Lokmân Suresi 5. Ayet
Lokman · Mekke · Sure 31 · Ayet 5/34
أُو۟لَـٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ
Ulaike ala huden min rabbihim ve ulaike humul muflihun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte bunlar rablarından bir hidayet üzeredir ve işte bunlardır o felah bulanlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte bunlar, Rableri tarafından bir hidayet üzeredirler, o kurtuluşa erenler işte bunlardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İşte onlar Rablerinden bir hidayet üzerindedirler ve işte onlar, (evet) onlar felaha erenlerdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İşte onlar, Rableri tarafından (gösterilen) doğru bir yol üzerindedirler ve onlar, umduklarına ereceklerdir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İşte onlardır Rab'lerinden bir hidayet üzere olanlar ve işte onlardır felah bulanlar!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
İşte onlar, Rab'lerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
İşte Rablerinin gösterdiği doğru yol üzerinde olan ve dolayısıyla nihai mutluluğa erişecek olanlar bunlardır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İşte onlar, Rab'lerinin doğru yolu üzerindedirler, dolayısıyla kurtuluşa ereceklerdir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Efendilerinin doğru yolu üzerinde olanlar, işte onlardır. Kurtuluşa erişenler de işte onlardır.
İbni Kesir
İşte onlar; Rabblarından bir hidayet üzerindedirler. Ve işte onlar; felaha erenlerin kendileridir.
Gültekin Onan
İşte onlar, rablerinden bir hidayet üzerindedirler ve felah bulanlar da onlardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
İşte bu özellikler ile vasıflandırılan kimseler, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler. Ve onlar talep ettiklerini elde ederek ve korktukları şeyden uzak olarak kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
İşte onlar; Rabblarından bir hidayet üzerindedirler. Ve işte onlar; felaha erenlerin kendileridir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Elif, Lâm, Mîm. 2- İşte bunlar, hikmetli Kitabın âyetleridir. 3- İhsan sahipleri için bir hidâyet ve rahmettir. 4- Onlar, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve âhirete de kesin olarak iman eden kimselerdir. 5- İşte onlar, Rablerinden bir hidâyet üzeredirler ve onlar, felâha erenlerin ta kendileridir.
(Mekke’de inmiştir. 34 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
2. Yüce Allah, tazime delâlet eden işaret ismi ile “İşte bunlar, hikmetli Kitabın âyetleridir” buyurarak âyetlerinin muhkem olduğuna, hikmeti sonsuz ve her şeyden haberdar olan Allah’tan geldiğine işaret etmektedir. En güzel ve en yüce manalara delâlet eden, en üstün lafızlar, en açık ve fasîh ifadeler ile bu âyetlerin gelmiş olması, onların muhkem oluşlarındandır. Bu âyetlerin değiştirilmeye, onlara bir şey katılmasına, onlardan bir şey eksiltilmesine ve tahrife karşı korunmuş olması da bu âyetlerin muhkem kılınışının bir sonucudur. Bu âyetlerin muhkem oluşunun bir ifadesi de şudur: Bu âyetlerdeki geçmişe ve geleceğe dair bütün haberler, bütün gaybî hususlar, vâkıaya uygun olduğu gibi, vâkıa da bunlara uygundur. İlâhî kitaplardan hiçbirisi bunlara muhalif değildir. Herhangi bir peygamber de onlara muhalif hiçbir haber vermemiştir. Somut bir ilim ya da akla uygun doğru bir bilgi, bu âyetlerin delâlet ettiği şeylerin aksini ortaya koymamıştır, koyamayacaktır. Yine bu âyetler neyi emretmiş ise o, ya katıksız bir maslahattır yahut da maslahat özelliğini ağırlıklı olarak taşımaktadır. Neyi yasaklamışsa da o, ya katıksız bir kötülüktür yahut ağırlıklı bir şekilde kötülük vasfını taşımaktadır. Çoğu yerde de bu ayetler, bir şeyi emretmekle birlikte onun hikmet ve faydasını zikreder, bir şeyi yasaklamakla birlikte zararlarını söz konusu ederler. İşte bu da bu âyetlerin muhkem kılınışının bir tecellisidir. Bu âyetlerin, teşvik ve korkutmayı, iyi nefislerin itidal bulup kendisini dizginleyeceği ve buna bağlı olarak kararlılıkla amel edeceği şekilde etkileyici öğütler ihtiva etmesi de bu âyetlerin muhkem oluşunun bir sonucudur. Bu âyetlerin muhkem kılınışının bir diğer göstergesi de şudur: Kıssalar, hükümler vb. hususları tekrar tekrar ifade eden âyet-i kerimelerin hepsi, birbirleri ile uyum arzetmekte ve ahenkli bir şekilde açıklamalarda bulunmaktadır. Bunlarda herhangi bir çelişki veya tezat bulunmamaktadır. Basiret sahibi kimse bunlar üzerinde ne kadar çok düşünür, ne kadar çok tefekkür ederse aklı o kadar aydınlanır ve bunlar arasındaki uyum ve tutarlılıktan dolayı o kadar hayrete düşer. En ufak bir tereddüte kapılmaksızın bunların, hikmeti sonsuz, her türlü hamde layık Allah tarafından indirildiğine kesin kanaat getirir.
3. Bu Kitap, üstün her bir ahlâkî davranışa davet eden, bayağı her türlü huydan da vazgeçmeye çağıran hikmet dolu bir kitap olmakla birlikte insanların çoğu onunla hidâyet bulmaktan mahrumdurlar. Ona iman etmekten, gereğince amel etmekten yüz çevirmektedirler. Ancak Yüce Allah’ın kendilerine muvaffakiyet verdiği, koruyup muhafaza ettiği kimseler müstesnâdır. Bunlar ise Rablerine ibadetlerini ihsan ile yapan ve diğer insanlara karşı iyiliklerde bulunanlardır. İşte bu Kitap, bu ihsan sahipleri için “bir hidâyet”tir. Onları dosdoğru yola iletir, cehenneme götüren yoldan sakındırır. Yine onlar için “rahmettir.” Onun vasıtası ile dünya ve âhiret mutluluğunu, pek çok hayırları, pek büyük mükâfatları ve sevinci elde ederler. Onun sayesinde sapıklıktan ve bedbahtlıktan kurtulurlar.
4. Yüce Allah, ihsan sahibi kimseleri tam bilgi sahibi olmakla nitelendirmektedir ki bu, ameli gerektiren, Allah’ın cezalandırmasından korkmaya ve O’na isyanı terk etmeye götüren yakîndir/kesin inançtır. Yüce Allah onları amelde bulunmakla nitelendirmekte, ameller arasından da özellikle şu iki faziletli ameli söz konusu etmektedir:“Onlar” İhlâs, Yüce Allah’a yakarış, kalbin, dilin ve azaların toplu olarak ibadetini ihtiva eden ve diğer amellerin işlenmesine yardımcı olan “namazı dosdoğru kılan”, Kişiyi bayağı vasıflardan kurtarıp arındıran, müslüman kardeşine faydalı olmasını ve onun ihtiyacını karşılamasını sağlayan “zekâtı” verirler. Bununla Allah sevgisini, mala olan sevgisinden üstün tuttuğunu açıkça ortaya koyarlar. Sevdiği mallarını daha çok sevdiği uğrunda feda ederler ki bu da Allah’ın rızasını elde etme arzusudur.
5. “İşte onlar” tam bir ilim ile birlikte amelde bulunan ihsan sahibi bu kimseler, “Rablerinden bir hidâyet üzeredirler.” Âyetin ifadesinden bu hidâyetin pek büyük olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca bu hidâyet kendilerine Rablerinden ulaşan bir hidâyettir. O Rab ki kesintisiz nimetleri ile onları besleyip gözetmekte, onlar için sıkıntı verecek şeyleri de onlardan uzaklaştırmaktadır. Kendilerine ulaştırdığı bu hidâyet ise gerçek dostlarına has olarak ihsan etmiş olduğu gözetiminin bir neticesidir. Bu da ilâhî gözetimin en üstünüdür. “Ve onlar felâha erenlerin ta kendileridir.” Rablerinin rızasını elde etmiş, dünyevî ve uhrevî mükâfatına razı olmuş, O’nun azabından ve gazabından kurtulmuş kimselerdir. Çünkü onlar, başka bir yolla gerçekleşmesi mümkün olmayan gerçek kurtuluşun yolunu izlemişlerdir.
Yüce Allah, Kur’ân-ı Kerîm ile hidâyet bulan ve ona yönelen kimselerden söz ettikten sonra bu Kitaptan yüz çeviren ve ona aldırış etmeyen kimseleri de söz konusu etmektedir. Böylelerinin bu davranışları sebebi ile Kur’ân yolunu bırakıp batıl olan her bir söze yönelmekle ve en üstün, en güzel sözü terk edip onun yerine en bayağı ve en çirkin sözleri almakla cezalandırıldıklarını ifade etmekte ve şöyle buyurmaktadır: