Kehf Suresi 43. Ayet

Mağara · Mekke · Sure 18 · Ayet 43/110

وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

Ve lem tekun lehu fietun yansurunehu min dunillahi ve ma kane muntesira.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Kehf Suresi 43. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

15. cüz · PDF sayfası 17

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Allahdan başka yardım edecek bir cemaati de olmadı, kendi kendine de kurtaramadı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'tan başka kendisine yardım edecek bir topluluk da bulunmadı; kendi kendini de kurtaramadı.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Ona Allahdan başka yardım edecek bir cemaat yokdu. Kendisi de öc alabilecek değildi.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Allah'tan başka, kendisine yardım eden bir topluluğu da olmadı, kendi kendisini de kurtaramadı.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Hasılı o, Allah'tan başka kendisine sahip çıkacak bir topluluk da bulamadı, kendi kendini de kurtaramadı.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Allah'ın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Çünkü şimdi artık onun ne Allah yerine kendisine yardım ulaştıracak kimsesi vardı, ne de kendi başının çaresine bakabilecek durumdaydı.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Allah'tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Yardım edilen de olmadı.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Allah'tan başka kendisine yardım edecek kimseler olmadı. Ve kendi kendisini de koruyamadı.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Allah'ın karşısında ona yardım edebilecek yardakçıları da yoktu; kendisi de kendisine yardım edemedi.

İbni Kesir

Allah'tan başka ona yardım edecek adamları da yoktu. Yardım edilen de olmadı.

Gültekin Onan

Tanrı'nın dışında ona yardım edecek bir topluluk yoktu, kendi kendine de yardım edemedi.

Rowad Tercüme Merkezi

Onun, Allah’tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

Şaban Piriş

Allah’tan başka ona yardım edecek topluluk da yoktu. Kendindi kendine bile yardım edemedi.

Ali Özek ve diğerleri

Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Bu kâfirin başına gelen cezayı durdurup engel olacak bir topluluk da yoktu. Hâlbuki kendisi cemaatinin çokluğu ile iftihar ediyordu. Allah Teâlâ'nın ona ait bahçeyi helak etmesinden kurtarması imkansızdı.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَلَمْلملم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي.
تَكُنكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
لَّهُلاللام: حرف جر يفيد الإختصاص.
فِئَةٌفأيفرقة أو جماعة.
يَنصُرُونَهُنصرينقذونه.
مِنمِنمن: حرف جر يفيد اختيار أو أخذ شيء بدل شيء آخر.
دُونِدونمن دون الله: أي معه أو غيره أو متجاوزينه.
ٱللَّهِألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
وَمَاماما: نافية غير عاملة.
كَانَكونفعل ماضٍ ناسخ ناقص
مُنتَصِرًانصرمتحصنا.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{تَكُنْ لَهُ} إدغام بغير غنة. وصلة هاء الضمير {فِئَةٌ يَنْصُرُونَهُ} إدغام

بغنة، يليه إخفاء حقيقي، وصلة صغرى {مِنْ دُونِ} إخفاء حقيقي، {مُنْتَصِرًا} إخفاء

حقيقي. وإبدال التنوين ألفًا عند الوقف.