Nisâ Suresi 48. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 48/176
إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِۦ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَٰلِكَ لِمَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُشْرِكْ بِٱللَّهِ فَقَدِ ٱفْتَرَىٰٓ إِثْمًا عَظِيمًا
İnnallahe la yagfiru en yuşrake bihi ve yagfiru ma dune zalike li men yeşau ve men yuşrik billahi fe kadiftera ismen azima.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalan (günah)ları ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah'a şirk koşan kimse, şüphesiz büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Doğrusu Allah kendine şirk koşulmasını mağfiret etmez, ondan berisini dilediğine mağfiret buyurur, kim de Allaha şirk koşarsa pek büyük bir cinayet iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Doğrusu Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa pek büyük bir cinayeti iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Şübhesiz ki Allah, kendisine eş tanımasını yarlığamaz. Ondan başkasını, dileyeceği kimseler için, yarlığar. Kim Allaha eş tutarsa muhakkak pek büyük bir günah ile iftira etmiş olur.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da gerçekten büyük bir günah işlemiştir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Şu muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını affetmez, ama bunun altındaki diğer günahları dilediği kimse hakkında affeder. Kim Allah'a ortak icad ederse müthiş bir iftira etmiş, çok büyük bir günah işlemiştir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Gerçekten, Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Şüphesiz Allah, dilediği kimselerin daha hafif günahlarını bağışladığı halde, Kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz: zira Allaha ortak koşanlar, gerçekten korkunç bir günah işlemiş olurlar.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz, bunun dışındakilerden dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah, kendisine şirk koşanları bağışlamaz. Bunun dışında hak edeni[1] bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, büyük bir günahla iftirada bulunmuş olur.
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 3:129. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kuşkusuz, Allah, Kendisine ortaklar koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanları ise dilediği kişi için bağışlar. Allah'a kim ortaklar koşarsa, iftira ederek büyük bir suç işlemiş olur.[88]
Tefsir / dipnot (1)
Halk arasında bilinenlerin tersine, Allah'ın bağışlamayacağı tek suçun, kul hakkı değil; Allah'a ortaklar koşmak olduğu bildirilmiştir. Bu uyarının tıpkısı, 4:116 ve 9:113 ayetlerinde de bildirilir. Bu konuda, önyazıların ikinci bölümünde ayrıntılı bilgi verilmiştir.
İbni Kesir
Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Gültekin Onan
Gerçekten, Tanrı, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Tanrı'ya şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Şüphesiz Allah, kendisine mahlukatından bir şeyin ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Şirk ve küfrün dışında olan günahları ise, lütfuyla dilediği kimseden affeder. Veya onlardan dilediğine, günahları miktarınca adaletiyle azap eder. Her kim Allah'tan başkasını O'na ortak koşarsa çok büyük bir günah uydurmuştur. Bu günahla ölen kimse de affedilmez.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah´a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
48- Doğrusu Allah kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediği kimseler için bağışlar. Allah’a şirk koşan kimse şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur.
48. Yüce Allah yaratıklardan herhangi birisini kendisine şirk koşan kimseleri bağışlamayacağını, bunun dışında kalan küçük ya da büyük diğer günahları ise bağışlayabileceğini haber vermektedir. Bu ise böyle bir günahı bağışlamayı dilemesi ve hikmetinin onu bağışlamayı gerektirmesi halinde söz konusu olur. Şirkin dışındaki günahların bağışlanması için Yüce Allah pek çok sebepler tayin etmiştir: Günahları silen iyilikler, dünyada, berzahta ve Kıyamet gününde keffarete sebep olabilecek musibetler, mü’minlerin birbirlerine dua etmeleri, şefaatçilerin şefaatte bulunmaları vb. gibi. Bütün bunlardan üstünde iman ve tevhid sahiplerine ihsan edeceği rahmeti de vardır. Ancak şirk böyle değildir. Çünkü müşrik, mağfiret kapılarını kendi yüzüne kendisi kapatmış, rahmet kapılarını kendisine karşı kendisi kilitlemiştir. O bakımdan tevhidsiz olarak itaatlerin ona bir fayda sağlaması söz konusu olmadığı gibi, musibetlerin de ona (kefaret olma yönünde) hiçbir faydası olmayacaktır. Kıyamet gününde şefaatçilerin şefaati onlara bir fayda sağlamayacağı gibi onların candan bir dostları da olmayacaktır. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah:“Allah’a şirk koşan kimse şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur” buyurmaktadır. Yani onun bu iftirası çok büyük bir suçtur. Topraktan yaratılmış, bütün yönleri ile eksik, her bakımdan bizatihi muhtaç, kendisine tapınanlara şöyle dursun bizzat kendisine dahi bir fayda sağlayamayan, bir zararı önleyemeyen, ölüm ve hayatına kendisi malik olamayan, kendisini öldükten sonra diriltmeye gücü yetmeyen bir yaratılmışı, her şeyi yaratan, bütün yönleri ile kemale sahip, bütün yaratıklarına zatı ile muhtaç olmayan, fayda ve zararı elinde bulunduran, vermek ve engellemek kudretine sahip olan, mahlukların sahip oldukları bütün nimetleri ihsan etmiş bulunan Yaratıcıya eş kabul etmekten daha büyük bir zulüm olabilir mi? Hiç bundan daha büyük bir zulüm düşünülebilir mi? Bundan dolayı Yüce Allah bu şekilde şirk koşan kimselerin kesin olarak ebediyen azapta kalacağını ve ilâhi mükâfattan mâhrum olacaklarını hükme bağlamıştır:“Kim Allah’a ortak koşarsa hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer ise ateştir.”(el-Maide, 5/72) Bu âyet-i kerime tevbe etmeyip o halde ölen kimse hakkındadır. Tevbe eden kimseye ise Yüce Allah daha önceki şirkini de onun dışındaki günahlarını da bağışlayabilir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“De ki: Ey nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; çünkü Allah bütün günahları mağfiret eder.”(ez-Zümer, 39/53) Yani Yüce Allah kendisine tevbe eden ve yönelerek gelenlerin günahlarını bağışlar.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب، يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱللَّهَ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَغْفِرُ | غفر | لا يغفر: لا يستر ولا يعفو. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| يُشْرَكَ | شرك | يشرك بالله: يجعل غيره شريكا له في ملكه. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر، يُفيد معنى الإلصاق. | |||
| وَيَغْفِرُ | غفر | ويستر ويعفو. | |||
| مَا | ما | يحتمل أنْ تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| دُونَ | دون | ما دون ذلك: ما هو أقل من ذلك. | |||
| ذَٰلِكَ | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر البعيد، يُخاطب به المفرد. | |||
| لِمَن | مَن | من: يحتمل أن تكون موصولة أو نكرة موصوفة. | |||
| يَشَاءُ | شيأ | المشيئة: صفة ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| وَمَن | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| يُشْرِكْ | شرك | يشرك بالله: يجعل غيره شريكا له في ملكه. | |||
| بِٱللَّهِ | أله | الباء حرف جر، والله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| فَقَدِ | قد | قد: أداة تفيد التحقيق. | |||
| ٱفْتَرَىٰ | فري | اختلق وكذب. | |||
| إِثْمًا | أثم | الإثم: الهمزة والثاء والميم تدلُّ على أصل واحد، وهو البطء والتأخر، فالإثم والأثام: اسم للأفعال المبْطئة عن الثواب، والإثم: الذنب الذي يستحق العقوبة؛ لأنه ميل عن الحق بعلم وتعمد. | |||
| عَظِيمًا | عظم | عظيم: كلمة استعيرت لكل كبير، محسوسا كان أو معقولا، عينا كان أو معنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{إِنَّ} حرف غنة {أَنْ يُشْرَكَ} إدغام بغنة، وراء مفخمة {بِهِ} صلة صغرى
{لِمَنْ يَشَاءُ} إدغام بغنة، ومد متصل {وَمَنْ يُشْرِكْ} إدغام بغنة {إِثْمًا
عَظِيمًا} إظهار حلقي، ومد عوض وقفًا.