Lokmân Suresi 15. Ayet
Lokman · Mekke · Sure 31 · Ayet 15/34
وَإِن جَـٰهَدَاكَ عَلَىٰٓ أَن تُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَا ۖ وَصَاحِبْهُمَا فِى ٱلدُّنْيَا مَعْرُوفًا ۖ وَٱتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَىَّ ۚ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
Ve in cahedake ala en tuşrike bi ma leyse leke bihi ilmun fe la tutı'huma ve sahibhuma fid dunya magrufen vettebi' sebile men enabe ileyy, summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi ma kuntum ta'melun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Lokmân Suresi 15. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Eğer, hakkında hiçbir bilgi sahibi olmadığın bir şeyi bana ortak koşman için seninle uğraşırlarsa, onlara itaat etme. Fakat dünyada onlarla iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz ancak banadır. Ben de size yapmakta olduğunuz şeyleri haber vereceğim."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bununla beraber o ikisi de sana sence hakkında bir ılim olmıyan hiçi bana şerik koşturmağa uğraşırlarsa o vakıt onlara itaat etme ve kendilerine Dünyada ma'ruf surette musahabet eyle de bana yüz tutanın yolunu tut, sonra dönüb bana geleceksiniz de ben size yaptıklarınızı haber vereceğim
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bununla beraber her ikisi de sana hakkında hiçbir bilgin olmayan hiçi Bana ortak koşturmaya uğraşırlarsa, o vakit onlara itaat etme; onlara dünyada maruf surette iyi ve nazik davran; Bana yüz tutanın yolunu tut; sonra dönüp Bana geleceksiniz; Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Eğer onlar sence ilimde (yeri) olmadık her hangi bir şey'i bana eş tutman üzerinde seni zorlarlarsa kendilerine itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana dönenlerin yoluna uy. Nihayet dönüşünüz ancak banadır. (O vakit) ben de size ne yapıyordunuz, haber veririm.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara ita'at etme. Onlarla dünya (işlerin)de iyi geçin ve bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonra dönüşünüz banadır; (o zaman ben) size yaptıklarınızı haber vereceğim" (diye öğüt verdik).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Eğer onlar seni, şerik olduğuna dair hiçbir bilgin olmadığı şeyleri, Bana ortak saymaya zorlarlarsa sakın onlara itaat etme! Ama o durumda da kendileriyle iyi geçin, makul bir tarzda onlara sahip çık! Bana yönelen olgun insanların yolunu tut! Sonunda hepinizin dönüşü Bana olacak ve Ben işlediklerinizi tek tek size bildirip karşılığını vereceğim.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban) hakkında bir bilgin olmayan şeyi bana şirk koşman için, sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dünya (hayatın)da onlara iyilikle (ma'ruf üzere) sahiplen (onlarla geçin) ve bana 'gönülden, katıksız olarak yönelenin' yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır, böylece ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Allah diyor ki:) '(Anne babana saygılı ol;) ama eğer senin aklının (ilahlık) yakıştıramayacağı bir şeye Benimle birlikte ilahlık yakıştırman için zorlarlarsa onlara uyma; (o durumda bile) onlara bu dünyada iyilikle davran ve Bana yönelenlerin yolundan git. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz; ve o zaman (hayatta iken) yapmış olduğunuz her şeyi (gerçek şekliyle) size göstereceğim".
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, bana ortak koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme, onlarla dünyada hoşca geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle cihad[1] ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
Tefsir / dipnot (1)
Mücadele.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Eğer onlar, hakkında bilgin olmayan bir şeyi, Bana ortaklar koşman için seni zorlarsa onlara uyma. Onlara dünyada güzel davran ve Bana yönelenlerin yolunu izle. Sonra, Bana döneceksiniz. Sonunda, yaptıklarınızı size bildireceğim.
İbni Kesir
Şayet onlar seni körü körüne Bana şirk koşman için zorlarsa; onlara itaat etme ve dünya işlerinde onlarla iyi geçin Bana dönenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine Bana'dır. O zaman Ben, size yaptıklarınızı bildiririm.
Gültekin Onan
Bununla birlikte, onların ikisi (annen ve baban), hakkında bir bilgin olmayan şeyi bana şirk koşman için sana karşı çaba harcayacak olurlarsa, bu durumda onlara itaat etme ve dünya (hayatın)da onlara iyilikle (maruf üzere) sahiplen (onlarla geçin) ve bana 'gönülden, katıksız olarak yönelenin' yoluna tabi ol. Sonra dönüşünüz yalnızca banadır, böylece ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Rowad Tercüme Merkezi
Eğer onlar bilmediğin şeyi bana ortak koşman için seni zorlarlarsa; sen sakın onlara itaat etme! Bununla beraber dünyada onlarla iyi geçin ve sen bana dönenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Şaban Piriş
Eğer seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi bana şirk koşman için zorlarlarsa sakın onlara itaat etme! Onlarla dünyada maruf ile/iyilikle geçin. Bana dönüp yönelenlerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz yine banadır. Ben de size yaptıklarınızı haber vereceğim.
Ali Özek ve diğerleri
Eğer onlar seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. Onlarla dünyada iyi geçin. Bana yönelenlerin yoluna uy. Sonunda dönüşünüz ancak banadır. O zaman size, yapmış olduklarınızı haber veririm.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Eğer ana-baban, Allah'a ortak koşman konusunda seni zorlarlarsa, asla bu hususta onlara itaat etme. Çünkü Allah'a isyanın söz konusu olduğu yerde kula itaat yoktur. İyilik, güzellik ve onlarla olan bağlarını gözeterek dünyada onlarla iyi geçin. Tevhit ve itaat ile bana yönelenlerin yoluna uy. Sonra kıyamet günü hepinizin dönüşü yalnız banadır. Size dünyada yapmış olduğunuz amelleri haber vereceğim. Bunların karşılığını size vereceğim.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| جَٰهَدَاكَ | جهد | حاولا إرغامك. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر ورد في سياق الشرط. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| تُشْرِكَ | شرك | تشرك بالله: تجعل غيره شريكا له في ملكه. | |||
| بِي | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| لَيْسَ | ليس | فعل ناسخ للنفي. | |||
| لَكَ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| عِلْمٌ | علم | علم: حجة أو دليل أو إثبات. | |||
| فَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تُطِعْهُمَا | طوع | لا تطعهما: لا تتبعهما ولا تخضع لهما. | |||
| وَصَاحِبْهُمَا | صحب | وعاشرهما وتول صحبتهما. | |||
| فِي | في | حرف جر يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلدُّنْيَا | دنو | الحياة الدنيا: المعيشة الدنيوية التي تسبق الحياة الآخرة. وأصل الحياة: النمو، والبقاء، والمنفعة للمخلوقات. والحياة: نقيض الموت. | |||
| مَعْرُوفًا | عرف | المعروف: كل فعل يعرف حسنه بالعقل أو بالشرع. | |||
| وَٱتَّبِعْ | تبع | واسلك. | |||
| سَبِيلَ | سبل | سبيل من أناب إلي: طريق من أطاعني وخضع لي. | |||
| مَنْ | مَن | اسم موصول بمعنى "الذي" يختص بذوات من يعقل. | |||
| أَنَابَ | نوب | رجع إلى الله في أموره كلها. | |||
| إِلَيَّ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| ثُمَّ | ثم | حرف عطف يفيد معنى التراخي بين المعطوفين. | |||
| إِلَيَّ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| مَرْجِعُكُمْ | رجع | رجوعكم وعودتكم ومصيركم. | |||
| فَأُنَبِّئُكُم | نبأ | فأخبركم. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| كُنتُمْ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| تَعْمَلُونَ | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{وَإِنْ جَاهَدَاكَ} إخفاء حقيقي في النون مع الجيم {عَلَى أَنْ تُشْرِكَ} مد
منفصل، وإخفاء حقيقي في النون مع التاء {بِهِ} صلة صغرى في الهاء {عِلْمٌ فَلَا}
إخفاء حقيقي في التنوين مع الفاء {وَصَاحِبْهُمَا} قلقلة في الباء {مَعْرُوفًا
وَاتَّبِعْ} إدغام بغنة في التنوين مع الواو. وفي الوقف على {مَعْرُوفًا} مد عوض
{ثُمَّ} غنة في الميم المشددة {فَأُنَبِّئُكُمْ بِمَا} إخفاء شفوي في الميم مع
الباء {كُنْتُمْ} إخفاء حقيقي في النون مع التاء.