Mü'min Suresi 83. Ayet

Bağışlayan · Mekke · Sure 40 · Ayet 83/85

فَلَمَّا جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَرِحُوا۟ بِمَا عِندَهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Fe lemma caethum rusuluhum bil beyyinati ferihu bima indehum minel ilmi ve haka bihim ma kanu bihi yestehziun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Mü'min Suresi 83. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

24. cüz · PDF sayfası 15

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Peygamberleri onlara apaçık deliller getirince, sahip oldukları bilgi ile şımardılar (ve onları alaya aldılar). Sonunda alaya almakta oldukları şey kendilerini sarıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Çünkü onlara Peygamberleri beyyinelerle geldikleri vakıt kendilerinde bulunan ılme güvendiler de o istihza ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü onlara peygamberleri açık delillerle geldiği zaman, kendilerinde bulunan ilme güvendiler de alay ettikleri şey kendilerini kuşatıverdi.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Öyle ya, kendilerine peygamberleri apaçık mu'cizeler getirince onların nezdindeki ilme karşı (eğlenerek) şımarıklık gösterdiler de hakkında istihza edegeldikleri şey kendilerini çepçevre kuşatıverdi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Elçileri onlara açık kanıtlar getirince, yanlarında bulunan bilgi ile sevin(ip övün)düler (peygamberlerin getirdikleri bilgiye değer vermediler, onlarla alay ettiler). Sonunda alay edegeldikleri şey, kendilerini kuşatıverdi.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Resulleri onlara açık açık delilleri getirdikçe, bunlar kendilerinde bulunan bilgi ile şımarıp böbürlendiler (Peygamberlerin getirdiği hidayetle alay ettiler). Sonunda alaya almalarının cezası, kendilerini her taraftan kuşatıverdi.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman, onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşatıverdi.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Çünkü elçileri onlara, hakikatin bütün kanıtlarıyla geldiklerinde, (halen) sahip oldukları bilgiye yaslanarak küstahça böbürlendiler ve (böylece / sonunda,) küçümsedikleri şey tarafından sarılıp kuşatıldılar.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Peygamberleri onlara apaçık belgelerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Resulleri kendilerine kanıt içeren açıklayıcı bilgilerle geldiği zaman, sahip oldukları bilgiye güvenerek şımardılar ve kendisi ile alay ettikleri şey onları kuşattı.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Elçiler onlara açık kanıtlar getirdikleri zaman, yanlarında bulunan bilgiden dolayı büyüklük tasladılar. Ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.

İbni Kesir

Peygamberleri kendilerine huccetlerle gelince; kendi yanlarındaki bilgi ile gururlandılar da, alaya aldıkları şey kendilerini kuşatıverdi.

Gültekin Onan

Resulleri kendilerine apaçık belgeler getirdiği zaman onlar, yanlarında olan ilimden dolayı sevinip böbürlendiler de, kendisini alay konusu edindikleri şey, onları sarıp kuşatıverdi.

Rowad Tercüme Merkezi

Rasulleri onlara apaçık deliller ile geldiğinde onlar yanlarındaki ilim dolayısı ile şımardılar ve alay edegeldikleri şey onları kuşatıverdi.

Şaban Piriş

Peygamberleri onlara apaçık delillerle geldiği zaman, kendi bilgileri ile şımardılar ve alay ettikleri şey onları çepeçevre kuşatıverdi.

Ali Özek ve diğerleri

Peygamberleri onlara apaçık bilgiler getirince, onlar kendilerinde bulunan (beşerî) bilgiye güvendiler (onu alaya aldılar). Alaya aldıkları şey kendilerini boğuverdi.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Peygamberleri onlara apaçık deliller ile geldiğinde onları yalanladılar. Peygamberlerinin getirdiğine, muhalefet eden ilimlerine sarılıp ondan razı oldular. Peygamberlerinin kendilerini korkuttuğu ve alay ettikleri o azap onları yakalayıverdi.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
فَلَمَّالمالما: ظرفية بمعنى حينما.
جَاءَتْهُمْجيأأتتهم.
رُسُلُهُمرسلالرسل: جمع رسول، والرسول من الناس: إنسان أوحي إليه بشرع ‌وأمر ‌بتبليغه، فإن لم يؤمر فنبي فقط. والرسول من الملائكة: هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله.
بِٱلْبَيِّنَٰتِبينبالحجج الواضحات.
فَرِحُوافرحسروا وابتهجوا، والمراد استخفتهم النعمة فبطروا.
بِمَاماما: اسم موصول.
عِندَهُمعندعند: ظرف مكان، ولا تقع إلا مضافة.
مِّنَمِنحرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
ٱلْعِلْمِعلمالعلم: اليقين وإدراك الشيء على حقيقته، ونقيضه الجهل. والعلم: من صفات الله تعالى.
وَحَاقَحيقحاق بهم: نزل بهم وأصابهم.
بِهِمبالباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق.
مَّامايحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية.
كَانُواكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
بِهِبالباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق.
يَسْتَهْزِءُونَهزأيستخفون ويحقرون.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{فَلَمَّا} غنة في الميم، ومد طبيعي {جَاءَتْهُمْ} مد متصل {رُسُلُهُمْ

بِالْبَيِّنَاتِ} إخفاء شفوي في الميم مع الباء {عِنْدَهُمْ مِنَ} إخفاء حقيقي في

النون مع الدال. يليه إدغام تماثل صغير بين الميمين، ومثله {بِهِمْ مَا كَانُوا}

وفي {بِهِ} صلة الهاء بياء حالة الوصل {يَسْتَهْزِئُونَ} مد عارض للسكون ويلغي مد

البدل لأنه أضعف.