Mü'min Suresi 83. Ayet
Bağışlayan · Mekke · Sure 40 · Ayet 83/85
فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَرِحُوا۟ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
Fe lemma caethum rusuluhum bil beyyinati ferihu bima indehum minel ilmi ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geldikleri vakıt kendilerinde bulunan ılme güvendiler de o istihza ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Öyle ya, kendilerine peygamberleri apaçık mu'cizeler getirince onların nezdindeki ilme karşı (eğlenerek) şımarıklık gösterdiler de hakkında istihza edegeldikleri şey kendilerini çepçevre kuşatıverdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Elçileri onlara açık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye değer vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri şey, kendilerini kuşatıverdi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Resulleri onlara açık açık delilleri getirdikçe, bunlar kendilerinde bulunan bilgi ile şımarıp böbürlendiler (Peygamberlerin getirdiği hidayetle alay ettiler). Sonunda alaya almalarının cezası, kendilerini her taraftan kuşatıverdi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşatıverdi.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Çünkü elçileri onlara, hakikatin bütün kanıtlarıyla geldiklerinde, (halen) sahip oldukları bilgiye yaslanarak küstahça böbürlendiler ve (böylece / sonunda,) küçümsedikleri şey tarafından sarılıp kuşatıldılar.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Resulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Elçiler onlara açık kanıtlar getirdikleri zaman, yanlarında bulunan bilgiden dolayı büyüklük tasladılar. Ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.
İbni Kesir
Peygamberleri kendilerine huccetlerle gelince; kendi yanlarındaki bilgi ile gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.
Gültekin Onan
Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşatıverdi.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Peygamberleri onlara apaçık deliller ile geldiğinde onları yalanladılar. Peygamberlerinin getirdiğine, muhalefet eden ilimlerine sarılıp ondan razı oldular. Peygamberlerinin kendilerini korkuttuğu ve alay ettikleri o azap onları yakalayıverdi.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Peygamberleri kendilerine huccetlerle gelince; kendi yanlarındaki bilgi ile gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
82- Yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetinin nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar, bunlardan daha çok, güç ve yeryüzündeki eserleri itibari ile de daha üstün idiler. Ama kazandıkları şeyler onlara bir fayda sağlamadı. 83- Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde onlar, yanlarındaki ilim ile şımardılar ve sonunda alay etmekte oldukları (azap) onları kuşatıverdi. 84- Onlar azabımızı gördüklerinde:“(İlah olarak) yalnızca Allah’a iman ettik ve O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri de inkâr ettik” dediler. 85- Ama azabımızı gördüklerinde imanlarının onlara bir faydası olmadı. Zira Allah’ın kulları hakkında geçerli olan sünneti/kanunu budur. Böylece kâfirler oracıkta hüsrana uğradılar.
82. Yüce Allah, peygamberlerini yalanlayanları, yeryüzünde hem bedenleri hem de kalpleri ile dolaşmaya ve ilim adamlarına soru sormaya teşvik etmektedir:“Yeryüzünde gezip de” gaflet ve ihmal bakışı ile değil de düşünerek ve ibret alarak “kendilerinden öncekilerin” Âd, Semûd ve benzeri geçmiş ümmetlerin “âkıbetinin nasıl olduğuna bakmazlar mı?”“Onlar” önceki ümmetler, “bunlardan” malca “daha çok, güç ve yeryüzündeki” sağlam binalar, gâyet güzel bahçeler ve pek çok ekinler kabilinden “eserleri itibari ile daha üstün idiler. Ama” Allah’ın azap emri onlara geldiğinde “kazandıkları şeyler onlara bir fayda sağlamadı.” Güçlerinin kendilerine faydası olmadığı gibi, mallarını da fidye vererek kurtulamadılar. Kalelerine de sığınıp korunamadılar. Daha sonra Yüce Allah onların pek büyük olan suçlarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
83. “Peygamberleri onlara apaçık deliller” ilâhî kitaplar, muazzam ve olağanüstü mucizeler, sapıklıktan hidâyete, batıldan hakka ileten apaçık ve faydalı bilgiler “getirdiklerinde onlar, yanlarındaki” peygamberlerin dini ile çelişen “ilim ile şımardılar.” Onların bu ilimler dolayısı ile şımarmaları, bu ilimleri ileri derecede beğendiklerine, bunlara güvenip sımsıkı sarıldıklarına, peygamberlerin getirdikleri hakka ise düşmanlık ederek kendi batıllarını hak olarak ileri sürdüklerine delildir. Bu, kendileri ile peygamberlerin getirdiklerine karşı çıkılan bütün ilimler hakkında geçerlidir. Bu tür ilimler arasında bu kapsama girmeye en layık olanlar ise kendisi vasıtası ile pek çok Kur’ânî âyetlerin reddedildiği, Kur’ân’ın kalplerdeki kıymetinin azaltıldığı, kat’î ve yakinî delillerinin, yakîn diye bir şey ifade etmeyen lafzî delillere dönüştürüldüğü, akılsızların ve batıl ehlinin akıllarının âyetlerin önüne geçirildiği Yunan kaynaklı felsefe ve mantık ilimleridir. Bu ise Allah’ın âyetleri hakkında batıla meyletmenin, onlara karşı çıkmanın ve onlarla zıtlaşmanın en açık şekillerindendir. Allah yardımcımız olsun. “sonunda alay etmekte oldukları” azap “onları kuşatıverdi.” Üzerlerine indi ve onları çepeçevre sardı.
84. “Onlar azabımızı gördüklerinde” itiraf ve kabulün kendilerine fayda vermeyeceği bir vakitte itirafta bulunarak: “(İlah olarak) yalnızca Allah’a iman ettik ve O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri” putları ve heykelleri “de inkâr ettik” ve peygamberlerin getirdiklerine aykırı olan ilim ya da amel kabilinden her bir şeyden uzaklaştık “dediler.”
85. “Ama azabımızı gördüklerinde” o hal içinde “imanlarının onlara bir faydası olmadı. Zira Allah’ın kulları hakkında geçerli olan sünneti/kanunu budur” Yani inkarcılar, üzerlerine Allah’ın azabı ve cezası indiği takdirde iman edecek olurlarsa onların bu imanları, geçerli bir iman değildir ve onları azabtan kurtarmaz. Çünkü böyle bir iman, mecburiyet halindeki bir imandır. Yan, onlar çaresizlikten iman etmişlerdir. Ayrıca bu, gözle gördükten sora yapılmış bir imandır. Kişiyi kurtaracak olan iman ise ihtiyarî/isteyerek ve görmeden yapılan imandır ki bu da azabın belirtilerinin görülmesinden önce olur. “Böylece kâfirler oracıkta hüsrana uğradılar.” Helâk oldukları ve azabı tattıkları vakit, dinlerini, dünyalarını ve âhiretlerini kaybettiler. Yalnızca bu dünyadaki hüsranla kalmayacaklar; aksine çetin azap içinde onları bedbaht kılacak ve orada ebedi kalmalaraına yol açacak bir hüsran da onlar için kaçınılmazdır.
Ğâfir/Mü’min Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Bu, kendi güç ve imkânımızla Allah’ın lütfu ve yardımı iledir. Bundan dolayı Allah’a hamdolsun, şükür ve övgüler yalnız O’nadır.
***