Furkân Suresi 2. Ayet
Ayırıcı · Mekke · Sure 25 · Ayet 2/77
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَلَمْ يَتَّخِذْ وَلَدًا وَلَمْ يَكُن لَّهُۥ شَرِيكٌ فِى ٱلْمُلْكِ وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًا
Ellezi lehu mulkus semavati vel ardı ve lem yettehız veleden ve lem yekun lehu şerikun fil mulki ve halaka kulle şey'in fe kadderahu takdira.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. Çocuk edinmemiştir. Mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. O, her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O ki hep Göklerin, yerin mülkü onun, hem hiç bir veled edinmedi, hem mülkte ona hiç ortak da yok, her şeyi yarattı da bir takdir ile her birinin hadd-ü mıkdarını ta'yin ederek hepsinin mukadderatını hazırladı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O, göklerin ve yerin hakimiyeti kendisinin olandır, hiçbir oğul edinmemiştir ve mülkünde hiçbir ortağı da yoktur; herşeyi yaratmış ve herbirini bir takdir ile belirleyip hepsinin mukadderatını hazırlamıştır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(O Allah) ki göklerin ve yerin mülk (-ü tasarruf) u Onundur. Hiçbir evlad edinmemişdir O. Mülkünde Onun bir ortağı da yokdur. O, her şey'i yaratıb ona bir nizam vermiş, onun mukadderaatını ta'yin etmişdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur, O, bir çocuk edinmemiştir, mülkünde ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona ölçü, biçim ve düzen vermiştir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Göklerin ve yerin hakimiyeti O'nundur. O asla evlat edinmedi, hakimiyette hiç bir ortağı olmadı. Her şeyi yaratıp nizam veren ve her şeyin varlığını bir ölçüye göre belirleyen O'dur.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
O ki, göklerin ve yerin egemenliği O'na aittir; soy sop edinmemiştir; egemenliğinde herhangi bir ortağı yoktur; çünkü her şeyi yaratan ve her şeyi belli bir yasalar örgüsüne göre düzene koyan O'dur.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Göklerin ve yerin hakimiyeti O'na aittir. Hiç bir oğul edinmemiştir ve hükümranlığında hiçbir ortağı yoktur. Her şeyi O yaratmış ve belirli bir ölçüye göre takdir etmiştir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
O ki, göklerin ve yerin egemenliği yalnızca O'na aittir. Ve O, çocuk edinmemiştir. Egemenlikte O'nun ortağı yoktur. Her şeyi yaratan, işleyiş ve varoluş yasalarını belirleyen O'dur.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Göklerin ve yeryüzünün yönetimi, O'na özgüdür. Çocuk edinmemiştir. Yönetiminde, O'nun ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış ve belirli bir ölçüyle düzenlemiştir.
İbni Kesir
O ki; göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Çocuk edinmemiştir, mülkte ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş ve bir ölçüyle takdir etmiştir.
Gültekin Onan
Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Göklerin ve yerin mülkü (ve hükümranlığı) sadece O'na aittir. O; bir oğul edinmemiştir ve O'nun mülkünde (ve hükümranlığında) bir ortağı yoktur. Her şeyi O yaratmış, ilminin ve hikmetinin bir gereği olarak her şeyin yaratılışını O, münasip bir şekilde takdir etmiştir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
O ki; göklerin ve yerin mülkü O´nundur. Çocuk edinmemiştir, mülkte ortağı yoktur. Her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş ve bir ölçüyle takdir etmiştir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Cin ve insanlara uyarıcı olsun diye kuluna Furkân’ı indiren (Allah), ne yücedir! 2- Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur. O, hiçbir çocuk edinmemiştir. Hükümranlığında da hiçbir ortağı yoktur. Her bir şeyi yaratmış ve onu bir ölçü dahilinde takdir ve tayin etmiştir.
(Mekke’de inmiştir. 77 âyettir)
1. Bu buyruk, Yüce Allah’ın kemal derecesindeki azametini, her açıdan tek olduğunu, hayır ve ihsanlarının pek çok olduğunu beyan etmektedir. “Cin ve insanlara” Allah’ın azap ve intikamına karşı “uyarıcı olsun diye kuluna” kulluk mertebelerinin kemal derecesine ulaşan ve bütün rasûllerin üstünde olan Muhammed’e “Furkân’ı” yani helâl ile haramı, hidâyet ile sapıklığı, bahtiyarlar ile bedbahtları birbirinden ayıran Kur’ân-ı Kerîm’i “indiren (Allah), ne yücedir!” Ne büyüktür, vasıfları ne mükemmeldir, hayırları ne kadar çoktur! O’nun hayırlarının en büyüklerinden biri hiç şüphesiz bu niteliklere sahip Kuran-ı Kerîm’i indirmiş olmasıdır. Bununla onlara Allah’ın nelerden razı olduğunu, nelere gazap ettiğini açıklayıp beyan eder. Böylece onun uyarıp korkutmasını kabul eden ve gereğince amel eden kimse, dünya ve âhirette kurtulur, ebedi muttuluğu elde eder. Sonu gelmez mülklere sahip olur. Acaba bu nimetten daha üstün, bu lütuf ve bu ihsandan daha büyük bir şey olabilir mi? İhsan ve bereketlerinden biri de bu olan Yüce Allah’ın şanı gerçekten yücedir!
2. “Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnız O’nundur.” Her ikisinde de yalnız O tasarruf eder. Her ikisinde bulunan bütün varlıklar, O’nun kullarıdır, O’nun mülküdür. O’nun azameti önünde itaatle boyun eğerler, rububiyetinin önünde zilletle eğilirler. Hepsi de O’nun rahmetine muhtaçtır. “O, hiçbir çocuk edinmemiştir. Hükümranlığında da hiçbir ortağı yoktur.” Hem nasıl O’nun evladı veya ortağı olabilir ki? Çünkü O, mutlak maliktir, hükümrandır. O’nun dışındaki her şeyse O’nun mülküdür. O, hepsinin hakimidir, O’nun dışındaki her şey de O’nun emrinin mahkûmudur. O, bütün yönleriyle bizatihi hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Bütün yaratılmışlar ise her yönleriyle O’na muhtaçtırlar. O halde nasıl olur da O’nun mülkte, hükümranlıkta ortağı olabilir? Halbuki bütün kulların mukadderatı, idaresi O’nun elindedir. O’nun izni olmaksızın hareket edemezler. Hareket halindeyken de duramazlar. Hiçbir tasarrufta da bulunamazlar. Çocuk edinmekten de ortağı bulunmaktan da pek yücedir, münezzehtir. O’nun hakkında bu gibi çirkin iddialarda bulunanlar elbette ki Allah’ı gereği gibi tanımış olamazlar. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Her bir şeyi yaratmış ve onu bir ölçü dahilinde takdir ve tayin etmiştir.” O’nun yaratması ulvi ve süfli âlemi, canlılarıyla, bitkileriyle, cansızlarıyla tüm dünyayı büsbütün kuşatmıştır. O, hepsini yaratmış ve her bir yaratılmışa yakışan, yaratılışına uygun ve hikmetinin gerektirdiği türden özellikler vermiştir. Öyle ki akl-ı selim, her bir mahluk hakkında onun daha başka şekilde olmasını, görülen sûretinden başka bir biçimde olmasını tasavvur edememektedir. Hatta her bir varlığın tek bir parçasının, tek bir organının dahi bulunduğu yerden başka bir yerde olması uygun değildir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“O en yüce Rabbinin ismini tesbih et. O ki yaratıp düzenleyen, şekil verendir. O ki bir ölçü dahilinde takdir edip yol gösterendir.”(el-Âla, 87/1-3); “Rabbimiz, her şeye hilkatini verip sonra da doğru yolu gösterendir.”(Taha, 20/50). Yüce Allah, kemal ve azametini, ihsanının çokluğunu beyan etmiştir ki bu da yalnızca O’nun sevilen, tazim edilen ilâh olmasını ve hiçbir ortak koşmaksızın yalnızca O’na ihlâsla bağlanılmasını gerektirir. Bu yüzden bundan sonra kendisi dışındaki uydurma ilâhlara ibadetin batıl olduğunu dile getirmesi uygun düştüğünden dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: