Mâide Suresi 66. Ayet

Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 66/120

وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِم مِّن رَّبِّهِمْ لَأَكَلُوا۟ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِم ۚ مِّنْهُمْ أُمَّةٌ مُّقْتَصِدَةٌ ۖ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ سَآءَ مَا يَعْمَلُونَ

Ve lev ennehum ekamut tevrate vel incile ve ma unzile ileyhim min rabbihim le ekelu min fevkıhim ve min tahti erculihim. Minhum ummetun muktesıdeh ve kesirun minhum sae ma ya'melun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Mâide Suresi 66. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

6. cüz · PDF sayfası 18

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur'an'ı) gereğince uygulasalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür!

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

eğer onlar Tevratı ve İncili ve Rabları tarafından kendilerine sair indirileni doğru tutsalardı elbette hem üstlerinden yerlerdi hem ayaklarının altından, içlerinden mu'tedil bir ümmet yok değil, lakin çoğu ne kötü işler yapıyorlar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni doğruca uygulasalardı, hem üstlerinden hem de ayaklarının altlarında olanlardan yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet de yok değil; fakat çoğu ne kötü işler yapıyorlar!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Bir de eğer onlar Tevratı, İncili ve Rablerinden kendilerine indirilen (Kur'anın hükümlerin) i dosdoğru tutsalar (tatbik ve icra etseler) di muhakkak ki hem üstlerinden, hem ayaklarının altından yiyeceklerdi. (Her taraflarından Allahın ni'metlerine gark olacaklardı). İçlerinde iktisatçı (mutedil, tarafsız, yahud iktisad bilgisine vakıf) bir zümre de vardır. Onlardan bir çoğunun yapmakda oldukları ise ne kadar kötüdür.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, muhakkak ki üstlerinde(ki ağaçların meyvelerinde)n ve ayaklarının altın(daki ürünler)den yerlerdi. İçlerinde tutumlu (ılımlı) bir ümmet var, ama onlardan çoğu, ne kötü işler yapıyorlar?

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rab'leri tarafından kendilerine indirilen Kur'an'ın hükümlerini hakkıyla yerine getirselerdi, muhakkak ki yukarıdan yağmur gibi yağan ve yerden biten nimetler içinde kalır, onlardan yerlerdi. Onlardan mutedil bir zümre de vardır, ama onların çoğunun yaptıkları şeyler pek çirkin işlerdir.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür!

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

eğer onlar Tevrata, İncile ve Rableri tarafından kendilerine indirilmiş olan bütün (vahiy)lere uymuş olsalardı, gökyüzünün ve yerin tüm nimetlerinden yararlanırlardı. Onların bir kısmı doğru bir yol tutarlar; çoğuna gelince, yaptıkları ne kötüdür onların!

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'an'ı gereğince uygulasalardı üzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır, fakat onların çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve Rabb'lerinden kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı hem üstlerinden hem de ayaklarının altından[1] yiyeceklerdi. İçlerinde muktesid[2] bir topluluk var. Ve onlardan çoğu da kötü işler yapıyorlar.

Tefsir / dipnot (2)

Her yönden; ağaçlardan ve yerin yetiştirdiklerinden.

Orta yolu tutan, ortada olan.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Tevrat'ı, İncil'i ve Efendilerinden kendilerine indirileni uygulasalardı, yukarıdan ve aşağıdan sunular göreceklerdi. Aralarında, aşırı olmayan bir topluluk da vardır. Oysa onların çoğunluğu, ne kötü bir şey yapıyorlar.

İbni Kesir

Eğer onlar; Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine Rabblarından indirilmiş olanı dosdoğru tutsalardı; muhakkak ki hem üstlerinden, hem de ayaklarının altlarından yiyeceklerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır. Onlardan bir çoğunun yapmakta oldukları şey ise ne kötüdür.

Gültekin Onan

Ve eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine rablerinden indirileni ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından [sayısız nimeti] yiyeceklerdi. İçlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.

Rowad Tercüme Merkezi

Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı gereğince uygulasalardı üstlerinden ve ayakları altından (rızıklarını) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet varsa da bir çoğunun yapmakta oldukları pek kötüdür.

Şaban Piriş

Eğer onlar, Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur’an’ı gereğince uygulasalardı üzerlerindeki ve altlarındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. İçlerinden orta yolu tutan bir ümmet vardır, fakat onların çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür.

Ali Özek ve diğerleri

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur'an’ı) doğru dürüst uygulasalardı, şüphesiz hem üstlerinden, hem de ayaklarının altından yerlerdi (yeraltı ve yerüstü servetlerinden istifade ederek refah içinde yaşarlardı). Onlardan aşırılığa kaçmayan (iktisatlı, mutedil) bir zümre vardır; fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Eğer Yahudiler, Tevrat'ta bulunan hükümlerle gereği gibi amel etselerdi, Hristiyanlar İncil'de bulunan hükümlerle gereği gibi amel etselerdi ve hepsi birlikte kendilerine indirilen Kur'an ile gereği gibi amel etselerdi, onlara yağmur yağdırarak, yerden ekinleri çıkararak rızık elde etmenin sebeplerini kolaylaştırırdım. Ehlikitaptan orta yolu tutan hak üzerine sabit olanı vardır. Çoğu iman etmediklerinden dolayı ameli kötüdür.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَلَوْلولو: أداة شرط للزمن الماضي، وهي امتناعية.
أَنَّهُمْأنّحرف توكيد ونصب، يُفيد تأكيد مضمون الجملة.
أَقَامُواقومأقاموا التوراة والإنجيل: اتبعوا تعاليمهما.
ٱلتَّوْرَىٰةَتوراةكتاب الله المنزل على موسى عليه السلام.
وَٱلْإِنجِيلَنجلالإنجيل: كتاب الله المنزل على عيسى - عليه السلام.
وَمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
أُنزِلَنزلتم إنزاله عن طريق الوحي، والإنزال: الجلب من علو.
إِلَيْهِمإلىإلى: حرف جر، يدل على انتهاء الغاية.
مِّنمِنحرف جر، يفيد معنى ابتداء الغاية.
رَّبِّهِمْرببالرب، معناه: ‌الإله ‌المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: ‌اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة.
لَأَكَلُواأكللأكلوا من فوقهم ومن تحت أرجلهم: كناية عن توسيع الرزق عليهم.
مِنمِنحرف جر، يُفيد معنى ابتداء الغاية.
فَوْقِهِمْفوقفوق: ظرف مكان، يفيد الارتفاع والعلو.
وَمِنمِنمن: حرف جر، يُفيد معنى ابتداء الغاية.
تَحْتِتحتتحت: ظرف مكان تقابل فوق، وتحت أرجلهم: توسع في أرزاقهم.
أَرْجُلِهِمرجلجمع: رِجْل، وهي: من أَصل الفَخِذ إلى القَدَم.
مِّنْهُمْمِنمن: حرف جر، للدَّلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض".
أُمَّةٌأممالأمة: جماعة من الناس يجمعها أمر ما.
مُّقْتَصِدَةٌقصدمعتدلة، وهم الذين أسلموا منهم.
وَكَثِيرٌكثرالكثرة: الزيادة، وتستعمل للمعدود أصلاً، ولكنها تستعار للأجسام أحياناً.
مِّنْهُمْمِنمن: حرف جر لتبيين الجنس، أو تبيين ما أُبهم قبل "من" أو في سياقها.
سَاءَسوأقبح، نقيض حسن.
مَامايحتمل أنْ تكون موصولة أو موصوفة.
يَعْمَلُونَعملالعمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، ‌كل ‌فعل ‌كان ‌بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{أَنَّهُمْ} غنة {التَّوْرَاةَ} رسمت بالياء، وكُتبت فوقها ألف صغيرة تدل على

أن المعوّل عليه في النطق هو الألف {وَالْإِنْجِيلَ} إخفاء حقيقي {وَمَا أُنْزِلَ}

مد منفصل، وإخفاء حقيقي {إِلَيْهِمْ مِنْ} إدغام تماثل صغير مصحوب بالغنة {مِنْ

رَبِّهِمْ} إدغام بغير غنة {مِنْ فَوْقِهِمْ} إخفاء حقيقي، ومثله {وَمِنْ تَحْتِ}

{مِنْهُمْ أُمَّةٌ مُقْتَصِدَةٌ} فيه إظهار حلقي، يليه غنة في الميم المشددة، ثم

إدغام بغنة {مُقْتَصِدَةٌ وَكَثِيرٌ} إدغام بغنة، ومثله {وَكَثِيرٌ مِنْهُمْ}

{سَاءَ} مد متصل.