Mü'min Suresi 85. Ayet

Bağışlayan · Mekke · Sure 40 · Ayet 85/85

فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَـٰنُهُمْ لَمَّا رَأَوْا۟ بَأْسَنَا ۖ سُنَّتَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدْ خَلَتْ فِى عِبَادِهِۦ ۖ وَخَسِرَ هُنَالِكَ ٱلْكَـٰفِرُونَ

Fe lem yeku yenfeuhum imanuhum lemma reev be'sena, sunnetallahilleti kad halet fi ibadih, ve hasire hunalikel kafirun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Mü'min Suresi 85. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

24. cüz · PDF sayfası 15

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Fakat azabımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine fayda vermedi. Bu, Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan kanunudur. İşte orada inkarcılar hüsrana uğradılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Dediler amma hışmımızı gördükleri vakıtki iymanları kendilerine faide verecek değildi. Allahın kullarında geçegelen sünneti, ve işte husrana bu noktada düştü kafirler

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dediler ama, hışmımızı gördükleri zamanki imanları kendilerine fayda verecek değildi. Allah'ın kulları hakkındaki süregelen kanunu (bu), işte hüsrana bu noktada düştü kafirler!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Fakat hışmımızı gördükleri zaman imanları faide verecek değildi. Allahın, kulları hakkında cari olagelen adeti (budup). İşte kafirler burada hüsrana uğradı.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Fakat hışmımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı. Allah'ın kulları hakkında eskiden beri yürürlükte olan yasası budur. İşte o zaman kafirler ziyana uğramışlardır.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Fakat şiddetimizi gördüklerinde iman etmeleri kendilerine fayda sağlamadı. Allah'ın kulları hakkında cari olan uygulaması hep böyle olmuştur. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Ama Bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman, imanları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Allah'ın kulları arasında sürüp giden sünnetidir. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Fakat cezamızın farkına vardıktan sonra iman etmiş olmaları kendilerine bir fayda sağlamayacaktır. Allah'ın kulları için her zaman uyguladığı yol yöntem budur. İşte, hakikati inkar etmiş olanlar, o zaman ve orada, ziyana uğramış olacaklardır.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Azabımızı gördükleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar sağlamadı. Allah'ın geçen kulları hakkındaki kanunu budur. İşte inkarcılar böyle hüsrana uğrar.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Cezamızı görünce iman etmeleri onlara bir fayda vermedi. Allah'ın kulları hakkındaki geçmişten bugüne uyguladığı yasası[1] budur. Kafirler orada zarara uğradılar.

Tefsir / dipnot (1)

Sunnetullah.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sonunda, cezamızın yaman olduğunu gördükleri zaman, inanmaları onlara yarar sağlamaz. Allah'ın Yasası, kulları için böyle gelip geçmiştir. Ve nankörlük edenler, orada yitime uğramışlardır.

İbni Kesir

Ama baskınımızı görüp de öylece inanmaları kendilerine fayda vermedi. Bu; Allah'ın kulları hakkında öteden beri cari olan sünnetidir. Ve işte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Gültekin Onan

Ama bizim dayanılmaz azabımızı gördükleri zaman inançları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. (Bu,) Tanrı'nın kulları arasında sürüp giden sünnetidir. İşte kafirler burada hüsrana uğramışlardır.

Rowad Tercüme Merkezi

Ama bizim azabımızı gördüklerinde iman etmeleri kendilerine fayda vermedi. Bu Allah’ın kulları hakkında geçerli olagelen sünnetidir (adetidir) ve kâfirler işte burada hüsrana uğradı.

Şaban Piriş

Azabımızı gördükleri zaman iman etmeleri onlara bir yarar sağlamadı. (Bu,) Allah'ın kulları arasında sürüp gitmekte olan sünnetidir. İşte kâfirler orada hüsrana uğramışlardır.

Ali Özek ve diğerleri

Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir. Allah'ın kulları hakkında süregelen âdeti budur. İşte o zaman kâfirler hüsrana uğrayacaklardır. 

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Azabımızın indiğini gördükleri vakit iman etmeleri onlara fayda vermedi. Azap kendilerine indiğinde fayda vermemesi Yüce Allah'ın kulları hakkında süre gelen kanunudur. Kâfirler, Allah'ı küfretmeleri ve azap kendilerine tayin edilmeden önce tövbe etmemeleri sebebi ile kendi nefislerini helaka sürükleyerek azap indiğinde hüsrana uğradılar.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
فَلَمْلملم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي.
يَكُكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
يَنفَعُهُمْنفعيفيدهم.
إِيمَٰنُهُمْأمنتصديقهم وإذعانهم.
لَمَّالماظرفية بمعنى حينما.
رَأَوْارأيأبصروا.
بَأْسَنَابأسعذابنا.
سُنَّتَسننسنة الله: نظامه يجريه في خلقه كما يريد.
ٱللَّهِألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
ٱلَّتِيالتياسم موصول يقع على كل أنثى.
قَدْقدأداة تفيد التحقيق.
خَلَتْخلومضت.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
عِبَادِهِعبدخلقه.
وَخَسِرَخسرخسر هنالك الكافرون: أصابهم النقص، أو الضياع في أنفسهم، أو أهليهم، أو أموالهم.
هُنَالِكَهنااسم إشارة للبعيد مكانا أو مكانة.
ٱلْكَٰفِرُونَكفرالجاحدون لله وما أنزل.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{يَنْفَعُهُمْ} إخفاء حقيقي في النون مع الفاء {إِيمَانُهُمْ} مد بدل

{لَمَّا} غنة في الميم المشددة {سُنَّتَ} الوقف عليها بالتاء تبعا للرسم {قَدْ}

قلقلة في الدال {عِبَادِهِ} صلة في الهاء بحرف مد طبيعي وصلًا، {وَخَسِرَ} الراء

مفخمة {الْكَافِرُونَ} مد عارض للسكون، وكذا بقية الآيات.