Nisâ Suresi 163. Ayet

Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 163/176

۞ إِنَّآ أَوْحَيْنَآ إِلَيْكَ كَمَآ أَوْحَيْنَآ إِلَىٰ نُوحٍ وَٱلنَّبِيِّـۧنَ مِنۢ بَعْدِهِۦ ۚ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَـٰعِيلَ وَإِسْحَـٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَعِيسَىٰ وَأَيُّوبَ وَيُونُسَ وَهَـٰرُونَ وَسُلَيْمَـٰنَ ۚ وَءَاتَيْنَا دَاوُۥدَ زَبُورًا

İnna evhayna ileyke kema evhayna ila nuhin ven nebiyyine min ba'dihi, ve evhayna ila ibrahime ve ismaile ve ishaka ve ya'kube vel esbati ve isa ve eyyube ve yunuse ve harune ve suleyman, ve ateyna davude zebura.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Nisâ Suresi 163. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

6. cüz · PDF sayfası 3

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyüb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyetmiştik. Davud'a da Zebur vermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Filhakıka biz sana (ya Muhammed) öyle vahiy indirdik ki Nuha ve ondan sonra gelen bütün Peygamberlere vahy ettiğimiz gibi: hem İbrahime, İsmaile, İshaka, Ya'kuba, Esbata, Isaya, Eyyuba, Yunüse, Haruna. Süleymana vahy ettiğimiz hem Davuda Zeburu verdiğimiz gibi

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gerçekten biz sana, Nuh'a ve ondan sonra gelen bütün peygamberlere vahyettiğimiz gibi vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettiğimiz ve Davud'a Zebur'u verdiğimiz gibi.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Nuuha, ondan sonraki peygamberlere vahy etdiğimiz ve İbrahime, İsmaile, İshaaka, Ya'kuba, evladlarına, İsaya, Eyyuba, Yunusa, Haruna ve Süleymana vahy eylediğimiz ve Davuda Zebur verdiğimiz gibi (Habibim) şübhesiz sana da vahyetdik biz.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Nitekim İbrahim'e, İsma'il'e, İshak'a, Ya'kub'a, sıbtlara, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmiş ve Davud'a da Zebur'u vermiştik.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Nuh'a ve ondan sonraki nebilere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Bak, (ey Peygamber,) Biz Nuha ve ondan sonraki bütün peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik: tıpkı İbrahime, İsmaile, İshaka, Yakuba ve İsa, Eyyub, Yunus, Harun ve Süleyman dahil onların torunlarına vahyettiğimiz gibi; ve Davuda bir ilahi hikmet kitabı bağışladığımız gibi;

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Nuh'a ve ondan sonra gelen Peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Biz, Nuh'a ve ondan sonraki bütün Nebilere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. Ve biz İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Ya'kup'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Ve Davud'a da Zebur'u verdik.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Kuşkusuz, Nuh'a ve Ondan sonraki tüm peygamberlere bildirdiğimiz gibi, sana da bildirdik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakup'a ve torunlarına; İsa'ya, Eyüp'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da bildirdik; Davut'a da Zebur'u verdik.

İbni Kesir

Nuh'a, ondan sonra gelen peygamberlere, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Ya'kub'a ve torunlarına, İsa'ya, Eyyüb'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettiğimiz gibi, şüphesiz sana da vahyettik. Davud'a da Zebur'u verdik.

Gültekin Onan

Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğmiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik.

Rowad Tercüme Merkezi

Nûh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Ya'kûb’a, torunlarına, İsâ’ya, Eyyûb’a, Yûnus’a, Hârûn’a ve Süleyman’a da vahyettik. Dâvud’a da Zebur’u verdik.

Şaban Piriş

Nuh’a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a, torunlarına, İsa’ya, Eyyub’a, Yunus’a, Harun’a ve Süleyman’a da vahyettik. Davud’a da Zebur’u verdik.

Ali Özek ve diğerleri

Biz Nûh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Îsâ'ya, Eyyûb'a, Yunus’a, Harun'a ve Süleyman’a vahyettik. Davud’a da Zebûr'u verdik.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Ey Rasûl! Senden önceki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Sen rasûllerin ilki de değilsin. Kesinlikle Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettik. İbrahim'e ve iki oğlu İsmail ve İshak'a, İshak'ın oğlu Yakub'a ve torunlara (onlar İsrailoğulları'nın on iki kabilelerinde bulunan ve Yakup -aleyhisselam-'ın oğullarından olan peygamberlerdir.) İsâ'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a Hârûn'a ve Süleyman'a da vahyettik. Dâvud -aleyhisselam-'a kitap verdik, o da Zebûr'dur.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
إِنَّاإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
أَوْحَيْنَاوحيأوحينا إلى أحد الرسل: بلغناه بواسطة الوحي.
إِلَيْكَإلىإلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية.
كَمَامامثلما.
أَوْحَيْنَاوحيأوحينا إلى أحد الرسل: بلغناه بواسطة الوحي.
إِلَىٰإلىحرف جر يدل على انتهاء الغاية.
نُوحٍنوحنوح: نبي من أنبياء الله عز وجل، وأول المرسلين عليه السلام، لبث في قومه ألف سنة إلا خمسين عاما يدعوهم إلى الله فأعرضوا حتى أخذهم الطوفان.
وَٱلنَّبِيِّنَنبأالنبيين: من اصطفاهم الله من عباده وأوحى إليهم بشريعة من شرائعه.
مِنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
بَعْدِهِبعدبعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم.
وَأَوْحَيْنَاوحيوبلغنا بواسطة الوحي.
إِلَىٰإلىحرف جر، يدلُّ على انتهاء الغاية.
إِبْرَٰهِيمَإبراهيمهو: ‌نبي ‌الله وخليله، الذي جعله الله للناس إماما، وشهد له شهادته بالوفاء "وَإِبْرَاهِيمَ الَّذِي وَفَّىٰ".
وَإِسْمَٰعِيلَإسماعيلهو ‌نبي ‌الله ‌إسماعيل بن إبراهيم الخليل - عليهما السلام.
وَإِسْحَٰقَإسحاقهو ‌نبي ‌الله ‌إسحاق بن إبراهيم الخليل عليهما السلام، رزق به إبراهيم وهو في شيخوخته.
وَيَعْقُوبَيعقوبهو: نبي الله يعقوب بن إسحاق بن إبراهيم الخليل - عليهم السلام. ويقال له إسرائيل، وتعني: عبد الله.
وَٱلْأَسْبَاطِسبطالأسباط: جمع سبط ، والسبط عند اليهود كالقبيلة عند العرب ، وكل سبط يكون من نسل رجل واحد، والمراد: أولاد يعقوب أو حفدته.
وَعِيسَىٰعيسىهو: نبي الله عيسى بن مريم، عبدالله ورسوله، وكلمته ألقاها إلى مريم، وروح منه - عليه السلام.
وَأَيُّوبَأيوبأيوب: ‏نبي من أنبياء الله - عليهم السلام، ابتلي وصبر على البلاء؛ فأخلفه الله في كل ما ابتلي به.
وَيُونُسَيونسيونس: رسول أرسله الله إلى قوم نينوى فدعاهم إلى عبادة الله وحده ولكنهم أبوا واستكبروا فتركهم وتوعدهم بالعذاب بعد ثلاث ليال فخشوا على أنفسهم فآمنوا فرفع الله عنهم العذاب.
وَهَٰرُونَهارون‏هارون‏: هو نبي الله هارون بن عمران، ‏أخو نبي الله موسى ورفيقه في دعوة فرعون إلى الإيمان بالله؛ لأنه كان فصيحا ومتحدثا - عليهما السلام.
وَسُلَيْمَٰنَسليمان‏سليمان‏: هو نبي الله سليمان بن نبي الله داود - عليهما السلام، ‏آتاه الله العلم والحكمة، وعلمه منطق الطير، وسخر له الريح والجن، وآتاه ملكا لم يؤته أحدا من بعده.
وَءَاتَيْنَاأتيوأعطينا.
دَاوُدَداودنبي من أنبياء الله، آتاه الله الحكمة وفصل الخطاب، وسخر له الجبال والطير يسبحن معه، وألان له الحديد، كان عبدا لله شكورا، وكان يصوم يوما ويفطر يوما يقوم نصف الليل وينام ثلثه ويقوم سدسه، أنزل الله عليه الزبور، وقد أوتي ملكا عظيما، وأمره الله أن يحكم بالعدل.
زَبُورًازبرالزبور: كتاب الله المنزل على داود عليه السلام.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{إِنَّا أَوْحَيْنَا إِلَيْكَ كَمَا أَوْحَيْنَا إِلَى} فيها غنة

مشددة، ومد منفصل أربع مرات. {نُوحٍ وَالنَّبِيِّينَ} فيها إدغام بغنة، ومد تمكين

{مِنْ بَعْدِهِ} إقلاب، والباء من {إِبْرَاهِيمَ}. مقلقلة {وَآتَيْنَا} مد بدل،

يليه مد طبيعي في الألف بعد النون.