Lokmân Suresi 6. Ayet
Lokman · Mekke · Sure 31 · Ayet 6/34
وَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَشْتَرِى لَهْوَ ٱلْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ
Ve minen nasi men yeşteri lehvel hadisi li yudılle an sebilillahi bi gayri ilmin ve yettehızeha huzuva, ulaike lehum azabun muhin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, Allah yolundan bilmiyerek sapıtmak ve onu eğlence yerine tutmak için laf eğlencesi satın alır, işte bunlara mühin bir azab vardır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bayağı insanlardan kimi de vardır ki, bilmeyerek Allah yolundan saptırmak ve onu alaya almak için laf eğlencesi satın alırlar, işte bunlara alçaltıcı bir azap vardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İnsanlar içinde, bilgisizce, Allah yolundan sapdırmak, o (yolu) bir eğlence edinmek için (icad edilmiş) boş lafa müşteri çıkan (nice) adam vardır. İşte onların, (evet) onların (hakkı) horlayıcı bir azabdır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İnsanlardan kimi var ki; bilgisizce (insanları) Allah'ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için boş hadisi (eğlence sözünü) satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azab vardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Öyle insanlar da vardır ki hiçbir delile dayanmaksızın, halkı Allah yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için asılsız sözler ve hikayelerle meşgul olurlar. İşte onları zelil ve perişan eden bir azap vardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ama insanlar arasında öyleleri var ki, bilgisi olmayanları Allah yolundan saptırmak ve onu gülünç duruma düşürmek için (yol gösterici mesajlar üzerinde) kelime oyunu yapmaya kalkışırlar: böylelerini alçaltıcı bir azap bekliyor.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İnsanlardan öyleleri var ki, bilgisiz oldukları halde sadece Allah yolundan saptırmak için boş sözleri satın alırlar ve onu eğlence edinirler. İşte onlara alçaltıcı bir azap vardır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş hadislerle[1] değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Tefsir / dipnot (1)
Sözlerle.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Oysa insanlar arasında öyleleri vardır ki, Allah'ın yolundan bilgisizce saptırmak ve onu alay konusu yapmak için boş sözlere -hadisleresarılırlar. İşte onlar için, alçaltıcı bir ceza vardır.[343]
Tefsir / dipnot (1)
"Alay konusu yapmak için boş sözlere -hadislere- sarılırlar." olarak yazdığımız "Yeşteri lehve el hadisi yettehıze ha huzuven" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Hadis-laf eğlencesi satın alırlar ve onu alay konusu edinirler." veya "Onu hafife almak için asılsız hadislere sarılırlar." veya "Alay etmek için boş hadisi-eğlence sözünü satın alırlar." veya "Gülünç duruma düşürmek için yol gösterici mesajlar üzerinde kelime oyunu yapmaya kalkışırlar." veya "Ayetlerimizi alay konusu yapmak için, parayla şarkıcı kadınlar, hokkabazlar, boş gevezelik eden kimseler getirirler." biçiminde çevrilmiştir.
İbni Kesir
İnsanlar arasında bilgisizce Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte horlayıcı azab onlar içindir.
Gültekin Onan
İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Tanrı'nın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
İnsanlardan bazıları -Nadr b. Hâris- gibi insanları Allah'ın dininden çevirmek için ilimsizce boş sözler seçerler. Allah'ın ayetlerini eğlence edinip onlarla alay ederler. Bu özelliklerle vasıflanan kimseler için ahirette alçaltıcı bir azap vardır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
İnsanlar arasında bilgisizce Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte horlayıcı azab onlar içindir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
6- İnsanlardan kimisi bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve o âyetleri eğlence edinmek için boş sözleri satın alırlar. İşte onlar için alçaltıcı bir azap vardır. 7- Ona âyetlerimiz okunduğu zaman sanki onları işitmemiş gibi, dahası iki kulağı da sağırmış gibi (davranıp) kibirlenerek yüz çevirir. Sen ona can yakıcı bir azabı müjdele! 8- İman edip salih ameller işleyenler içinse Naîm cennetleri vardır. 9- Onlar orada ebedî kalacaklardır. Bu, Allah’ın hak bir vaadidir. O, Azîzdir, Hakîmdir.
6. Yani “insanlardan kimisi” mahrumdur, ilâhî yardıma mazhar olmaz. “Bilgisizce Allah’ın yolundan saptırmak ve o âyetleri eğlence edinmek için boş sözleri satın alırlar.” Bir şeye karşılık bedel ödeyen kimsenin yaptığı gibi bunlara arzuyla yönelir ve onları tercih ederler. “Boş sözler/lehvu’l-hadis”, kalpleri oyalayıp duran ve onları en üstün maksatlara yönelmekten alıkoyan sözlerdir. Bunun kapsamına haram olan bütün sözlerle boş, bâtıl ve hezeyan türünden olan bütün sözler girmektedir. Küfrü, fasıklığı ve isyanı teşvik eden sözler, hakkı reddeden, hakkı batılla çürütmek maksadı ile batılı ileri sürerek mücadele edenlerin sözleri, gıybet, nemime, yalan, sövme, küfür, şarkı, şeytanî çalgılar, din ve dünya açısından herhangi bir faydası bulunmayan boşa vakit geçirici ve oyalayıcı maceralar/hikayeler de bu kabildendir. İşte bu tipten olan insanlar, boş sözleri hidâyete ileten sözlere tercih eder, satın alırlar. Bundan maksatları ise “bilgisizce” insanları “Allah’ın yolundan saptırmak” tır. Yani bu kimseler yaptıkları işlerle kendileri saptıktan sonra başkalarını da saptırırlar. Çünkü başkalarını saptırmak, fiilen sapmanın bir sonucudur. Bu sözlerle başkalarını saptırmak ise onları faydalı sözlerden, faydalı işlerden, apaçık haktan ve dosdoğru yoldan alıkoymaktır. Böyle bir şeyi gerçekleştirmek ise ancak Allah’ın âyetlerinin getirmiş olduğu hakkı ve hidâyeti tenkit etmek, ona dil uzatmak, “ve o âyetleri eğlence edinmek”le mümkün olur. Böylece o âyetlerle ve o âyetleri getirenlerle alay ederler. Böyle bir kimse batılı övüp ona teşvik edince ve hakka dil uzatıp hem onla hem de hak ehliyle alay edince bilgi sahibi olmayan kimseleri saptırmış olurlar. Bu sapan kimselerin ayırt edemedikleri ve hakikatini de bilmedikleri o sözleri onlara telkin etmek suretiyle onları aldatırlar. “İşte onlar için” saptıkları, saptırdıkları, Allah’ın âyetleri ile alay ettikleri ve apaçık hakkı inkâr ettikleri için “alçaltıcı bir azap vardır.” Bundan dolayı Yüce Allah, bir sonraki âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:
7. “Ona âyetlerimiz” kendilerine iman edip itaat etsin diye “okunduğu zaman sanki onları işitmemiş gibi, dahası iki kulağı da sağırmış” da sesler kulağına varmıyormuş “gibi (davranıp) kibirlenerek yüz çevirir.” Yani böyle bir kimse, bu âyetleri reddeden bir edâ ile ve büyüklenerek onlardan yüz çevirir. Bu âyetler kalbine girmez, ona hiçbir şekilde etki etmez, aksine o bu âyetlerden yüz çevirir ve sağır kesilir. İşte böyle birisini hidâyete iletmenin imkanı yoktur. “Sen ona can yakıcı bir azabı müjdele!” Kalbini yasa ve üzüntüye boğacak, yüzünü kedere ve karanlığa gömecek, toz duman içinde kalmasına neden olacak bir müjdeyi ver ona! Bu, kalbine ve bedenine acı ve ızdırap verecek, miktarı bilinemeyen, büyüklüğü idrâk edilemeyen bir azaptır. İşte kötülük işleyenlerin müjdesi budur. Bu ne kötü bir müjdedir! Hayır ehli kimselerin müjdesine gelince o da şöyledir:
8. “İman edip salih ameller işleyenler” iman ederek batınî ibadeti, İslâm’ın gereklerini yerine getirerek ve salih amel işleyerek de zahiri ibadeti bir araya getiren kimseler için “Naîm cennetleri vardır.” Dünyada iken işlediklerine karşılık, onların müjdesi ve onlara sunulacak olan ikram bu olacaktır. 9. “Onlar orada” yani ruh ve bedenin, nimetlere gark olacağı Naim cennetlerinde “ebedî kalacaklardır.”“Bu, Allah’ın hak bir vaadidir.” Bunun yerine getirilmemesi, değiştirilmesi veya değişikliğe uğratılması imkânsızdır. “O, Azîzdir, Hakîmdir.” İzzeti de hikmeti de kâmildir. İzzet ve hikmetinin bir tecellisi de insanlar hakkındaki bilgisi, ilmi ve hikmeti gereğince; kimisini imana muvaffak kılması, kimisini de böyle bir muvaffakiyetten mahrum bırakması ve bu hususta ona yardım etmemesidir.