Nisâ Suresi 5. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 5/176
وَلَا تُؤْتُوا۟ ٱلسُّفَهَآءَ أَمْوَٰلَكُمُ ٱلَّتِى جَعَلَ ٱللَّهُ لَكُمْ قِيَـٰمًا وَٱرْزُقُوهُمْ فِيهَا وَٱكْسُوهُمْ وَقُولُوا۟ لَهُمْ قَوْلًا مَّعْرُوفًا
Ve la tu'tus sufehae emvalekumulleti cealallahu lekum kıyamen verzukuhum fiha veksuhum ve kulu lehum kavlen ma'rufa.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nisâ Suresi 5. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin. O mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
maamafih Allahın sizi başına diktiği mallarınızı sefihlere vermeyin de bunlarda yapacağınız tasarruf ile onları besleyin ve geydirin ve kendilerine güzel güzel nasıhat edin
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ın sizi başına diktiği mallarınızı beyinsizlere vermeyin. Onları o malla besleyin, giydirin ve onlara güzel öğütler verin.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allahın sizi başına dikdiği mallarınızı beyinsizlere vermeyin. Kendilerine bunlardan yedirin, giydirin, onlara güzel söyleyin (iyi nasıyhatlar edin).
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah'ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı aklı ermezlere vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah'ın sizin maişetinizin başlıca vesilesi kıldığı mallarınızı, aklı ermeyen kimselerin ellerine vermeyin. Bu malları işleterek elde edeceğiniz gelirle onların ihtiyaçlarını sağlayın, giyeceklerini temin edin ve onlara tatlı sözler söyleyin, güzel tavsiyelerde bulunun.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah'ın sizin için (kendileriyle hayatınızı) kaim (geçiminizi sağlamaya destekleyici bir araç) kıldığı mallarınızı düşük akıllılara vermeyin; bunlarla onları rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allah'ın koruyasınız diye sizin sorumluluğunuza bıraktığı malları muhakeme yeteneği zayıf kimselere emanet etmeyin; ama bu mallarla onların geçimlerini karşılayın, onları giydirin ve onlarla nazik bir şekilde konuşun.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah'ın sizin idarenize verdiği malları geri zekalı kimselere vermeyin fakat, o maldan onları yedirin, giydirin ve onlara güzel, iyi sözler söyleyin.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah'ın, sizi kaim kıldığı[1] malların idaresini aklı ermezlere[2] bırakmayın. O mallarla onların geçimlerini temin edin ve onları giydirin. Onlara uygun şekilde davranın.
Tefsir / dipnot (2)
Korumanız için sorumluluğunuza verdiği.
Kendi malını yönetecek olgunluğa ermemiş olan.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah'ın size geçim kaynağı yaptığı mallarınızı, aklı ermeyenlere vermeyin. Bunlarla, onlara geçimlik sağlayın, onları giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
İbni Kesir
Allah'ın sizi başına diktiği mallarınızı beyinsizlere vermeyin. Kendileribi bunların geliri ile rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Gültekin Onan
Tanrı'nın sizin için (kendileriyle hayatınızı) kaim (geçiminizi sağlamaya destekleyici bir araç) kıldığı mallarınızı düşük akıllılara vermeyin; bunlarla onları rızıklandırıp giydirin ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin.
Rowad Tercüme Merkezi
Allah’ın, sizin için geçim kaynağı yaptığı mallarınızı sefihlere vermeyin. Fakat o maldan onlara yedirin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Şaban Piriş
Allah’ın sizin idarenize verdiği malları (lüzumsuz, faydasız yerlere harcayan) sefihlere vermeyin. Fakat, o maldan onları yedirin, giydirin ve onlara güzel, iyi sözler söyleyin.
Ali Özek ve diğerleri
Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (reşit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Veliler!- Malları hakkında gerekli tasarrufta bulunmayı bilmeyenlere mallarını teslim etmeyin. Allah bu malları, kullarının ihtiyaçlarını gidermesi ve hayatlarını idame ettirmesi için vermiştir. Onlar, mallarını idare edip koruyacak kimseler değildirler. O mallardan onlara infak edin, onları giydirin. Onlara güzel söz söyleyin. Yetişkin olup mallarını kullanmada doğru tasarrufta bulunacakları duruma gelince, onlara mallarını teslim edeceğinizi güzel bir şekilde vadedin.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تُؤْتُوا | أتي | ولا تؤتوا: ولا تعطوا، والخطاب للأولياء. | |||
| ٱلسُّفَهَاءَ | سفه | ضعاف العقول والرأي، وهم الجهال، والسفيه جاهل. وأصله خفة النسج في الثوب. يقال: ثوب سفيه، أي خفيف النسج: والسفَه أيضا خفة البدن. وزمامٌ سفيه: كثير الاضطراب. واستعمل في خفة النفس كنقصان العقل في الأمور الدنيوية والأخروية. | |||
| أَمْوَٰلَكُمُ | مول | الأموال: جمع مال، وهو ما يُمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| ٱلَّتِي | التي | اسم موصول يقع على كل أنثى. | |||
| جَعَلَ | جعل | صير. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| لَكُمْ | ل | اللام: حرف جر، يُفيد الإختصاص. | |||
| قِيَٰمًا | قوم | أمراً تقوم به حياتكم. | |||
| وَٱرْزُقُوهُمْ | رزق | واجعلوا منها مجالاً للرزق حتى تنفد أموالهم. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر بمعنى "من". | |||
| وَٱكْسُوهُمْ | كسو | وامنحوهم كسوة. | |||
| وَقُولُوا | قول | وتكلموا. | |||
| لَهُمْ | ل | اللام: حرف جر يفيد معنى التبليغ. | |||
| قَوْلًا | قول | كلاماً. | |||
| مَّعْرُوفًا | عرف | المعروف: كل فعل يُعْرَفُ حُسْنُه بالعقل أو بالشرع. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{السُّفَهَاءَ} مد متصل، ويراعى إظهار همزتي {السُّفَهَاءَ أَمْوَالَكُمُ}
وعدم إسقاط أحدهما {وَارْزُقُوهُمْ فِيهَا} الراء مفخمة، وفي الفاء بعد الميم
الساكنة إظهار شفوي وفي {قَوْلًا مَعْرُوفًا} إدغام بغنة {مَعْرُوفًا} مد عوض.