Mü'min Suresi 82. Ayet
Bağışlayan · Mekke · Sure 40 · Ayet 82/85
أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِنْهُمْ وَأَشَدَّ قُوَّةً وَءَاثَارًا فِى ٱلْأَرْضِ فَمَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ
E fe lem yesiru fil ardı fe yenzuru keyfe kane akıbetullezine min kablihim, kanu eksere minhum ve eşedde kuvveten ve asaren fil ardı fema agna anhum ma kanu yeksibun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Daha Yer yüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok hem kuvvetçe ve Arzda asarca daha çetin idiler, öyle iken o kesbettikleri şeyler kendilerini kurtarmadı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Daha yeryüzünde bir gezip de bakmazlar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur? Onlar kendilerinden hem daha çok hem de kuvvetleri ve yeryüzündeki eserleri noktasından daha üstün idiler. Öyle iken o elde ettikleri şeyler kendilerini kurtaramadı.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ya onlar yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı ki kendilerinden evvelkilerin akıbeti nice olmuşdur, baksınlar? Hem onlar bunlardan daha çokdu. Kuvvetçe ve yer (yüzün) deki eserlerce de daha güçlü ve satvetli idi (ler). Fakat kazanır oldukları şeyler kendilerine asla faide vermedi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar, bunlardan daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha sağlam idiler. Ama kazandıkları, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onlar hiç dünyayı gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden önceki ümmetlerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görüp ders alsınlar? Oysa onlar, kendilerinden gerek kuvvet, gerek ülkede bıraktıkları eserler bakımından daha ileri idiler. Ama onların elde ettikleri bu özellikler kendilerine fayda vermedi. Feci akıbetlerini önleyemedi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamadı.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan (hakikat inkarcı)larının sonunun ne olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı fakat başarılarının kendilerine hiçbir faydası olmamıştı.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Hiç yeryüzünde gezmiyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin akibetinin ne olduğuna baksınlar. Onlar, bunlardan daha çok ve yeryüzünde daha güçlü eserler bırakmışlardı. Ama, kazandıkları onlara hiçbir fayda sağlamadı.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Onlar, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yeryüzünde dolaşıp da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmıyorlar mı? Onlar, güç yönünden daha üstündüler. Üstelik yeryüzünde daha üstün eserler bırakmışlardı. Fakat kazandıkları şeyler onlara yarar sağlamadı.[407]
Tefsir / dipnot (1)
İşte, bir bilgi ayeti: Yeryüzü tarihinin her döneminde, siyasal, ekonomi ve savaş gücü yönlerinden çok güçlü olan sayısız devlet kurulmuştur. Bunların arasında, Romalılar gibi bin beş yüz yıl varlığını sürdürebilmiş olanlar da vardır. Çevrecilik, mühendislik, üretim ve finans konularında çok gelişmiş olan bu uygarlıklar, günümüzün yapımbilimiyle bile üretilmesi olanaksız eserler bırakmışlardır. Büyük güçlerine karşın yok olmaktan kurtulamayan eski uygarlıkların çok az bir bölümü bilinmektedir. M.Ö. 10000-0 yılları arasında varlığını sürdürmüş olan kimi büyük uygarlıklar, Frig, Urartu, Sümer, Hitit, Likya, Akad, Mısır, Asur, Pers, Babil, Maya ve Roma uygarlıklarıdır. Yalnızca Anadolu'da bile yüzlerce antik kent vardır. Bunların arasında, Efes
İbni Kesir
Yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki; kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler. Hem onlar; kendilerinden daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzünde daha sağlam eser bırakan kimselerdi. Ama kazandıkları onlara bir fayda sağlamamıştı.
Gültekin Onan
Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamadı.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Bu yalanlayanlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önce gelip yalanlayan kavimlerin akıbetleri nasıl oldu düşünüp taşınsınlar. O geçmiş ümmetler onlardan servet olarak daha varlıklı, daha güçlü ve yeryüzünde bıraktıkları eserleri daha sağlamdı. Fakat elde ettikleri kuvvetleri Yüce Allah'ın helak eden azabı geldiğinde onlara bir fayda sağlamadı.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki; kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler. Hem onlar; kendilerinden daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzünde daha sağlam eser bırakan kimselerdi. Ama kazandıkları onlara bir fayda sağlamamıştı.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
82- Yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin âkıbetinin nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar, bunlardan daha çok, güç ve yeryüzündeki eserleri itibari ile de daha üstün idiler. Ama kazandıkları şeyler onlara bir fayda sağlamadı. 83- Peygamberleri onlara apaçık deliller getirdiklerinde onlar, yanlarındaki ilim ile şımardılar ve sonunda alay etmekte oldukları (azap) onları kuşatıverdi. 84- Onlar azabımızı gördüklerinde:“(İlah olarak) yalnızca Allah’a iman ettik ve O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri de inkâr ettik” dediler. 85- Ama azabımızı gördüklerinde imanlarının onlara bir faydası olmadı. Zira Allah’ın kulları hakkında geçerli olan sünneti/kanunu budur. Böylece kâfirler oracıkta hüsrana uğradılar.
82. Yüce Allah, peygamberlerini yalanlayanları, yeryüzünde hem bedenleri hem de kalpleri ile dolaşmaya ve ilim adamlarına soru sormaya teşvik etmektedir:“Yeryüzünde gezip de” gaflet ve ihmal bakışı ile değil de düşünerek ve ibret alarak “kendilerinden öncekilerin” Âd, Semûd ve benzeri geçmiş ümmetlerin “âkıbetinin nasıl olduğuna bakmazlar mı?”“Onlar” önceki ümmetler, “bunlardan” malca “daha çok, güç ve yeryüzündeki” sağlam binalar, gâyet güzel bahçeler ve pek çok ekinler kabilinden “eserleri itibari ile daha üstün idiler. Ama” Allah’ın azap emri onlara geldiğinde “kazandıkları şeyler onlara bir fayda sağlamadı.” Güçlerinin kendilerine faydası olmadığı gibi, mallarını da fidye vererek kurtulamadılar. Kalelerine de sığınıp korunamadılar. Daha sonra Yüce Allah onların pek büyük olan suçlarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
83. “Peygamberleri onlara apaçık deliller” ilâhî kitaplar, muazzam ve olağanüstü mucizeler, sapıklıktan hidâyete, batıldan hakka ileten apaçık ve faydalı bilgiler “getirdiklerinde onlar, yanlarındaki” peygamberlerin dini ile çelişen “ilim ile şımardılar.” Onların bu ilimler dolayısı ile şımarmaları, bu ilimleri ileri derecede beğendiklerine, bunlara güvenip sımsıkı sarıldıklarına, peygamberlerin getirdikleri hakka ise düşmanlık ederek kendi batıllarını hak olarak ileri sürdüklerine delildir. Bu, kendileri ile peygamberlerin getirdiklerine karşı çıkılan bütün ilimler hakkında geçerlidir. Bu tür ilimler arasında bu kapsama girmeye en layık olanlar ise kendisi vasıtası ile pek çok Kur’ânî âyetlerin reddedildiği, Kur’ân’ın kalplerdeki kıymetinin azaltıldığı, kat’î ve yakinî delillerinin, yakîn diye bir şey ifade etmeyen lafzî delillere dönüştürüldüğü, akılsızların ve batıl ehlinin akıllarının âyetlerin önüne geçirildiği Yunan kaynaklı felsefe ve mantık ilimleridir. Bu ise Allah’ın âyetleri hakkında batıla meyletmenin, onlara karşı çıkmanın ve onlarla zıtlaşmanın en açık şekillerindendir. Allah yardımcımız olsun. “sonunda alay etmekte oldukları” azap “onları kuşatıverdi.” Üzerlerine indi ve onları çepeçevre sardı.
84. “Onlar azabımızı gördüklerinde” itiraf ve kabulün kendilerine fayda vermeyeceği bir vakitte itirafta bulunarak: “(İlah olarak) yalnızca Allah’a iman ettik ve O’na ortak koşmakta olduğumuz şeyleri” putları ve heykelleri “de inkâr ettik” ve peygamberlerin getirdiklerine aykırı olan ilim ya da amel kabilinden her bir şeyden uzaklaştık “dediler.”
85. “Ama azabımızı gördüklerinde” o hal içinde “imanlarının onlara bir faydası olmadı. Zira Allah’ın kulları hakkında geçerli olan sünneti/kanunu budur” Yani inkarcılar, üzerlerine Allah’ın azabı ve cezası indiği takdirde iman edecek olurlarsa onların bu imanları, geçerli bir iman değildir ve onları azabtan kurtarmaz. Çünkü böyle bir iman, mecburiyet halindeki bir imandır. Yan, onlar çaresizlikten iman etmişlerdir. Ayrıca bu, gözle gördükten sora yapılmış bir imandır. Kişiyi kurtaracak olan iman ise ihtiyarî/isteyerek ve görmeden yapılan imandır ki bu da azabın belirtilerinin görülmesinden önce olur. “Böylece kâfirler oracıkta hüsrana uğradılar.” Helâk oldukları ve azabı tattıkları vakit, dinlerini, dünyalarını ve âhiretlerini kaybettiler. Yalnızca bu dünyadaki hüsranla kalmayacaklar; aksine çetin azap içinde onları bedbaht kılacak ve orada ebedi kalmalaraına yol açacak bir hüsran da onlar için kaçınılmazdır.
Ğâfir/Mü’min Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Bu, kendi güç ve imkânımızla Allah’ın lütfu ve yardımı iledir. Bundan dolayı Allah’a hamdolsun, şükür ve övgüler yalnız O’nadır.
***