Mücâdele Suresi 10. Ayet
Mücadeleci Kadın · Medine · Sure 58 · Ayet 10/22
إِنَّمَا ٱلنَّجْوَىٰ مِنَ ٱلشَّيْطَـٰنِ لِيَحْزُنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَلَيْسَ بِضَآرِّهِمْ شَيْـًٔا إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ
İnne men necva mineş şeytani li yahzunellezine amenu ve leyse bi darrihim şey'en illa bi iznillah, ve alallahi fel yetevekkelil mu'minun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mücâdele Suresi 10. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O kötü fısıltılar iman edenleri üzmek için ancak şeytandan kaynaklanmaktadır. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, mü'minlere hiçbir zarar verebilecek değildir. Öyle ise mü'minler ancak Allah'a tevekkül etsinler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O gizli konuşmalar, (o fiskos) sırf Şeytandandır, iyman etmiş olanları kederlendirmek için, halbuki onlara bir şey zarar ettirecek değildir, meğerki Allahın izniyle ola, müminler de onun için hep Allaha dayansınlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gizli konuşmalar (o fiskos) yalnızca şeytandandır; inananları üzmek için; oysa Allah'ın izni olmadan onlara bir zarar verecek değildir. Mü'minler de onun için hep Allah'a dayansınlar.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Öyle) fısıltı sırf şeytandandır. iman edenleri tasaya düşürmek içindir bu. Halbuki bu, Allahın izni olmaksızın, onlara (mü'minlere) hiçbir şeyle zarar verici değildir. O halde mü'minler ancak Allaha güvenib dayansın (lar).
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Gizli konuşma (fiskos) şeytandandır. (Şeytan insanları bu yola iletir ki) inananlar üzülsünler. Oysa o, Allah'ın izni olmadıkça mü'minlere hiçbir zarar veremez. Mü'minler Allah'a dayansınlar.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Böyle meşru olmayan kulisler, müminleri üzüntüye boğmak için şeytan tarafından telkin edilir. Ama, Allah dilemedikçe bu onlara asla zarar veremez. Onun için müminler de yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dendir. Oysa Allah'ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Öteki her türlü) gizli konuşmalar yalnızca şeytanın işidir, o ki inananlara bu şekilde üzüntü verir; ama Allah'ın izni olmadıkça onlara hiçbir zarar veremez; inananlar yalnızca Allah'a güvensinler!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Gizli fısıldaşmalar şeytandandır. İman edenleri üzmek ister. Fakat onlara, Allah'ın izni olmadıkça hiçbir zarar veremez. Müminler güvensinler Allah'a!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Kuşkusuz gizlilik içinde[1] yapılan görüşmeler, İman Edenler'i üzmek için şeytancadır.[2] Oysa şeytan, Allah'ın izni[3] olmadıkça onlara bir sıkıntı verecek değildir. Öyleyse Mü'minler Allah'a tevekkül[4] etsinler.
Tefsir / dipnot (4)
Art niyetli olarak.
Şeytanın kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikatten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.
"Allah'ın izni ile", terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallara göre," Allah'ın bilgisine göre ve bilgisi gereği anlamlarına gelmektedir.
Allah'a güvenmek, O'na dayanmak; her türlü hazırlığı yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Gizli konuşmalar, inananlara üzüntü vermek için ancak şeytandan gelir. Oysa Allah'ın izni olmadıkça, onlara bir dokunca veremez. İnananlar, artık Allah'a güvensinler.
İbni Kesir
Gizli konuşmalar, ancak iman edenleri üzmek için şeytandandır. Halbuki Allah'ın izni olmadıkça onlara hiç bir şeyle zarar veremez. Mü'minler, Allah'a tevekkül etsinler.
Gültekin Onan
Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), inananları üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dendir. Oysa Tanrı'nın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde inançlılar yalnızca Tanrı'ya tevekkül etsinler!
Rowad Tercüme Merkezi
Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, Müminler'e hiçbir zarar veremez. Öyle ise Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.
Şaban Piriş
Gizli fısıldaşmalar şeytandandır. Böylece iman edenleri üzmek ister. Fakat onlara, Allah’ın izni olmadıkça hiçbir zarar veremez. Müminler yalnızca tevekkül etsinler Allah’a!
Ali Özek ve diğerleri
Gizli konuşmalar şeytandandır. Bu, iman edenleri üzmek içindir. Oysa şeytan, Allah'ın izni olmadıkça, müminlere hiçbir zarar veremez. Müminler Allah'a dayanıp güvensinler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Günah, düşmanlık ve Peygambere isyandan oluşan fısıldaşmak- sadece şeytanın süslediği ve dostlarına vesvese ettiği bir şeydir ki, şeytan bununla Müminlerin içine kendilerine tuzak kurulduğuna dair hüzün koymak ister. Şeytan ve şeytanın süslemesi, Allah'ın dilemesi dışında Müminlere bir zarar veremez. O halde Müminler, bütün işlerinde Allah'a güvenip dayansınlar.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| إِنَّمَا | — | أداة حصر. | |||
| ٱلنَّجْوَىٰ | نجو | النجوى: هنا الحديث الخفي أو المسارة المنهي عنها. | |||
| مِنَ | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| ٱلشَّيْطَٰنِ | شطن | الشيطان، هو: الوسواس الخناس كما وصفه الله، ويطلق على: إبليس وذريته. والشَّيطانُ: فيعال من شطن، أي: بعد؛ لبعده عن الحق، أو فعلان، وقيل: الشيطان فعلان من شاط يشيط إذا هلك واحترق. | |||
| لِيَحْزُنَ | حزن | ليحزن الذين آمنوا: ليصيبهم بالهم والغم. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع. | |||
| وَلَيْسَ | ليس | ليس: فعل ناسخ للنفي. | |||
| بِضَارِّهِمْ | ضرر | بملحق بهم مكروها أو أذى. | |||
| شَيْءًا | شيأ | الشيء: لفظ عام يدل على كل موجود؛ لأن كل موجود يسمى شيئاً. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| بِإِذْنِ | أذن | بإذن الله: بمشيئته وأمره. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| وَعَلَى | على | على: حرف جر ورد لتأكيد الإضافة والتفويض. | |||
| ٱللَّهِ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| فَلْيَتَوَكَّلِ | وكل | فليتوكل المؤمنون: فليعتمدوا ويفوضوا أمرهم. | |||
| ٱلْمُؤْمِنُونَ | أمن | المقرون بوحدانية الله وبصدق رسله والمنقادون لله بالطاعة وللرسول بالاتباع. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{إِنَّمَا} غنة في النون. وتحذف الألف وصلا للساكن بعدها {آمَنُوا} مد بدل
{بِضَارِّهِمْ} مد لازم كلمي مثقل. وفي الوقف على {شَيْئًا} مد عوض يبدل فيه
التنوين ألفًا.