışık verir. Işığı parıl, parıldır. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah insanlara misaller verir. Allah her şeyi bilir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, tıpkı içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. Lamba bir sırça (cam) içinde, o sırça da sanki parlayan incimsi bir yıldız! Bu lamba, ne yalnız doğuya, ne de yalnız batıya mensup olmayan kutlu, pek bereketli bir zeytin ağacından tutuşturulur. Bu öyle bereketli bir ağaç ki, nerdeyse ateş değmeden de yağ ışık verir. Işığı pırıl pırıldır. Allah dilediği kimseyi nuruna iletir, gerçeği anlamaları için insanlara böyle temsiller getirir. Allah her şeyi bilir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, her şeyi bilendir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru içinde kandil bulunan bir oyuk(tan yayılan ışığa) benzer. O kandil ki sırça fanus içindedir; o fanus ki, inci (gibi parıldayan) bir yıldızdır sanki! Ve o kandilin yakıtı, ne doğuda ne de batıda eşine rastlanmayan mübarek bir zeytin ağacından alınmaktadır. Ve o ağacın yağı (öyle arı duru, öyle parlak ki) neredeyse ateş değmeden de ışık verecek: Nur üstüne nur! Allah, (erişmek isteyeni) nuruna eriştirir; işte (bunun içindir ki) Allah insanlara örnekler vermektedir; çünkü her şeyi bütün boyutlarıyla (yalnızca) Allah bilir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah göklerin ve yerin aydınlatıcısıdır. O'nun aydınlatmasının örneği, içinde ışık bulunan bir kandil yuvası gibidir. O ışık bir cam içindedir. Cam sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek zeytin ağacından yakılır. Ona ateş değmese bile neredeyse yağı ışık verecek. Nur üstüne nur! Allah dilediği kimseyi nuruna yöneltir. Allah, bu örnekleri insanlar için veriyor. Allah, her şeyi hakkıyla biliyor.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır.[1] O'nun aydınlığı, içinde ışık bulunan kandil yuvası gibidir. O kandil, bir fanus içindedir. O fanus, inciden bir yıldız gibidir. Doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir ağacın yağından yakılır. Onun yağı neredeyse kendisine ateş dokunmasa bile ışık verir. Aydınlık üstüne aydınlıktır. Allah, hak eden kimseyi aydınlığına iletir. Allah, insanlara örnekler verir. Allah, her şeyi bütün ayrıntılarıyla bilendir.
Tefsir / dipnot (1)
Gökleri ve yeri aydınlatandır. İnsanları karanlıktan aydınlığa çıkaran vahiydir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah, göklerin ve yeryüzünün aydınlığıdır. O'nun aydınlığının örneği, içinde ışık kaynağı bulunan bir aydınlatıcı gibidir. Işık kaynağı, koruyucu cam içindedir. Koruyucu cam, inciden bir gezegene benzer. Ne doğuya ne de batıya özgü olmayan, kutsal zeytin ağacından tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse ateş değmeden Aydınlık verir. Aydınlık üzerine aydınlıktır. Allah, dilediğini aydınlığına eriştirir. Zaten Allah, insanlar için örnekler verir. Çünkü Allah, her şeyi Bilendir.
İbni Kesir
Allah; göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali; içinde çerağ bulunan bir kandil yuvası gibidir. O çerağ bir sırça içindedir. Sırça sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nisbeti olmayan mübarek bir ağaçtan, zeytinden tutuşturulup yakılır. Ateş değmese dahi, neredeyse yağın kendisi aydınlatacak. Nur üstüne nurdur. Allah; dilediğini nuruna kavuşturur. Allah; insana misaller verir. Ve Allah; her şeyi bilendir.
Gültekin Onan
Tanrı, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir, sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Tanrı, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip iletir. Tanrı insanlar için örnekler verir. Tanrı, her şeyi bilendir.
Rowad Tercüme Merkezi
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nûrunun misali, içinde kandil bulunan bir kandillik gibidir. O kandil, kristal bir fanus içindedir. O, doğuya da batıya da ait olmayan mübarek bir zeytin ağacından tutuşturulan, parıltısı inciyi andıran bir yıldız gibidir. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) misaller getirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Şaban Piriş
Allah göklerin ve yerin Nur'udur. O’nun (kendisiyle kulların yolunu) aydınlattığı nurunun örneği, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba bir cam içindedir. O lamba bir cam içindedir. Cam sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır. Ne doğuda (güneşin yalnız doğduğunda) ve ne de batıda (güneşin yalnız batımında vurmadığı) olmayan mübarek bir zeytin ağacından yakılır. Ona ateş değmese bile neredeyse yağı ışık verecek Nur üstüne nur! Allah dilediği kimseyi nuruna yöneltir. Allah, bu örnekleri insanlar için veriyor. Allah, her şeyi hakkıyla biliyor.
Ali Özek ve diğerleri
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nûrunun misali, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nispet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse, kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) misaller getirir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yüce Allah, göklerin ve yerin nurudur. Orada bulunanlara hidayet edendir. Müminin kalbinde O'nun nurunun misali; üzerinde pencere olmayan bir duvarda aydınlanmak için yapılan bir kandillik içinde bulunan kandil gibidir. Bu kandil kristal bir fanusun içinde olan bir kandildir. Söz konusu fanus sanki inciye benzer bir yıldız gibi etrafı aydınlatır. Bu kandilin yağı mübarek bir ağaçtan tutuşturulur. Bu ağaç ne sabah ve ne de akşam güneşin ışıklarından kendisini engelleyen herhangi bir şeyin olmadığı zeytin ağacıdır. Onun yağı; berraklığı sebebi ile tutuşturulmasa dahi aydınlık verir. Kendisine ateş değmese dahi ışık saçar. Bir de tutuşturulmuş olsa etrafı çok aydınlatır. Kandilin nuru cam kristalin nurunun üstündedir. İşte hidayet nuru Müminin kalbinde parıldadığında böyle olur. Yüce Allah dilediği kulunu Kur'an'a tabi kılarak muvaffak kılar. İşte Yüce Allah; kimi şeyleri o şeylerin benzerlerini örnek vererek böylece açıklar. Yüce Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| نُورُ | نور | نور السماوات والأرض: ما به الإبصار، أو الهدى. | |||
| ٱلسَّمَٰوَٰتِ | سمو | جمع: السماء، مصدر سما، وهي: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، وله أبواب تُفَتَّح. | |||
| وَٱلْأَرْضِ | أرض | الأرض: الكرة التي عليها الحيوان والنبات. وتطلق الكلمة على قسم منها كبير أو صغير. والجمع: أرْضون وأرَضون وأراضٍ. | |||
| مَثَلُ | مثل | مثل الشخص: حاله، وتستعمل لتشبيه حال بنظيرتها. | |||
| نُورِهِ | نور | النور الذي يهدي إليه، وهو الإيمان والقرآن في قلب المؤمن. | |||
| كَمِشْكَوٰةٍ | شكو | مشكاة: كوة في الحائط غير نافذة، يوضع فيها المصباح. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| مِصْبَاحٌ | صبح | سراج. | |||
| ٱلْمِصْبَاحُ | صبح | السراج. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| زُجَاجَةٍ | زجج | زجاجة: واحدة الزجاج: المادة الشفافة الصافية، ويراد بها القنديل. | |||
| ٱلزُّجَاجَةُ | زجج | الزجاجة: واحدة الزجاج: المادة الشفافة الصافية ، ويراد بها القنديل. | |||
| كَأَنَّهَا | كأنّ | كأن: أداة للتشبيه التوكيدي. | |||
| كَوْكَبٌ | كوكب | نجم. | |||
| دُرِّيٌّ | درر | مضيء متلألئ مشرق. | |||
| يُوقَدُ | وقد | يشعل ويغذى بالوقود. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| شَجَرَةٍ | شجر | الشجرة: النبتة القائمة على ساق، والمراد هنا شجرة الزيتون. | |||
| مُّبَٰرَكَةٍ | برك | كثيرة المنافع والفوائد. | |||
| زَيْتُونَةٍ | زيت | الزيتون: شجر زيتي مثمر تؤكل ثمرته بعد ملحها ويعصر منه الزيت. | |||
| لَّا | لا | حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| شَرْقِيَّةٍ | شرق | لا شرقية: لا شرقية فقط، فتفقد الشمس آخر النهار. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| غَرْبِيَّةٍ | غرب | لا شرقية ولا غربية: لا شرقية فقط، فتفقد الشمس آخر النهار، ولا غربية فقط فتفقد الشمس أول النهار، بل هي متوسطة في مكان من الأرض تتعرض للشمس طوال النهار. | |||
| يَكَادُ | كود | يقارب ويوشك. | |||
| زَيْتُهَا | زيت | الزيت: عصارة الزيتون ودهنه. | |||
| يُضِيءُ | ضوأ | ينير ويشرق. | |||
| وَلَوْ | لو | لو: أداة للدلالة على الشرط وهي غير امتناعية. | |||
| لَمْ | لم | حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي. | |||
| تَمْسَسْهُ | مسس | لم تمسسه: لم تلمسه. | |||
| نَارٌ | نور | النار المعهودة. | |||
| نُّورٌ | نور | وضوح وإشراق بالغ، وهو نور إشراق الزيت. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| نُورٍ | نور | وضوح وإشراق بالغ، وهو نور إشتعال النار. | |||
| يَهْدِي | هدي | يرشد إلى الإيمان ويوفق إليه. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| لِنُورِهِ | نور | نور الله: القرآن. | |||
| مَن | مَن | يحتمل أن تكون موصولة أو نكرة موصوفة. | |||
| يَشَاءُ | شيأ | من المشيئة، وهي: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| وَيَضْرِبُ | ضرب | ضرب الأمثال: إيرادها. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| ٱلْأَمْثَٰلَ | مثل | جمع مثل وهوعبارة تقال لتشبيه حال بنظيرتها أو قصة. | |||
| لِلنَّاسِ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه. وقد يطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| وَٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| بِكُلِّ | كلل | كل: لفظ يدل على الشمول والإستغراق. | |||
| شَيْءٍ | شيأ | الشيء: لفظ عام يدل على كل موجود؛ لأن كل موجود يسمى شيئاً. | |||
| عَلِيمٌ | علم | صفة لله تعالى، والعليم: معناه المتصف بالعلم، والذي أحاط علمه جميع الأشياء ظاهرها وباطنها، دقيقها وجليلها. والعليم: من أسماء الله الحسنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{نُورِهِ} صلة قصيرة {كَمِشْكَاةٍ فِيهَا} رسمت في المصحف بالواو، وتنطق
ألفًا، وفي التنوين مع الفاء إخفاء حقيقي {مِصْبَاحٌ الْمِصْبَاحُ} كُسر التنوين
للتخلص من التقاء الساكنين {كَأَنَّهَا} غنة في النون المشددة {كَوْكَبٌ دُرِّيٌّ
يُوقَدُ} إخفاء حقيقي في التنوين مع الدال، يليه إدغام بغنة في التنوين مع الياء
{مِنْ شَجَرَةٍ مُبَارَكَةٍ زَيْتُونَةٍ لَا} فيها إخفاء حقيقي في النون مع الشين،
يليه إدغام بغنة في التنوين مع الميم، ثم إخفاء حقيقي في التنوين مع الزاى، ثم
إدغام بغير غنة في التنوين مع اللام {شَرْقِيَّةٍ وَلَا} إدغام بغنة في التنوين مع
الواو {غَرْبِيَّةٍ يَكَادُ} إدغام بغنة أيضًا في التنوين مع الياء {يُضِيءُ} مد
متصل {نُورٌ عَلَى} إظهار حلقي في التنوين مع العين {لِنُورِهِ} صلة قصيرة {مَنْ
يَشَاءُ} إدغام بغنة في النون مع الياء. يليه مد متصل.