Nahl Suresi 88. Ayet
Arı · Mekke · Sure 16 · Ayet 88/128
ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدْنَـٰهُمْ عَذَابًا فَوْقَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يُفْسِدُونَ
Ellezine keferu ve saddu an sebilillahi zidnahum azaben fevkal azabi bima kanu yufsidun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nahl Suresi 88. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnkar eden ve insanları Allah'ın yolundan alıkoyanların, yapmakta oldukları bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O hem küfretmiş hem de Allah yolundan çevirmiş olanlar diğerlerini de ifsad ettikleri cihetle o azab üstüne bir azab ziyade etmişizdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem küfretmiş hem de Allah yolundan çevirmiş olanlar, diğerlerini de bozdukları için, onlara azap üstüne bir azap daha artırdık.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Kafir olub da (insanları) Allahın yolundan men' edenler (yok mu?) biz onların (çekdikleri) azabın üstünde, (dünyada) çıkarageldikleri fesadlara mukaabil, bir azab daha katıb artırdık.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Nankörlük edip Allah'ın yoluna engel olan kimselerin, -bozgunculuklarından dolayı- azaplarının üstüne azab katmışızdır!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onlar ki kendileri kafir oldukları gibi başkalarını da Allah yolundan çevirirler... İşte başka insanları da ifsad ettikleri için, onların cezalarını kat kat artırırız.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
İnkar edip de Allah'ın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azab üstüne azab ilave ettik.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Hakkı inkara kalkışan ve başkalarını Allah'ın yolundan çeviren kimselerin üzerine, çıkardıkları bozgunculuktan ötürü, azap üstüne azap yığacağız.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Küfredenlere ve Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları için azap üstüne azap veririz.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Allah'ın yolundan alıkoyan Kafirlere, yaptıkları bozgunculuk nedeniyle azap üstüne azap katarız.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Nankörlük edenlere ve Allah'ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları için ceza üstüne ceza ekleriz.
İbni Kesir
Küfredip de Allah yolundan alıkoyanlara; bozgunculuk yaptıklarından dolayı azab üstüne azabı artırdık.
Gültekin Onan
Küfredip de Tanrı'nın yolundan alıkoyanlar; biz, işledikleri bozgunculuğa karşılık, onlara azab üstüne azab ilave ettik.
Rowad Tercüme Merkezi
Kâfir olup da Allah’ın yolundan alıkoyanların işledikleri bozgunculuklara karşılık azaplarına azap katarız.
Şaban Piriş
Küfredenlere ve Allah’ın yolundan alıkoyanlara, bozgunculuk yaptıkları için azap üstüne azap veririz.
Ali Özek ve diğerleri
İnkâr edip de (insanları) Allah yolundan alıkoyanlar var ya, işte onlara, yapmakta oldukları bozgunculuklar sebebiyle, azaplarını kat kat artıracağız.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kâfir olup, başkalarını da Allah’ın yolundan alıkoyanlara, -kendi bozuklukları ve ifsat edip, başkalarını da saptırmaları sebebiyle- küfürlerinden ötürü müstahak oldukları azaplarının üstüne azap katarak cezalarını arttıracağız.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| كَفَرُوا | كفر | جحدوا ولم يؤمنوا. وأصل الكفر: التغطية والجحد؛ لأن الكافر جاحد نعم ربه عليه وساتر لها بكفره. | |||
| وَصَدُّوا | صدد | الصدود عن الشيء: الإعراض عنه والإمتناع ومنع الآخرين عنه. | |||
| عَن | عن | حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| سَبِيلِ | سبل | سبيل الله: دين الله القويم. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| زِدْنَٰهُمْ | زيد | زيادة الشيء: نموه في ذاته أو إضافة شيء إليه من جنسه. | |||
| عَذَابًا | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| فَوْقَ | فوق | ظرف مكان يفيد الارتفاع والعلو. | |||
| ٱلْعَذَابِ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| بِمَا | ما | ما: حرف مصدري يؤول مع ما بعده بمصدر. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| يُفْسِدُونَ | فسد | الإفساد: نقيض الإصلاح. والمفسد: نقيض المصلح. وأصل الإفساد: جعل منفعة الشيء مضرة؛ كإفساد الطعام ونحو بما يلقى فيه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
الدال من {وَصَدُّوا} رقيقة بعد الصاد المفخمة {عَنْ سَبِيلِ} إخفاء
حقيقي في النون مع السين وأيضًا {عَذَابًا فَوْقَ} في التنوين مع الفاء، وفي
الباءيْن من {الْعَذَابِ بِمَا} إظهار كبير لا إدغام فيه.