Bakara Suresi 277. Ayet

İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 277/286

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ekamus salate ve atevuz zekate lehum ecruhum inde rabbihim, ve la havfun aleyhim ve la hum yahzenun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Bakara Suresi 277. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

3. cüz · PDF sayfası 6

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Şüphesiz iman edip salih ameller işleyen, namazı dosdoğru kılan ve zekatı verenlerin mükafatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

İman edib eyi işler yapan ve namaz kılıb zekat veren kimselerin Rabları ındinde ecirleri şüphesiz kendilerinindir ve onlara bir korku yoktur ve mahzun olacak değildir onlar

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edip iyi işler yapan ve namaz kılıp, zekat verenlerin, Rabblerinin yanında, şüphesiz kendilerine ait mükafatları vardır. Onlara bir korku yoktur ve hiç üzülmeyeceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

İman eden, iyi iyi amel (ve hareket) lerde bulunan, namazı (nı) dosdoğru kılan, bir de zekatı (nı) veren kimseler (in, evet), onların Rableri indinde mükafatları vardır. Onlara hiç bir korku yokdur, onlar mahzun da olacak değillerdir.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Onlar ki, inandılar, güzel işler yaptılar, namazı kıldılar, zekatı verdiler; işte onların ödülleri, Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

İman eden, makbul ve güzel işler yapanların, namazı hakkıyla ifa eden, zekat verenlerin... İşte onların, Rab'leri nezdinde mükafatları vardır. Onlar için hiçbir endişe yoktur ve onlar asla üzülmeyeceklerdir.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

İman edip güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

İmana ermiş olanlar, doğru ve yararlı işler yapanlar, namazlarında dikkatli ve devamlı olanlar ve karşılıksız yardımda bulunanlar; işte onlar mükafatlarını Rablerinden alacaklardır ve onlara ne korku vardır, ne de üzülürler.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Şüphesiz, iman edenler, doğruları yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekatı verenler için Rab'leri katında mükafatları vardır; onlara korku yoktur; onlar, mahzun da olmayacaklardır.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

İman edip, salihatı yapanların,[1] salatı ikame edenlerin ve zekatı yapanların[2] ödülleri kuşkusuz Rabb'lerinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Tefsir / dipnot (2)

"İman edip, salihatı yapanlar" terkibini "iman edip iyi işler yapanlar" diye çevirmek doğru değildir. Salihat, davranış yolu ile bütünüyle dışa yansıyan imandır. Salihat, bozgunculuk ve kötülükle mücadele etmek, bozuk olan şeyi düzeltmeye çalışmak, yapıcı olmak, iyi olmak ve iyiye yönlendirmek demektir. Bu kelimenin karşıtı "seyyiat" yani kötülük ve "fesad" yani bozgunculuk kelimeleridir.

Bkz. 2:43. ayetin dipnotu.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

İnanmış olarak erdemli edimler yapanların, namazı dosdoğru kılanların ve zekatı verenlerin ödülleri, Efendilerinin katındadır. Üstelik onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.

İbni Kesir

İman edip salih amel işleyenlerin, namaz kılıp zekat verenlerin Rabbları katında mükafaatları vardır. Onlar için korku yoktur ve üzülecek de değillerdir.

Gültekin Onan

İnanıp güzel amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekatı verenler; kuşkusuz onların ecirleri rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.

Rowad Tercüme Merkezi

Şüphesiz iman edenler, salih amel işleyenler, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler için Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara korku yoktur. Onlar, mahzun da olmayacaklardır.

Şaban Piriş

Şüphesiz, iman edenler, salih amel işleyenler, namazı ikame edenler ve zekâtı verenler için Rab’leri katında mükâfatları vardır; onlara korku yoktur; onlar, mahzun da olmayacaklardır.

Ali Özek ve diğerleri

İman edip salih amel işleyenler, namazı dosdoğru kılanlar ve zekât verenler var ya, onların mükâfatları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzüntü de çekmezler.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Şüphesiz Allah'a iman edip resulüne tabi olanlar, salih amel işleyenler, namazı Allah'ın emrettiği gibi tam bir şekilde kılanlar ve zekâtı hak eden kimselere verenler için Rableri katında mükâfatları vardır. Karşılaşacakları şeylere dair onlar için bir korku yoktur ve onlar gelip geçen dünya ve onun nimetleri hususunda da mahzun olmayacaklardır.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
إِنَّإنّحرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
ءَامَنُواأمنصدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع، والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية.
وَعَمِلُواعملالعمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، ‌كل ‌فعل ‌كان ‌بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية.
ٱلصَّٰلِحَٰتِصلحالأعمال الصالحة.
وَأَقَامُواقومأقاموا الصلاة: أدَّوها كاملة في أوقاتها المشروعة.
ٱلصَّلَوٰةَصلوالصلاة لغةً:الدعاء. وشرعاً: أقوال وأفعال مخصوصة تُفتتح بالتكبير، وتُختتم بالتسليم تعبداً لله وحده.
وَءَاتَوُاأتيالإيتاء: الإعطاء، وإيتاء الزكاة: إخراجها لمستحقيها حسب نصابها الشرعي، وفي وقتها الشرعي.
ٱلزَّكَوٰةَزكوالزكاة: لغة: النماء والزيادة. وفي الشرع: حق يجب في الأموال الخاصة في وقت مخصوص ولطائفة مخصوصة.
لَهُمْلاللام: حرف جر يفيد الإختصاص.
أَجْرُهُمْأجرجزاءهم للعمل وعوضهم عنه.
عِندَعندظرف مكان، ولا تقع إلا مضافة.
رَبِّهِمْرببالرب، معناه: ‌الإله ‌المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: ‌اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة.
وَلَالالا: نافية تعمل عمل "ليس".
خَوْفٌخوفالخوف: انفعال يبعث الفزع في النفس لتوقع مكروه.
عَلَيْهِمْعلىعلى: حرف جر يفيد معنى الإستعلاء المجازي.
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
هُمْهمضمير الغائبين.
يَحْزَنُونَحزنلا يحزنون: لا يصيبهم هم ولا غم، على ما فاتهم من حظوظ دنياهم.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{إِنَّ} حرف غنة مشدد. {آمَنُوا} مد بدل. {لَهُمْ أَجْرُهُمْ} إظهار شفوي،

وقلقلة في الجيم. {عِنْدَ} إخفاء حقيقي. {خَوْفٌ عَلَيْهِمْ} إظهار حلقي. ونهاية

الآيات مد عارض للسكون.