Kâf Suresi 20. Ayet
Kaf · Mekke · Sure 50 · Ayet 20/45
وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ ۚ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلْوَعِيدِ
Ve nufiha fis sur, zalike yevmul vaidi.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(İnsanlar öldükten sonra tekrar dirilmeleri için) Sur'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veid günüdür
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve Sur üfürüldüğünde ki, işte o tehdit günüdür.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Suur'a da üfürülmüşdür. İşte bu, tehdidin (tehakkuk etmiş) günüdür.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Sura üfürülür kalk borusu çalar. İşte bu da tehdit edilen azabın günüdür.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve (yeniden diriliş) suru, (sonunda) üflenecektir. İşte o, bir uyarının gerçek olacağı Gün'dür.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sur'a da üfürülecektir. - İşte azap günü!
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ve Sur'a üfürülür. "İşte bu, vaktiyle uyarıldığınız gündür."
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Çünkü boruya üflenmiştir. İşte bu, sözü verilen gündür.
İbni Kesir
Sur'a üfürülmüştür. İşte bu; geleceği vaadedilen gündür.
Gültekin Onan
Sura da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sûr'a üflemek ile görevli kılınmış olan melek, o Sûr'a ikinci kez üflediğinde işte o gün kıyamet günüdür. O gün, kâfirler ve âsiler için azap günüdür.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sur´a üfürülmüştür. İşte bu; geleceği vaadedilen gündür.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
19- Nihayet ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir. “İşte bu, kendisinden kaçıp durduğun şeydir!” 20- Sûr’a da üfürülür. İşte bu, tehdit (edilen azabın gerçekleşeceği) gündür. 21- Her nefis beraberinde bir bekçi ve bir şâhit ile birlikte gelecektir. 22- “Andolsun sen bunlardan yana gaflet içindeydin. Şimdi (gaflet) perdeni kaldırdık. Artık bugün gözün pek keskindir.”
19. “Nihayet” Allah’ın âyetlerini yalanlayan gafile “ölüm sarhoşluğu” geri çevrilmesi ve kendisinden kaçıp kurtulunması mümkün olmayan bir şekilde “gerçekten gelir. “İşte bu, kendisinden kaçıp durduğun” geri kalmaya çalıştığın ve arkanı dönüp uzaklaştığın “şeydir.”
20. “Sûr’a da üfürülür. İşte bu, tehdit (edilen azabın gerçekleşeceği)” Yani Yüce Allah’ın zalimleri tehdit ettiği cezayı kendilerine vereceği, mü’minlere de vaat ettiği mükâfatı vereceği “gündür.”
21. “Her nefis beraberinde” kendisini Kıyamet gününde hesabın görüleceği yere götüren ve geri kalma imkânını kendisine vermeyecek olan “bir bekçi ve” hayrı ile şerri ile yaptığı işler hakkında şahitlik edecek “bir şâhit ile birlikte gelecektir.” Bu, Yüce Allah’ın kullarının yaptıklarına gereken itinayı gösterdiğine, onların amellerini tespit ettiğine ve adaletle onlara kaşrılık vereceğine delildir.
22. Aynı zamanda bu, kulun devamlı hatırında tutması gereken hususlardan birisidir. Fakat insanların çoğu gâfildir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Andolsun sen bunlardan yana gaflet içindeydin.” Bu sözler, Kıyamet gününde haktan yüz çevirip yalanlayan kimselere ağır bir azar ve kınama olmak üzere söylenecektir. Yani sen bunu gerçekten yalanlayan ve bunun için amelde bulunmayan bir kimse idin. “Şimdi” kalbini örten, böylelikle uykunu ağırlaştırıp yüz çevirişini sürdürüp gitmene neden olan “perdeni kaldırdık. Artık bugün gözün pek keskindir.” Kendisini dehşete ve korkuya düşürecek türlü azapları ve ibretli cezaları açıkça görmektedir. Yahut da bu sözler, Allah tarafından kula söylenecektir. O dünyada iken ne için yaratıldığından yana gaflette idi. Kıyamet gününde ise uyanacak, uykusu dağılacak ama o vakit elden kaçırmış olduğu fırsatları telafi etmek ve yapamadıklarını yapmak imkânını bulamayacaktır. Bütün bunlarla Allah, kulları uyarmaktadır. O pek büyük günde yalanlayanların karşı karşıya kalacakları durumu hatırlatmakla onları sakındırmaktadır. Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır: