Bakara Suresi 254. Ayet

İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 254/286

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِمَّا رَزَقْنَـٰكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِىَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَـٰعَةٌ ۗ وَٱلْكَـٰفِرُونَ هُمُ ٱلظَّـٰلِمُونَ

Ya eyyuhellezine amenu enfiku mimma razaknakum min kabli en ye'tiye yevmun la bey'un fihi ve la hulletun ve la şefaah, vel kafirune humuz zalimun.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Bakara Suresi 254. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

3. cüz · PDF sayfası 1

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ey o bütün iman edenler size merzuk kıldığımız şeylerden infak edin: gelmeden evvel bir gün ki onda alım satım yok, dostluk da yok şefaat de yok kafirler ise hep o zalimlerdir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. Kafirler ise hep o zalimlerdir.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Ey iman edenler, içinde ne bir alış veriş, ne bir dostluk, ne de bir şefaat (imkanı) bulunmayan bir gün gelmezden evvel size verdiğimiz rızıkdan (Hak yolunda) harcayın. Kafirler zulmedenlerin ta kendileridir.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ey inananlar, ne alışverişin, ne dostluğun ve ne de şefaatin olmadığı gün gelmezden önce, size verdiğimiz rızıktan (Allah için) harcayın. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Ey iman edenler! Ne alışverişin, ne bir dosttan yardım beklemenin, ne de bir kimseden şefaat ummanın mümkün olmadığı bir gün gelmeden önce, size nasip ettiğimiz şeylerden harcayın! Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Ey iman edenler, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Siz ey imana ermiş olanlar! Pazarlığın, dostluğun ve şefaatin geçerli olmayacağı bir Gün gelmeden önce size rızık olarak bağışladığımız şeylerden (Bizim yolumuzda) harcayın. Ve bilin ki hakikati inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

-Ey iman edenler, İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. İnkar edenler, işte onlar, zalimlerdir.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Ey İman Edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin[1] olmadığı gün gelmeden önce size rızık olarak verdiklerimizden infak[2] edin. Kafirler, zalimlerin ta kendileridir.

Tefsir / dipnot (2)

Şefaatin kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre "şefaat" inancı kesinlikle şirktir (Bkz. 2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.

Hayırlı işlere harcayın ve ihtiyaç sahiplerine karşılıksız yardım edin.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Ey inanca çağırılanlar! Ne alışverişin ne dostluğun ne de ara buluculuğun olmayacağı gün gelmeden önce, size geçimlik olarak verdiklerimizden yardımlaşmak amacıyla paylaşın. Çünkü nankörlük edenler, kendilerine yazık edenlerdir.

İbni Kesir

Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmadığı gün gelmezden evvel, size verdiğim rızıklardan infak edin. Kafirler işte zalimlerin kendileridir.

Gültekin Onan

Ey inananlar, hiç bir alış-verişin, hiç bir dostluğun ve hiç bir şefaatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kafirler... Onlar zulmedenlerdir.

Rowad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! İçinde hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve şefâatin olmadığı gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın. Kâfirler ise, onlar zalimlerdir.

Şaban Piriş

Ey iman edenler! İçinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin. Kâfirler, işte onlar zalimlerdir.

Ali Özek ve diğerleri

Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyâmet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zalimlerdir.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Ey iman edenler! Allah'a iman edin ve O'nun resulüne tabi olun. Size rızık olarak verdiğimiz çeşitli helal şeylerden kıyamet günü gelmeden önce (Allah yolunda) harcayın. O gün, insanın hiç bir fayda elde edebileceği alışverişin olmadığı, bu zorluk zamanında arkadaşlığın ve dostluğun fayda vermediği, aracılığın herhangi bir zararı savamadığı ve bir fayda veremediği bir gündür. O gün, ancak Allah'ın izin vermesinden sonra ve kendilerinden razı olduğu kimseler için bir fayda vardır. Kâfirler, Allah'a karşı nankörlük edip küfre girdiklerinden dolayı işte asıl zâlim olanlar onlardır.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
يَٰأَيُّهَا—يا: للنداء، أيها: وصلة لنداء ما فيه"أل"من الذكور مع التنبيه.
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
ءَامَنُواأمنصدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع، والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية.
أَنفِقُوانفقابذلوا المال ونحوه. و‌الإنفاق ‌البذل والإخراج، ومنه نفقت الدابة إذا خرجت روحها وماتت، وأنفق المال إذا صرفه، ونفق البيع خرج من يد البائع إلى يد المشتري.
مِمَّا—أصلها "من ما" المحتوية على: من التبعيضية و ما الموصولة أو الموصوفة.
رَزَقْنَٰكُمرزقأعطيناكم من الخير والفضل، والرزق يُطلق على العطاء سواء كان دنيوياً أو أخروياً، وعلى النصيب، ويًطلق: على ما يصل إلى الجوف ويُتغذى به، وعلى كل خير وصل إلى صاحبه.
مِّنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
قَبْلِقبلظرف للزمان، ويضاف لفظاً أو تقديراً.
أَنأنحرف مصدري يفيد الإستقبال.
يَأْتِيَأتييجيء.
يَوْمٌيومالمراد يوم القيامة، والياء والواو والميم: كلمةٌ واحدة، هي اليومُ الواحدُ من الأيام، وهو: مطلق الزمن، وقيل: زمنٌ مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها.
لَّالانافية تعمل عمل "ليس".
بَيْعٌبيعلا بيع فيه: لا وسيلة فيه لتحقيق منفعة.
فِيهِفيفي: حرف جر يفيد معنى الظرفية الحقيقية الزمانية.
وَلَالالا: نافية تعمل عمل "ليس".
خُلَّةٌخللولا خلة: ولا صداقة خالصة تنقذكم.
وَلَالالا: نافية تعمل عمل "ليس".
شَفَٰعَةٌشفعأصل الشفاعة: التوسط للغير في جلب نفع أو دفع ضر، والمراد: طلب التجاوز عن السيئة، أي: لا شافع يملك تخفيف العذاب عنكم.
وَٱلْكَٰفِرُونَكفرالكافرون جمع: كافر، وهو: الجاحد المنكر الذي لا يؤمن بالله وما أنزل، والكفر: الجحود والإنكار وعدم الايمان، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنه ستر الحق وغطى عليه.
هُمُهمضمير الغائبين.
ٱلظَّٰلِمُونَظلمالجائرون المتجاوزون حدود الله،وأصل ‌الظلم: مجاوزة الحد ، ووضع الشيء غير موضعه ومنه يُقال من أشبه أباه فما ظلم، أي: ما وضع الشبه غير موضعه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{يَاأَيُّهَا} مد منفصل. وحرف المد بعد الهاء يحذف وصلًا للتقاء الساكنين.

وفي {آمَنُوا} مد بدل. و {أَنْفِقُوا} إخفاء حقيقي. و {مِمَّا} حرف غنة، ومد

طبيعي. {رَزَقْنَاكُمْ مِنْ} الراء مفخمة، والقاف مقلقلة، والألف مد طبيعي. والميم

الساكنة بعدها الميم المتحركة إدغام تماثل صغير. وفي {مِنْ قَبْلِ} إخفاء حقيقي.

وفي {أَنْ يَأْتِيَ} إدغام بغنة. وفي {يَوْمٌ لَا} إدغام بغير غنة. {بَيْعٌ فِيهِ}

إخفاء حقيقي. {وَلَا خُلَّةٌ وَلَا} إدغام بغنة. ومثلها {وَلَا شَفَاعَةٌ

وَالْكَافِرُونَ} والراء مفخمة. ونهاية الآية مد عارض للسكون فيه ثلاثة أوجه

والوقف على {شَفَاعَةٌ} أولى من الوصل.