Fussilet Suresi 48. Ayet
Ayrıntılı · Mekke · Sure 41 · Ayet 48/54
وَضَلَّ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يَدْعُونَ مِن قَبْلُ ۖ وَظَنُّوا۟ مَا لَهُم مِّن مَّحِيصٍ
Ve dalle anhum ma kanu yed'une min kablu ve zannu ma lehum min mahis.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Fussilet Suresi 48. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Daha önce yalvardıkları (tanrılar) onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Önceden tapıp durdukları şeyler onlardan gayb olup gitmişler ve onlar kendilerine hiçbir kaçamak kalmadığını anlamışlardır.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Önceden tapıp durdukları şeyler onlardan kaybolup gitmişler ve onlar kendileri için kaçacak bir yer kalmadığını anlamışlardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Önceden tapdıkları nesneler onlardan uzaklaşıb gaaib olmuşdur (olacakdır). Onlar kendilerine (azabdan) kaç (ıb kurtul) acak hiçbir yer olmadığını anlamışlardır (anlayacaklardır).
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Önceden yalvarıp durdukları şeyler, onlardan sapıp gitmiş ve onlar, kendileri için kaçacak bir yer olmadığını anlamışlardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Böylece daha önce ibadet ettikleri putlar kendilerini terk eder, müşrikler de kaçacak yer kalmadığını anlarlar.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Önceden kendilerine taptıkları (bugün) onlardan kaybolup gitti ve onlar kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Böylece, onların önceden yalvarıp durdukları bütün güçler, kendilerini terk etmiş olacak ve kendileri için bir kaçış imkanı olmadığını kesinlikle öğreneceklerdir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Daha önce ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ve daha önce tapındıkları şeyler, onlardan uzaklaşıp gittiler. Onlar, kendileri için kaçıp kurtulacak yer olmadığını anladılar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Daha önce yakarışlarda bulundukları, onları yüzüstü bırakıp uzaklaşmıştır. Zaten kendileri için kaçacak yer olmadığını anlamışlardır.
İbni Kesir
Önceden taptıkları şeyler onlardan uzaklaşıp gitmiştir. Ve kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.
Gültekin Onan
Önceden kendilerine taptıkları (bugün) onlardan kaybolup gitti ve onlar kaçacak hiçbir yerleri olmadığını anlamışlardır.
Rowad Tercüme Merkezi
Daha önce dua/ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.
Şaban Piriş
Daha önce dua/ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.
Ali Özek ve diğerleri
Böylece önceden yalvarıp durdukları onlardan uzaklaşmıştır. Kendilerinin kaçacak yerleri olmadığını anlamışlardır.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Böylece önceden dua ve ibadet ettikleri putlar kendilerinden uzaklaşıp gitmişler, onlar da şunu iyi anlamışlardır ki, kendileri için Allah'ın azabından uzaklaşabilecekleri ne bir yer ve kurtulacakları ne bir konum vardır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَضَلَّ | ضلل | وغاب. | |||
| عَنْهُم | عن | عن: حرف جر يفيد معنى المجاوزة المجازية. | |||
| مَّا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| يَدْعُونَ | دعو | يعبدون. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| قَبْلُ | قبل | ظرف للزمان، ويضاف لفظا أو تقديرا. | |||
| وَظَنُّوا | ظنن | وأيقنوا. | |||
| مَا | ما | نافية غير عاملة. | |||
| لَهُم | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| مِّن | مِن | من التوكيدية: حرف جر يفيد التوكيد وهي زائدة نحويا. | |||
| مَّحِيصٍ | حيص | مهرب ومفر. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{عَنْهُمْ مَا كَانُوا} في الميمين إدغام تماثل صغير. وفي دال {يَدْعُونَ}
قلقلة {مِنْ قَبْلُ} إخفاء حقيقي في النون مع القاف، وقلقلة في الباء {وَظَنُّوا}
في النون غنة {مَا لَهُمْ مِنْ مَحِيصٍ} إدغام تماثل صغير بين الميمين. يليه إدغام
بغنة. وتفخيم الصاد.