Mâide Suresi 44. Ayet
Sofra · Medine · Sure 5 · Ayet 44/120
إِنَّآ أَنزَلْنَا ٱلتَّوْرَىٰةَ فِيهَا هُدًى وَنُورٌ ۚ يَحْكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسْلَمُوا۟ لِلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ وَٱلْأَحْبَارُ بِمَا ٱسْتُحْفِظُوا۟ مِن كِتَـٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُوا۟ عَلَيْهِ شُهَدَآءَ ۚ فَلَا تَخْشَوُا۟ ٱلنَّاسَ وَٱخْشَوْنِ وَلَا تَشْتَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِى ثَمَنًا قَلِيلًا ۚ وَمَن لَّمْ يَحْكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَـٰفِرُونَ
İnna enzelnet tevrate fiha huden ve nur, yahkumu bihen nebiyyunellezine eslemu lillezine hadu ver rabbaniyyune vel ahbaru bimestuhfizu min kitabillahi ve kanu aleyhi şuhedae, fe la tahşevun nase vahşevni ve la teşteru bi ayati semenen kalila ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humul kafirun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Mâide Suresi 44. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz Tevrat'ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. (Allah'a) teslim olmuş nebiler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi. Kendilerini Rabb'e adamış kimseler ile alimler de öylece hükmederlerdi. Çünkü bunlar Allah'ın kitabını korumakla görevlendirilmişlerdi. Onlar Tevrat'ın hak olduğuna da şahit idiler. Şu halde, siz de insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir karşılığa değişmeyin. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Filvakı' biz Tevratı indirdik, onda bir hidayet, bir nur vardı, müslim olan nebiyyun, Yehudilere onunla hukmederlerdi, rabbaniyyun ve ahbar da, kitabullahın muhafazasına me'mur edilmiş olmaları ve üzerine nazır ve murakıb bulunmaları hasebile hukmederlerdi, artık insanlardan korkmayın benden korkun, benim ayetlerimi bir kaç paraya değişmeyin, ey hakimler! Her kim Allahın indirdiği ahkam ile hukmetmezse onlar hep kafirlerdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gerçekten Biz, içinde bir hidayet, bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bir de Allah dostları ve ilim adamları da Allah'ın kitabını muhafaza etmekle görevli olmaları ve üzerine şahit olmaları dolayısıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık insanlardan korkmayın, Benden korkun ve Benim ayetlerimi birkaç paraya değişmeyin! Ey hakimler, her kim Allah'ın indirdiği hükümlerle hüküm vermezse, onlar hep kafirlerdir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Şübhesiz ki Tevratı biz indirdik ki Onda bir hidayet, bir nur vardır. Kendisini (Allaha) teslim etmiş olan (İsrail) peygamberler (i), Yahudiler (e aid da'valarda) onunla hükmeder (ler) di. Alimler, fakıyhler de Allahın (o) kitabını hıfza me'mur oldukları için (yine hükümlerini onunla verirlerdi). Hepsi de onun (Allah tarafından gönderilmiş olduğu) üzerinde (bil'ittifak) şahid idiler. O halde (ey Yahudiler) siz insanlardan korkmayın, benden korkun. Benim ayetlerimi az bir bahaya (hasis menfaatlere) satmayın. Kim Allahın indirdiği (hükümler) le hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik, onda yol gösterme ve nur vardır. İslam olmuş peygamberler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi, kendilerini Tanrıya vermiş zahidler ve alimler de "Allah'ın Kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla (hüküm verirlerdi) ve onu gözetip kollarlardı. (Ey hakimler), insanlardan korkmayın, benden korkun ve benim ayetlerimi az bir paraya satmayın! Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kafirler onlardır!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İçinde hidayet ve nur olan Tevrat'ı biz indirdik. Kendilerini Hakka teslim eden nebiler, Yahudilerle ilgili meselelerde onunla hükmederlerdi. Alimler ve mürşitler de Allah'ın kitabını koruma ile görevlendirilmeleri sebebiyle yine onunla hüküm verirlerdi. Hepsi de kitabın hak olduğunun şahitleri idiler. O halde ey hakimler, insanlardan korkmayın, Benden korkun.Ayetlerimi az bir menfaat karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği ahkam ile hükmetmezse işte onlar tam kafirdirler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi. Bilgin-yöneticiler (Rabbaniyun) ve yüksek bilginler de (Ahbar), Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahidler olduklarından (onunla hükmederlerdi.) Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafir olanlardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Şüphe yok ki, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan Tevratı indiren Biziz. Kendilerini Allaha teslim eden peygamberler, ona dayanarak yahudi itikadına uyanlar arasında hüküm verirlerdi; (eski) din adamları ve hahamları da öyle yaptılar, çünkü Allahın kelamının bir kısmı onların himayesine emanet edilmişti; ve hepsi onun doğruluğuna şahitlik yaptılar. Bu nedenle, (ey İsrailoğulları,) insanlardan korku duymayın, yalnız Benden korkun; ve Benim mesajlarımı önemsiz bir kazanç karşılığı değiştirmeyin: Çünkü Allahın indirdiklerine göre hüküm vermeyenler, gerçekten hakikati inkar edenlerdir!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Tevrat'ı yol gösterici ve aydınlatıcı olarak biz indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, Yahudilere Tevrat ile ve Rabbin yolunda yürüyenler, bilginler de Allah'ın kitabından elde kalmış olan kısmı ile hükmederlerdi. Tevrat'ı gözetiyorlardı. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedelle değiştirmeyin. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Kuşkusuz, Biz, doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş Yahudiler için Nebiler onunla hüküm veriyorlardı. Rabbaniler[1] ve ahbar[2] olanlar da Allah'ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil, Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin! Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, Kafirlerin[3] ta kendileridirler.
Tefsir / dipnot (3)
Rabb'e adanmış olanlar.
Din bilginleri, haber getiren.
Nankörlerin.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kuşkusuz, içinde yol gösteren ve aydınlık olan Tevrat'ı, Biz indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere, Onunla yargı verirlerdi. Kendisini Efendisine adamış olanlar ve dini uğraş edinenler de zaten tanık oldukları, Allah'ın Kitabı'ndan gözetmekle görevli olduklarıyla.[104] Artık, insanlardan korkmayın; Benden korkun ve Benim ayetlerimi az bir değere satmayın. Sonuç olarak, Allah'ın indirdiği ile kim yargı vermezse; nankörlük edenler, işte onlardır.
Tefsir / dipnot (1)
Yahudilere Tevrat'la yargı verenlerin, teslim olmuş -Müslüman- peygamberler olduğu bildirilmiştir. "Kendisini Efendisine adamış olanlar" olarak yazdığımız "Rabbaniyyune" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bilgin yöneticiler" veya "Yüksek bilginler" veya "Hükümleri bilenler" veya "Hahamlar" veya "Yahudilerin terbiyesiyle ilgilenenler" biçiminde çevrilmiştir. Bu tanımlama, 3:79,146; 5:63 ve 57:27 ayetlerinde de bildirilmiştir.
İbni Kesir
Doğrusu Tevrat'ı Biz indirdik. Onda hidayet ve nur vardır. Kendilerini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla, Rabb'a kul olanlarla bilginler de Allah'ın kitabından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Ve ona şahid idiler. İnsanlardan korkmayın da Ben'den korkun. Ve ayetlerimi az bir değerle değiştirmeyin. Kim de Allah'In indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar, kafirlerin kendileridir.
Gültekin Onan
İçinde hidayet ve ışık bulunan Tevrat'ı biz indirdik. Müslüman peygamberler onunla Yahudiler arasında hüküm veriyorlardı. Hahamlar ve din bilginleri de Tanrı'nın kitabından emredildikleri şeylerle hüküm verirler ve onun üzerine tanık olurlardı. Halkı ululamayın, beni ululayın ve ayetlerimi ucuz bir fiyata satmayın. Tanrı'nın indirdiği ile hüküm vermeyenler kafirlerdir.
Rowad Tercüme Merkezi
Doğrusu biz içinde bir hidayet ve bir nur bulunan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Rabbani âlimler ve bilginler de Allah'ın kitabını korumakla görevli kılındıklarından ve onun üzerine şahitler olduklarından (onunla hükmederlerdi). Öyleyse insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kâfirlerdir
Şaban Piriş
Şüphesiz Tevrat’ı biz indirdik. İçinde bir hidayet, bir nur vardır. Allah’a teslim olmuş Peygamberler, ruhbanlar ve rabbani alimler Yahudiler arasında hüküm verirler. Onlar, Allah'ın Kitab'ının korunması kendilerine bırakılmış ve buna şahit tutulmuşlardır. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun. Ayetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, işte onlar kâfirlerdir.
Ali Özek ve diğerleri
Biz, içinde hidâyet (doğruya rehberlik) ve nur olduğu halde Tevrat'ı indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermiş peygamberler onunla yahudilere hükmederlerdi. Allah'ın Kitabı'nı korumaları kendilerinden istendiği için Rablerine teslim olmuş (Yahudi) dîn adamları ve âlimleri de (onunla hükmederlerdi). Hepsi ona (hak olduğuna) şahitlerdi. Şu halde (Ey yahudiler ve hakimler!) insanlardan korkmayın, benden korkun. Âyetlerimi az bir bedel karşılığında satmayın. Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar kâfirlerin ta kendileridir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Doğrusu Tevrat'ı Musa -aleyhisselam-'a biz indirdik ve onda hayra irşat ve kılavuzluk vardır. Kendisi ile aydınlanılan bir nur vardır. Allah'a itaatle uyan İsrailoğulları'nın peygamberleri, onunla hükmederler. Aynı zamanda yüce Allah'ın kitabını korumayı kendilerine görev olarak verdiği ve insanları eğiten âlimler, fakihler de onun ile hükmederler. Allah onları güvenilir kılmıştır ve onlar Tevrat'ı tahriften ve değişiklikten korurlar. Ve onlar onun hak olduğuna şahitlik ederler. Tevrat'ın emirleri hakkında insanlar onlara başvururlar. -Ey Yahudiler!- İnsanlardan korkmayınız, yalnız benden korkunuz. Allah'ın indirmiş olduğu hükmün yerine liderlik, şan, şöhret veya para gibi bir karşılık alarak onu bir başkası ile asla değiştirmeyiniz. Kim Allah'ın indirdiği vahyin yerine başka bir şeyi helal yahut üstün sayarsa, veya ona denk görürse, işte onlar gerçek kâfirlerdir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| إِنَّا | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب، يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| أَنزَلْنَا | نزل | الإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي. | |||
| ٱلتَّوْرَىٰةَ | توراة | كتاب الله المنزل على موسى عليه السلام. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية المجازية. | |||
| هُدًى | هدي | هداية إلى الحق. | |||
| وَنُورٌ | نور | نور: وضوح على وضوح ، وإشراق بالغ وبيان للأحكام والشرائع والتبشير بمحمد صلى الله عليه وسلم ووجوب اتباعه. | |||
| يَحْكُمُ | حكم | يقضي ويفصل. | |||
| بِهَا | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإستعانة. | |||
| ٱلنَّبِيُّونَ | نبأ | الذين اصطفاهم الله من عباده وأوحى إليهم بشريعة من شرائعه. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| أَسْلَمُوا | سلم | انقادوا لحكم ربهم في التوراة وأخلصوا لله. | |||
| لِلَّذِينَ | الذي | الذين: اسم موصول لجماعة الذكور. | |||
| هَادُوا | هود | دانوا باليهودية. | |||
| وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ | ربب | عباد وأتقياء اليهود أو العلماء الراسخون في علوم الدين. | |||
| وَٱلْأَحْبَارُ | حبر | علماء اليهود وفقهاؤهم الذين يربون الناس بشرع الله. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| ٱسْتُحْفِظُوا | حفظ | استحفظوا من كتاب الله: استودعوه، وائتمنوا عليه وعلى تبليغه. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| كِتَٰبِ | كتب | الكتابُ في الأصل مصدر، ثم سُمّي المكتوب فيه كتاباً، وهو: اسم للصّحيفة مع المكتوب فيها، وأصل الكَتْبِ في اللغة: الضمُّ، وسمي الكتابُ بذلك؛ لضم حروفه وكلماته بعضها إلى بعض. والمراد: التوراة. | |||
| ٱللَّهِ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَكَانُوا | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| عَلَيْهِ | على | على: حرف جر بمعنى "ب". | |||
| شُهَدَاءَ | شهد | شهداء على أن أنبياءهم قد حكموا في اليهود بكتاب الله. | |||
| فَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَخْشَوُا | خشي | الخشية: الخاء والشين والحرف المعتل يدلُّ على خوف وذعر، والخشية: أشد الخوف. وقيل: خوف يشوبه تعظيم المخوف منه وأكثر ما يكون ذلك عن علم ما يخشى منه. وخشية الناس: الخوف منهم في إعظام لهم، | |||
| ٱلنَّاسَ | نوس | الناس: اسم للجمع من بني آدم، لا واحد له من لفظه، مشتقُّ من نَاسَ يَنُوسُ إذا تحرَّك واضطرب، وقد يُطلق ويراد به طائفة مخصوصة دون غيرهم. | |||
| وَٱخْشَوْنِ | خشي | الخشية: الخاء والشين والحرف المعتل يدلُّ على خوف وذعر، والخشية: أشد الخوف. وقيل: خوف يشوبه تعظيم المخوف منه وأكثر ما يكون ذلك عن علم ما يخشى منه. والخشية من الله: الخوف منه واتقاءه. | |||
| وَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَشْتَرُوا | شري | لا تشتروا بآياتي: لا تأخذوا بترك الحكم بما أنزلت. | |||
| بِءَايَٰتِي | أيي | بما أنزلت على رسلي. | |||
| ثَمَنًا | ثمن | عوضاً وبدلاً. | |||
| قَلِيلًا | قلل | حقيراً تافهاً. والقلَّة: النقصان. والقلَّة: نقيض الكثرة، قل الشيء يقل قلة. | |||
| وَمَن | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| لَّمْ | لم | حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي. | |||
| يَحْكُم | حكم | لم يحكم: لم يقض ولم يفصل. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| أَنزَلَ | نزل | الإنزال: الجلب من علو عن طريق الوحي. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| فَأُولَٰئِكَ | أولاء | أولئك: اسم إشارة للجماعة يخاطب به المفرد المذكر. | |||
| هُمُ | هم | ضمير الغائبين. | |||
| ٱلْكَٰفِرُونَ | كفر | الجاحدون لله وما أنزل، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنّه ستر الحق وغطى عليه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{إِنَّا} غنة، وبالنسبة للهمزة بعدها مد منفصل {أَنْزَلْنَا} إخفاء حقيقي،
ويُركّز القارئ على سكون اللام حتى لا تدغم في النون {هُدًى وَنُورٌ} إدغام بغنة
{وَنُورٌ يَحْكُمُ} إدغام بغنة، كذلك {النَّبِيُّونَ} مد طبيعي، ينبغي تمكن النطق
فيه، بشَدة الياء، وقوة النبرْ فيها، كذا {وَالرَّبَّانِيُّونَ} ويُبدأ بهمزة وصل
مضمومة من {اسْتُحْفِظُوا} لضم الحرف الثالث فيها ضمًا أصليًّا وفي {مِنْ كِتَابِ}
إخفاء حقيقي {شُهَدَاءَ} مد متصل {تَخْشَوُا النَّاسَ} حُركت واو اللين بالضم للتخلص
من التقاء الساكنين، وهذا خاص بحرف اللين. والوقف على {وَاخْشَوْنِ} يكون بسكون
النون تبعا للرسم {ثَمَنًا قَلِيلًا} إخفاء حقيقي {وَمَنْ لَم} إدغام بغير غنة
{يَحْكُمْ بِمَا} إخفاء شفوي {بِمَا أَنْزَلَ} مد منفصل وإخفاء حقيقي
{فَأُولَئِكَ} مد متصل.