Kehf Suresi 31. Ayet
Mağara · Mekke · Sure 18 · Ayet 31/110
أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ جَنَّـٰتُ عَدْنٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهِمُ ٱلْأَنْهَـٰرُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلْأَرَآئِكِ ۚ نِعْمَ ٱلثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا
Ulaike lehum cennatu adnin tecri min tahtihimul enharu yuhallevne fiha min esavire min zehebin ve yelbesune siyaben hudren min sundusin ve istebrekın muttekiine fiha alel eraik, ni'mes sevab, ve hasunet murtefeka.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Kehf Suresi 31. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın ipekten yeşil giysiler giyeceklerdir. O ne güzel karşılıktır! Cennet de ne güzel bir yaslanacak yerdir!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Öyleler, işte onlara Adn Cennetleri var, altlarından nehirler akar, orada altın bileziklerden ziynetlenecekler, sündüs ve istebraktan yeşil esvab giyecekler, erikeler üzerine dayanıp kurulacaklar o, ne güzel sevab ve ne güzel kurultay!
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İşte onlara Adn cennetleri vardır; altlarından ırmaklar akar; orada altın bileziklerle süslenecekler; ince ve kalın ipeklerden yeşil elbiseler giyecekler; tahtlar üzerine dayanıp kurulacaklar. O ne güzel mükafat, ne güzel kurultay!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlar (işte böyledir). Altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır. Orada tahtlar üzerinde kurularak, orada altın bileziklerle belertecekler, ince dibadan, kalın dibadan yeşil elbiseler giyeceklerdir. Ne güzel sevab, ne güzel dayanak!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar öyle kimselerdir ki kendileri için Adn cennetleri vardır. Altlarından ırmaklar akar. Orada altın bileziklerle bezenirler; ince ipekten yeşil giysiler giyerek koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel sevap ve ne güzel dayanacak (koltuk)!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
İşte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak kendilerine altın bilezikler takılacak, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyecekler. Tahtlara kurulacaklar. Ne güzel mükafattır bunlar ve ne güzel bir meskendir o cennet!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup dayanırlar. (Bu,) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
İçlerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı ebedi mutluluk, esenlik bahçeleri işte böylelerinin olacaktır; orada onlara altın bilezikler takılacak; yeşil ipekli ve işlemeli giysiler giyinecekler ve orada (yumuşak) divanlarda yaslanıp oturacaklar: Bu ne güzel bir karşılık, bu ne güzel bir dinlenme yeri!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükafat, Ne güzel nimetler!
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
İşte onlara Adn Cennetleri vardır. Onların içinden nehirler akar. Orada, altından bileziklerle süslenirler. İnce ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada tahtlar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir karşılık ve ne iyi bir ağırlanma yeri!
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İşte onlar için, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Altın bileziklerle süslenirler, yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan giysiler giyinirler, divanlara uzanırlar. Ne güzel bir karşılıktır; ne güzel bir dinlenme yeridir.
İbni Kesir
İşte onlara; altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerine otururlar. O ne güzel mükafat ve ne güzel duraktır.
Gültekin Onan
Onlar; altından ırmaklar akan Adn cennetleri onlarındır, orada altın bileziklerle süslenirler, hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler giyerler ve tahtlar üzerinde kurulup dayanırlar. (Bu) Ne güzel sevap ve ne güzel destek.
Rowad Tercüme Merkezi
Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir konak!
Şaban Piriş
Onlara, altlarından ırmaklar akan Adn Cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takarlar, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerler. Orada koltuklarına yaslanırlar. Ne güzel mükâfat! (Cennet) Ne güzel bir barınak!
Ali Özek ve diğerleri
İşte böyleleri için,(ağaçları) altından ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezik takınırlar; sedirler üzerinde oturmuş oldukları halde, ince ve kalın ipekten yeşil bir elbise giyerler. Ne güzel karşılık ve ne güzel kalma yeri!
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
İman ederek, salih amelleri işlemekle vasıflanan o kimseler için oturacakları cennetler vardır. O cennetlerde ebedî olarak ikamet edeceklerdir. Saraylarının altından suyu pek tatlı olan cennet nehirleri akar. Onlar cennetlerde, altın bileziklerle süslenir ve ipekten ince ve kalın elbiseler giyerler. Üstleri süslü örtülerle örtülmüş kanepelerin üzerine otururlar. Kazandıkları sevapları ne güzel sevaptır. Makam edinip içinde ikamet ettikleri cennet ne güzeldir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| أُولَٰئِكَ | أولاء | اسم يشار به للجماعة بعده كاف الخطاب للمفرد المذكر. | |||
| لَهُمْ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| جَنَّٰتُ | جنن | الجنة في الدنيا: الحديقة ذات الأشجار والأنهار والثمار، والجنة في الآخرة: دار النعيم المقيم بعد الموت. | |||
| عَدْنٍ | عدن | جنات عدن: جنات استقرار واطمئنان، ويراد بها موضع في الجنة. | |||
| تَجْرِي | جري | تجري الأنهار: تندفع مياهها مسرعة. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| تَحْتِهِمُ | تحت | تحت: ظرف مكان، مقابل: فوق. | |||
| ٱلْأَنْهَٰرُ | نهر | جمع نهر، وهو: الأخدود الواسع المستطيل في الأرض يجري فيه الماء، والماء الجاري. | |||
| يُحَلَّوْنَ | حلي | يلبسون الحلي. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| مِنْ | مِن | من: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| أَسَاوِرَ | سور | جمع أسورة: ما يلبس في اليد من الحلي، ويحيط بالمعصم. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ذَهَبٍ | ذهب | الذهب: فلز أصفر نفيس يتخذ منه النقود والحلي، وغيرهما. | |||
| وَيَلْبَسُونَ | لبس | ويرتدون ويتزينون. | |||
| ثِيَابًا | ثوب | الثياب: الملابس. | |||
| خُضْرًا | خضر | ذات لون أخضر. | |||
| مِّن | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| سُندُسٍ | سندس | رقيق الديباج، وهو الحرير المنسوج. | |||
| وَإِسْتَبْرَقٍ | إستبرق | إستبرق: حرير غليظ. | |||
| مُّتَّكِءِينَ | وكأ | متكئين: جالسين مستندين مستقرين. | |||
| فِيهَا | في | في: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية المكانية. | |||
| عَلَى | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| ٱلْأَرَائِكِ | أرك | الأسرة، جمع أريكة. | |||
| نِعْمَ | نِعم | فعل يفيد المدح. | |||
| ٱلثَّوَابُ | ثوب | العطاء والجزاء. | |||
| وَحَسُنَتْ | حسن | حسنت: اتصفت بالحسن والجمال. | |||
| مُرْتَفَقًا | رفق | منزلا ومقاما. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{أُولَئِكَ} مد متصل {جَنَّاتُ} غنة في النون {عَدْنٍ تَجْرِي} قلقلة في
الدال، يليها إخفاء حقيقي في التنوين مع التاء. وفي {مِنْ تَحْتِهِمُ} إخفاء حقيقي
في النون مع التاء. أيضًا {مِنْ أَسَاوِرَ} إظهار حلقي في النون مع الهمزة، وتوجد
قلقلة في باء {مِنْ ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ} وقفًا، وتنوين الباء مع الواو بعدها
إدغام بغنة، {ثِيَابًا خُضْرًا} إظهار حلقي في التنوين مع الخاء، وفي {مِنْ
سُنْدُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ} إخفاء حقيقي في النون مع السين، يليه إدغام بغنة في
التنوين مع الواو {الْأَرَائِكِ} مد متصل {وَحَسُنَتْ}. في التاء صفة الهمس، وهو
جريان النَفَس بالحرف بحيث لا ينقطع.