Mücâdele Suresi 9. Ayet
Mücadeleci Kadın · Medine · Sure 58 · Ayet 9/22
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَنَـٰجَيْتُمْ فَلَا تَتَنَـٰجَوْا۟ بِٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ وَمَعْصِيَتِ ٱلرَّسُولِ وَتَنَـٰجَوْا۟ بِٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Ya eyyuhellezine amenu iza tenaceytum fe la tetenacev bil ismi vel udvani ve ma'siyetir resuli ve tenacev bil birri vet takva, vettekullahellezi ileyhi tuhşerun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mücâdele Suresi 9. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! Siz baş başa gizlice konuştuğunuz zaman, günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşmayın. İyilik ve takvayı konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey o bütün iyman edenler! Sizler fısıldaştığınız vakıt günah, udvan ve Peygambere ısyan fısıldaşmayın iyilik ve takva fısıldaşın ve Allahdan korkun ki ona haşrolunacaksınız
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey iman edenler, sizler fısıldaştığınız zaman, aranızda günah, düşmanlık ve peygambere isyan hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takvayı fısıldaşın! Allah'tan korkun ki, O'nun huzurunda toplanacaksınız.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ey iman edenler, aranızda gizli konuşacağınız vakit günahı, düşmanlığı, peygambere isyanı fısıldaşmayın. iyiliği, takvayı fısıldasın ve ancak huzuurunda toplanacağınız Allahdan korkun.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey inananlar, aranızda gizli konuştuğunuz zaman günah, düşmanlık ve Elçiye karşı gelme üzerinde konuşmayın; iyilik ve takva üzerinde konuşun ve huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ey iman edenler! Şayet siz gizlice konuşacak olursanız sakın günah, zulüm ve Peygambere isyan hususlarında kulis yapmayın. Bunu hayır ve takva hususunda yapın. Dirilip huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı fısıldaşıp konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(O halde,) ey iman etmiş olanlar, gizli konuşmalarınızda, kötü fiiller, saldırgan davranışlar ve Elçi'ye itaatsizlik niyetiyle fesat kurmayı bırakın; (bunun yerine) fazilet ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci üzerinde görüşmeler yapın ve (her zaman) huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Ey iman edenler, aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takva konusunda konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Ey İman Edenler! Bir araya geldiğiniz zaman, aranızda günah, düşmanlık ve Resul'e karşı gelmek amacıyla görüşme yapmayın. Görüşmelerinizi birr[1] ve takva[2] konusunda yapın. Huzurunda toplanacağınız Allah'a karşı takva sahibi olun.
Tefsir / dipnot (2)
İyi, yararlı ve doğru olan her şey, bütün iyilikler, bağışlamak, sadakat, samimiyet, doğruluk, adalet, gerçeklik, erdem, gönül.
Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ey inanca çağırılanlar! Aranızda gizli konuştuğunuzda, suç işlemek, düşmanlık ve elçiye karşı gelmek konusunda artık fısıldaşmayın. İyilik ve sorumluluk bilinci konusunda konuşun ve karşısında toplanacağınız Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın.
İbni Kesir
Ey iman edenler; aranızda gizli konuşacağınız zaman; günahı, düşmanlığı ve Peygambere isyanı fısıldaşmayın. Birr'i, takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan korkun.
Gültekin Onan
Ey inananlar, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygambere isyanı fısıldaşıp konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Tanrı'dan sakının.
Rowad Tercüme Merkezi
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takva konusunda konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun!
Şaban Piriş
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın, iyilik ve takva konusunda konuşun. Huzurunda toplanacağınız Allah’tan korkun!
Ali Özek ve diğerleri
Ey iman edenler! Aranızda gizli konuşacağınız zaman günahı, düşmanlığı ve Peygamber'e karşı gelmeyi fısıldamayın. İyilik ve takvâyı konuşun. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan korkun.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ey Allah'a iman edip kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Yahudiler gibi olmamak için aranızda gizli konuşurken günah, düşmanlık ve Peygambere karşı gelmek hususunda fısıldaşmayın. Allah'a taatte bulunmak ve günahlardan geri durmak hususunda fısıldaşın. Emirlerine itaat ederek ve yasaklarından kaçınarak Allah'tan korkun. Kıyamet gününde hesap ve karşılık için sadece O'nun huzuruna gelip toplanacaksınız.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| يَٰأَيُّهَا | — | يا: للنداء، أيها: وصلة لنداء ما فيه"أل"من الذكور مع التنبيه. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع. | |||
| إِذَا | إذا | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل. | |||
| تَنَٰجَيْتُمْ | نجو | تبادلتم الحديث سرا. | |||
| فَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَتَنَٰجَوْا | نجو | فلا تتناجوا: فلا تتساروا، أي لا تتبادلوا الحديث سرا. | |||
| بِٱلْإِثْمِ | أثم | الإثم: الذنب الذي يستحق العقوبة لأنه ميل عن الحق بعلم وتعمد. | |||
| وَٱلْعُدْوَٰنِ | عدو | العدوان: الظلم وتجاوز حد ما يباح. | |||
| وَمَعْصِيَتِ | عصي | معصية الرسول: مخالفة ما جاء به. | |||
| ٱلرَّسُولِ | رسل | الرسول من الملائكة هو من يبلغ الرسالة الإلهية عن الله، والرسول من الناس هو من يبعثه الله بشرع ليعمل به ويبلغه، والرسول هنا هو محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| وَتَنَٰجَوْا | نجو | وتساروا، أي تبادلوا الحديث سرا. | |||
| بِٱلْبِرِّ | برر | البر: كلمة جامعة لكل صفات الخير. | |||
| وَٱلتَّقْوَىٰ | وقي | التقوى: الاتقاء وجعل وقاية من عذاب الله باتباع أوامره واجتناب نواهيه. | |||
| وَٱتَّقُوا | وقي | احذروا واجعلوا لكم وقاية تحميكم وتقيكم. وأصل التقوى: أن يجعل العبد بينه وبين ما يخافه ويحذره وقاية تقية من ذلك. | |||
| ٱللَّهَ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| ٱلَّذِي | الذي | الذي: اسم موصول للمفرد المذكر، عاقلا كان أو غير عاقل. | |||
| إِلَيْهِ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| تُحْشَرُونَ | حشر | تجمعون مع الناس للحساب بعد البعث من القبور. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{يَاأَيُّهَا} مد منفصل {آمَنُوا} مد بدل {وَالتَّقْوَى} قلقلة في القاف
{الَّذِي إِلَيْهِ} مد منفصل، والهاء مقصورة لسكون ما قبلها.