Mücâdele Suresi 14. Ayet
Mücadeleci Kadın · Medine · Sure 58 · Ayet 14/22
۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِم مَّا هُم مِّنكُمْ وَلَا مِنْهُمْ وَيَحْلِفُونَ عَلَى ٱلْكَذِبِ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
E lem tere ilellezine tevellev kavmen gadıballahu aleyhim, ma hum minkum ve la minhum ve yahlifune alel kezibi ve hum ya'lemun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mücâdele Suresi 14. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Onlar bile bile yalan yere yemin ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bakmaz mısın şunlara ki Allahın gadab etmiş olduğu bir kavma yardaklık etmektedirler, onlar ne sizdendirler ne onlardan ve bilip dururken yalan yere yemin ederler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah'ın gazap etmiş olduğu bir topluğa yardakçılık edenleri görmez misin? Onlar ne sizdendirler ne de onlardandırlar ve bile bile yalan yere yemin ederler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Allahın, kendilerine gazab etdiği bir kavmi dost edinenleri görmedin mi? Bunlar sizden de değildir, onlardan da değildir. Kendileri de bilib dururlarken, onlar yalan yere yemin ederler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler, ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah'ın gazab ettiği bir topluluğu dost edinenlere baksana! Bunlar ne sizden, ne de onlardandır. Bunlar bile bile yalan yere yemin ederler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allah'ın gazabına uğrayan bir toplum ile dostluk kuranların farkında değil misin? Onlar ne sizdendir (ey müminler) ne de o (hakikati inatla reddede)nlerden. Böylece onlar yalan ve düzmece (değerler) üstüne (onların yalan ve sahte olduklarını) bile bile yemin ederler.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah'ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar, sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir halka dönenleri[1] görüyor musun? Aslında onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Tefsir / dipnot (1)
Onları kendilerine gözetleyici, yardımcı, koruyucu ve yönetici yapanları.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Allah'ın öfkesine uğrayan bir toplumu dost edindiklerini görmüyor musun? Oysa onlar, ne sizdendir ne de onlardan. Bilmelerine karşın, yalan yere yemin ediyorlar.
İbni Kesir
Bakmaz mısın onlara ki, Allah'ın, kendilerine gazab ettiği bir kavmi dost edinmişlerdir? Onlar; ne sizdendir, ne de onlardan. Ve bile bile yalan yere yemin etmektedirler.
Gültekin Onan
Tanrı'nın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinenleri görmedin mi? Onlar, ne sizdendirler, ne onlardan. Kendileri de (açıkça gerçeği) bildikleri halde, yalan üzere yemin ediyorlar.
Rowad Tercüme Merkezi
Allah’ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Şaban Piriş
Allah’ın gazap ettiği bir toplumu dost edinenleri gördün mü? Onlar, sizden değil, onlardan da değil. Bile bile yalan yere yemin ediyorlar.
Ali Özek ve diğerleri
Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluğu dost edinenleri görmedin mi? Onlar ne sizdendirler ne de onlardan. Bilerek yalan yere yemin ediyorlar.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Küfür ve isyanları sebebi ile Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir topluluk olan Yahudileri dost edinen münafıkları görmedin mi? O münafıklar ne Müminlerden ve ne de Yahudilerdendir. Onlar bu iki grup arasında herhangi birine karar veremez bir durumdadırlar. (Ne tam olarak onlara, ne de tam olarak bunlara meylederler) Müminlerin haberlerini Yahudilere aktardıkları halde kendilerinin Müslümanlar olduklarına dair yemin ederler. Onlar yeminlerinde yalancı olanlardır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| أَلَمْ | لم | لم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي. | |||
| تَرَ | رأي | ألم تر: عبارة للحث على النظر والتعجب والاعتبار والتأمل في شأن من يتحدث عنهم ، ويخاطب بالعبارة من رأى ومن سمع ، ومن لم ير ولم يسمع. | |||
| إِلَى | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| تَوَلَّوْا | ولي | أحبوا ونصروا. | |||
| قَوْمًا | قوم | القوم: الجماعة من الرجال دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه. | |||
| غَضِبَ | غضب | قوما غضب الله عليهم: المراد اليهود. وصفة الغضب ثابتة لله على ما يليق به. | |||
| ٱللَّهُ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى لم يسمَّ به غيره | |||
| عَلَيْهِم | على | على: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| مَّا | ما | نافية تعمل عمل "ليس". | |||
| هُم | هم | ضمير الغائبين. | |||
| مِّنكُمْ | مِن | من: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نفي يفيد التوكيد. | |||
| مِنْهُمْ | مِن | من: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| وَيَحْلِفُونَ | حلف | ويقسمون. | |||
| عَلَى | على | حرف جر يدل على الحال. | |||
| ٱلْكَذِبِ | كذب | الإخبار بخلاف الواقع أو الإعتقاد. | |||
| وَهُمْ | هم | هم: ضمير الغائبين. | |||
| يَعْلَمُونَ | علم | يعرفون ويدركون؛ يقال: علم الخبر عرفه على حقيقته. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مَّا هُم مِّنكُمْ} إدغام تماثل صغير. وإخفاء حقيقي {مِنْهُمْ} إظهار حلقي
للنون والهاء