Hac Suresi 54. Ayet
Hac · Medine · Sure 22 · Ayet 54/78
وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَيُؤْمِنُوا۟ بِهِۦ فَتُخْبِتَ لَهُۥ قُلُوبُهُمْ ۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهَادِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
Ve li ya'lemellezine utul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu'minu bihi fe tuhbite lehu kulubuhum, ve innallahe le hadillezine amenu ila sıratın mustakim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah, iman edenleri doğru yola iletir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Bir de kendilerine ılim verilmiş olanlar muhakkak rabbından gelen hakk olduğunu bilsinler ve ona iyman etsinler de kalbleri ona saygı duysun ve çünkü Allah, iyman edenleri doğru bir caddeye çıkarır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'an'ın şüphesiz Rabbından gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri O'na saygı duysun. Çünkü Allah iman edenleri doğru bir caddeye çıkarır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun (Kur'anın) muhakkak Rabbinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilib de ona (tam) iman etmeleri ve kalblerinden tam bir itmi'nan haasıl olması içindir. Şübhesiz ki Allah, (o suretle) iman edenleri doğru bir yola iletir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar da o(Kur'a)nın, Rabbinden (gelen) gerçek olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalbleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları mutlaka doğru yola iletir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ve yine, ilimden nasibi olanların bu Kur'an'ın senin Rabbin tarafından gönderilen gerçeğin ta kendisi olduğunu iyice anlayıp da onu bütün kalpleriyle tasdik edip gönülden tazim ederek bağlanmaları içindir. Elbette Allah iman edenleri dosdoğru yola, isabetli tutuma yöneltir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve (yine, Allah'ın Şeytan'ın bu çabalarını boşa çıkarması,) doğru bilgiden nasibi olanların bu ilahi mesajın senin Rabbinden ulaşan katıksız gerçek olduğunu kavramaları, O'na inanmaları ve bütün kalpleriyle O'na bağlanıp boyun eğmeleri içindir. Çünkü gerçekten de, Allah imana erişenleri dosdoğru bir yola yöneltir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kendilerine ilim verilenlerin, onun, Rabbinden gelen gerçek bir vahiy olduğunu bilip, ona inanmaları ve onunla gönüllerini bağlamaları içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola iletir.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
İlim[1] verilen kimselerin[2], onun[3] Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, İman Edenler'e dosdoğru yolu gösterendir.
Tefsir / dipnot (3)
Allah'tan gelen bilgi, vahiyle gelen bilgi, vahiy bilgisi.
Vahiy bilgisinin İnsanlara ulaşması sayesinde.
Vahyin.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kendilerine bilgi verilmiş olanlar da Onun Efendinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler. Böylece, Ona inansınlar ve yürekleri Ona saygı duysun. Çünkü kuşkusuz, Allah, inananları, kesinlikle dosdoğru yola eriştirir.
İbni Kesir
Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun, Rabbından gelme bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve gönüllerini ona bağlamaları içindir. Muhakkak ki Allah; iman edenleri dosdoğru yola iletir.
Gültekin Onan
(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, bunun (Kuran'ın) hiç tartışmasız rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için; böylelikle ona, inansınlar ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Tanrı inananları dosdoğru yola yöneltir.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yüce Allah'ın kendilerine ilim verdiği kimseler, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilen Kuran'ın hak olduğuna kesin olarak iman etsinler. Öyle ki -Ey Resul!- Allah ona karşı imanları artsın ve kalpleri ona boyun eğip huşu içinde olsun diye onu sana vahyetmiştir. Şüphesiz Yüce Allah Kur'an'a iman edenleri ona olan teslimiyetlerinin karşılığı olarak eğriliğin bulunmadığı dosdoğru olan hak yola iletecektir.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Bir de bu, kendilerine ilim verilenlerin onun, Rabbından gelme bir gerçek olduğunu bilip inanmaları ve gönüllerini ona bağlamaları içindir. Muhakkak ki Allah; iman edenleri dosdoğru yola iletir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
52- Senden önce ne kadar rasûl ve nebi gönderdi isek hepsi de (kendisine vahyedileni) okumak istediği zaman şeytan, mutlaka onun okumasına bir şeyler katmak istemiştir. Ama Allah, şeytanın katmak istediğini iptal eder, sonra da kendi âyetlerini sapasağlam yerleştirir. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir. 53- Bu; Allah'ın, şeytanın katacağı şeyi kalplerinde hastalık bulunanlarla kalpleri katılaşmış olanlar için bir imtihan kılması içindir. Muhakkak zalimler uzak bir ayrılık içindedirler. 54- Yine bu, kendilerine ilim verilenlerin, bu (Kitabın) Rabbinden sana gelen hak olduğunu bilip ona iman etmeleri ve kalplerinin de ona boyun eğmesi içindir. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru bir yola iletir.
52. Yüce Allah, sonsuz hikmetini ve kulları için tercihini haber vererek şunu bildirmektedir: Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’den önce ne kadar “rasûl ve nebi gönderdi isek hepsi de (kendisine vahyedileni) okumak istediği zaman” yani insanlara öğüt vermek, onlara birtakım hususları emredip bazı şeyleri de yasaklamak üzere okumaya geçtiğinde “şeytan mutlaka” kendi özel yolları, hile ve tuzakları ile “onun okumasına” peygamberin o okuyuşu ile çelişen “bir şeyler katmak istemiştir.” Bununla birlikte Yüce Allah, peygamberleri Allah’tan alıp tebliğ ettikleri hususlarda hatadan yana korumuş, vahyini de başka şeylerle karışmaya yahut da onda tereddüde düşmeye karşı muhafaza etmiş bulunduğundan, şeytanın katmak istediği bu şeylerin kalıcılığı ve sürekliliği söz konusu değildir. O sadece gelip geçici bir durumdur. Daha sonra yok olur, bir etkisi kalmaz. Gelip geçici hususların ise kendine has birtakım etkileri vardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Ama Allah, şeytanın katmak istediğini iptal eder.” Giderir, yok eder, çürütür ve onun kendi âyetlerinden olmadığını da beyan eder. “Sonra da kendi âyetlerini sapasağlam yerleştirir.” Ve bunları şeytanın katmak istediklerinden arındırır, muhafaza eder ve böylelikle şeytanın katıştırmaya çalıştıklarından uzak, arı duru halleri ile kalmaya devam ederler. “Allah her şeyi bilendir.” Yani kuvvet ve kudreti kâmil olandır ki bu kuvvetinin kemali ile vahyini korur ve şeytanların katıştırmak istediklerini de ortadan kaldırır. “hikmet sahibidir.” Her şeyi yerli yerine koyandır. Şeytanlara sözü edilen katıştırma imkânını vermesi de O’nun hikmetinin kemalindendir ki O, şu buyruğunda sözünü ettiği hususun gerçekleşmesi için buna izin verir:
53. “Bu, Allah'ın, şeytanın katacağı şeyi kalplerinde hastalık bulunanlarla” Bunlar, kalplerinde zayıflık bulunan, tam bir iman ve kati bir tasdik bulunmayan kimselerdir ki bu nedenle de en basit bir şüphe dahi kalplerinde tereddüt uyandırır. Böylelikle şeytanın katmak istediklerini işitir işitmez hemen şüphelerin etkisi altında kalır ve bu onun için bir imtihan olur. “kalpleri katılaşmış olanlar için” Bunlar da herhangi bir uyarı ve hatırlatmanın etki etmediği, katılığı dolayısı ile Allah’tan da Rasûlünden de bir şey kabul etmeyen kimselerdir. İşte Allah bu olayı, kendilerine hiçbir önem atfetmediği bu iki kesim için “bir imtihan” sebebi “kılması için.” yapar. Bu katı kalpliler, şeytanın katmak istediklerini işittiklerinde onu batıl yollarının lehine bir delil kabul eder, bunu ileri sürerek Allah’a ve Rasûlüne karşı çıkarlar. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak zalimler uzak bir ayrılık içindedirler.” Allah’a karşı çıkmaktadırlar. Hakka karşı inatlaşmakta, muhalefet etmektedirler ve doğrudan alabildiğine uzaktırlar. Şeytanın bu katmak istedikleri, işte bu iki kesim için bir imtihan sebebi olur. Böylelikle kalplerinde saklı bulunan murdarlık ortaya çıkmış olur. Üçüncü kesime gelince bu husus, bu üçüncü kesim hakkında bir rahmet halini alır ki bu kimseler de şu buyrukta söz konusu edilmektedirler:
54. “Yine bu, kendilerine ilim verilenlerin, bu (Kitabın) Rabbinden sana gelen bir hak olduğunu bilip ona iman etmeleri” Yüce Allah’ın kendilerine bağışladığı ilim sayesinde hakkı batıldan, doğruyu eğriden ayırabilmeleri, Yüce Allah’ın sağlamlaştırdığı ve sabit kalmasını dilediği hak ile hükmünü ortadan kaldıracağı gelip geçici batılı, her birisine dair delillere dayanarak ayırt edebilmeleri içindir. Yüce Allah’ın hikmeti sonsuz olduğunu ve iyi olsun kötü olsun nefislerin gizli saklı yönlerini bu yolla ortaya çıkartmak için türlü imtihan şekillerini takdir buyurduğunu bilsinler, bundan dolayı O’na gereği gibi iman etsinler, çeşitli şüphe ve tereddütler arız olduğu takdirde bunları bertaraf ederek imanları artsın diyedir. “ve kalplerinin de ona boyun eğmesi içindir.” Allah’ın emrine boyun eğsinler, hikmetine teslim olsunlar diyedir ki bu da Yüce Allah’ın kendilerine verdiği hidâyetin bir parçasıdır. “Muhakkak Allah iman edenleri” imanları sebebi ile “dosdoğru bir yola iletir.” Hakkı bilmeye ve gereğince amel etmeye ulaştırır. “Allah Teâlâ, sağlam sözle iman edenleri hem dünya hayatında hem de ahirette sebat verir”(İbrahim, 14/27) İşte bu da Yüce Allah’ın kuluna verdiği sebat türlerden biridir. u ayetlerde Rasûl sallallahu aleyhi ve sellem’e rasûllerden diğer kardeşleri örnek olarak gösterilmektedir. Zira o, en-Necm sûresini okurken:“Gördünüz mü Lat’ı ve Uzza’yı ve o üçüncüleri olan Menat’ı” âyetine gelince şeytan, onun kıraatına “onlar yüce putlardır, şefaatleri ümit edilir” sözlerini kattı. Bu da Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i üzdü ve insanlar içinde de bir fitne/imtihan oldu. Bunun üzerine de Allah bu âyetleri indirdi.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَلِيَعْلَمَ | علم | العلم: اليقين وإدراك الشيء على حقيقته، ونقيضه الجهل. والعلم: من صفات الله تعالى. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| أُوتُوا | أتي | أعطوا. | |||
| ٱلْعِلْمَ | علم | العلم: اليقين وإدراك الشيء على حقيقته، ونقيضه الجهل. والعلم: من صفات الله تعالى. | |||
| أَنَّهُ | أنّ | أن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱلْحَقُّ | حقق | الحق لغة: نقيض الباطل، ويطلق على: الحظ، والنصيب، والثابت والموجود، والشيء الذي لا ينبغي إنكاره. ومعنى حق الأمر: وجب ووقع بلا شك. وفي الاصطلاح: يطلق على الواجب الثابت الذي يشمل حقوق الله تعالى، وحقوق العباد. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| رَّبِّكَ | ربب | إلهك المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| فَيُؤْمِنُوا | أمن | فيذعنوا ويصدقوا. | |||
| بِهِ | ب | الباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق. | |||
| فَتُخْبِتَ | خبت | تخبت له قلوبهم: تخشع له وتطمئن. | |||
| لَهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| قُلُوبُهُمْ | قلب | القلوب: جمع قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر. | |||
| وَإِنَّ | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱللَّهَ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| لَهَادِ | هدي | لمرشد إلى الهدى. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع. | |||
| إِلَىٰ | إلى | حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| صِرَٰطٍ | صرط | الصراط: الطريق. والصراط أصله: السراط بالسين، انقلبت سينه مع الطاء صادًا لقرب مخرجها. | |||
| مُّسْتَقِيمٍ | قوم | مستو لا عوج فيه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{أُوتُوا} مد بدل {أَنَّهُ} غنة مشددة، ليس في هاء الضمير صلة لسكون ما بعدها
{مِنْ رَبِّكَ} إدغام بغير غنة في النون مع الراء {بِهِ} صلة قصيرة في حالة الوصل،
وتحذف في حالة الوقف، ومثلها {لَهُ} والوقف على {قُلُوبُهُمْ} أولى من الوصل
{آمَنُوا إِلَى} مد بدل. يليه مد منفصل {صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ} إدغام بغنة في
التنوين مع الميم.