Bakara Suresi 255. Ayet

İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 255/286

ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum, la te'huzuhu sinetun ve la nevm, lehu ma fis semavati ve ma fil ard, menzellezi yeşfeu indehu illa bi iznih ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum, ve la yuhitune bi şey'in min ilmihi illa bi ma şae, vesia kursiyyuhus semavati vel ard, ve la yeuduhu hıfzuhuma ve huvel aliyyul azim.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar O'nun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Allah, başka tanrı yok ancak o, daima yaşıyan, daima duran tutan hayy-ü kayyum o, ne gaflet basar onu ne uyku, göklerdeki ve yerdeki hep onun, kimin haddine ki onun izni olmaksızın huzurunda şafaat edecek? Onların önlerinde ne var arkalarında ne var hepsini bilir, onlar ise onun dilediği kadarından başka ilm-i ilahisinden hiç bir şey kavrıyamazlar, onun kürsisi bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüb gözetmek ona bir ağırlık da vermez. O öyle ulu, öyle büyük azametlidir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah'dan başka hiç bir tanrı yoktur. O, daima yaşayan, daima duran, bütün varlıkları ayakta tutandır. O'nu ne gaflet basar, ne de uyur. Göklerdeki ve yerdeki herşey O'nundur. O'nun izni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine! Onların önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini bilir. Onlar ise, O'nun dilediği kadarından başka ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun hükümdarlığı, bütün gökleri ve yeri kucaklamıştır. Her ikisini görüp gözetmek, ona bir ağırlık da vermez. O, çok ulu ve çok büyüktür.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Allah (o Allahdır ki) kendinden başka hiç bir Tanrı yokdur. (O, zati, ezeli ve ebedi hayaat ile) diridir (baakıydir). Zatiyle ve kemaliyle kaaimdir. (Yaratdıklarının heran tedbir-ü hıfzında yegane haakimdir, her şey onunla kaaimdir). Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi onun. Onun izni olmadıkça nezdinde şefaat edecek kim miş. O (yaratdıklarının) önlerindekini, arkalarındakini, (yapdıklarını, yapacaklarını, bildiklerini, bilmediklerini, açıkladıklarını, gizlediklerini, dünyalarını, ahiretlerini, hülasa her şey'ini, her şey'ini) bilir. (Mahlukatı) onun ilminden yalnız kendisinin dilediğinden başka hiç bir şey'i (kaabil değil) kavrayamazlar. Onun kürsüsü gökleri ve yeri (kucaklamışdır, o kadar) vasi'dir. Bunların nigehbanlığı Ona ağır da gelmez. O, çok yüce, çok büyükdür.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Allah, ki O'ndan başka tanrı yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. O'nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır (O yüce padişah, göklere, yere, bütün kainata hükmetmektedir). Onları koru(yup gözet)mek, kendisine ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Allah o İlahtır ki Kendisinden başka ilah yoktur. Haydır, kayyumdur kendisini ne bir uyuklama, ne uyku tutamaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan huzurunda şefaat etmek kimin haddine? Yarattığı mahlukların önünde ardında ne var, hepsini bilir. Mahluklar ise O'nun dilediğinden başka, ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O'na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Allah... O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Allah -O'ndan başka ilah yoktur-; Her zaman diridir, bütün varlıkların kendi kendine yeterli yegane kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Yeryüzünde ve göklerde ne varsa O'nundur. O'nun izni olmaksızın nezdinde şefaat edebilecek olan kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da, onlardan gizli tutulanı da bilir; oysa O dilemedikçe insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudreti ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar ve onların korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Allah, O'ndan başka ilah yoktur. Diri (hayat sahibi) ve yaratıklarının üzerinde gözeticidir. O'nu bir uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan yanında kim şefaat edebilir? Önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden -dilediği kadarı hariç- hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun otoritesi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na asla ağır gelmez. O, çok yücedir, çok büyüktür.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O, sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni olmaksızın[1] O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların[2] önlerinde ve arkalarında[3] olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok Güçlü'dür.

Tefsir / dipnot (3)

"İzni olmaksızın şefaate bulunabilecek kimmiş" ile kastedilen şey; şefaat etmek için birilerine izin verileceği anlamında değildir. Bir önceki ayette ve daha birçok ayette de denildiği gibi Kur'an'a göre "şefaat inancı" kesinlikle şirktir. Burada, Müşriklere cevap verilmektedir: Onların kendilerine şefaat edeceklerini öne sürdükleri ilahlarına böyle bir yetkinin, böyle bir iznin verilmediği ifade edilmektedir. Birilerinin şefaat edebilmesi için Allah'ın yetki vermesi gerekir, Allah da yetki vermediğine göre, kimse şefaat edemeyecektir, denmektedir.

Yarattıklarının, kullarının.

Geçmiş ve geleceklerini, bildiklerini bilmediklerini.

Ali Rıza Safa tefsirli

Kur'an-ı Kerim Gerçek

"Allah! O'ndan başka Tanrı yoktur. Yaşayan ve Sonsuzdur; Her Şeyin Kaynağı ve Dayanağıdır. O'nun, aymazlığı da uykusu da olmaz. Göklerde olan her şey ve yeryüzünde olan her şey, O'nun malıdır. O'nun izni olmadıkça, O'nun katında, kim ara buluculuk yapabilir? Onların yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. O'nun bilgisinden, dilediği kadarının dışında, hiçbir şeyi kavrayamazlar. O'nun, her şeyi kuşatan egemenliği, gökleri ve yeryüzünü kaplayıp kuşatmıştır. Onları koruyup gözetmek, O'na zor gelmez. O, Yücedir; Büyüklüğü Sınırsızdır!"[50]

Tefsir / dipnot (1)

Bu ayet, ayetin içinde geçen Kürsiyyu sözcüğü nedeniyle, Ayetül Kürsü -Her Şeyi Kuşatan Egemenlik Ayeti- olarak isimlendirilir.

İbni Kesir

Allah O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Hayy ve Kayyum'dur. O'nu dalgınlık ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi de O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Önlerinde ve arkalarında ne varsa bilir. Dilediği kadarından başka O'nun ilminden hiçbir şey kavrayamazlar. Kürsi'si gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na ağırlık vermez. O, öyle ulu, öyle yücedir.

Gültekin Onan

Tanrı... O'ndan başka tanrı yoktur. Diridir, kaimdir. O'nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. İzni olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O'nun ilminden hiç birşeyi kavrayıp kuşatamazlar. O'nun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. Onların korunması O'na güç gelmez. O, pek yücedir, pek büyüktür.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Allah; O'ndan başka hakkıyla ibadete layık hiçbir ilah olmayandır. O; kamil bir hayata sahip olan ve kendisine ölümün ve bir eksikliğin asla ulaşmadığı el-Hayy'dır. O, kendi nefsi ile kaim olan ve yarattıklarının hepsinden müstağni olan (onlara hiçbir şekilde ihtiyaç duymayan) ve mahlukatın tamamının ise her halinde kendisine muhtaç olup O'nun ile kaim olduğu el-Kayyûm'dur. O'nu uyuklama ve uyku almaz. Bu O'nun hayatının ve kendi nefsi ile kaim oluşunun kemâli sebebiyledir. Göklerde ve yerdeki mülk tek başına O'nundur. O'nun izni olmadan O'nun katında hiç kimse şefaat edemez. (Ancak O'nun izninden ve razı olmasından sonra biri, başka bir kimse için şefaatçi olabilir) O, yarattığı kullarının işlerinde vuku bulan her şeyi bilendir ve aynı şekilde onların gelecekte karşılaşacakları ve meydana gelecek olan şeyleri de bilendir. Kullar, Allah'ın ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar ve kuşatamazlar. Ancak Allah'ın kendilerine izin verdiği kadarını kavrayabilirler. O'nun kürsüsü -burası Rabb Teâlâ'nın ayaklarını koyduğu yerdir- bütün genişliğine yüceliğine rağmen gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri korumak ve bunları muhafaza etmek O'na ağır gelmez. O, zatı, kadri ve üstünlüğü ve galip oluşu ile yüce olandır. Mülkünde ve hükümranlığında azametli olandır.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
ٱللَّهُألهالله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
لَالانافية للجنس. و"لا": حرف نفي، وحرف نهي.
إِلَٰهَألهلا إله: لا معبود بحق. والإله، معناه: المألوه، أي: المعبود؛ سواء بحق أو بغير حق. وكل من عبد شيئاً فقد اتخذه إلها. والجمع: آلهة. والله عز وجل وحده هو الإله الحق. والإله: ‌من ‌أسماء ‌الله سبحانه.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا.
هُوَهوالمراد الله جلّ جلاله، و(هو) ضمير يُستعمل للغائب المفرد المذكر.
ٱلْحَيُّحييالذي له كمال الحياة، والذي لا يموت. والحي من أسماء الله الحسنى.
ٱلْقَيُّومُقومهو الدائم الذي لا يتغير وهو القائم بتدبير أمور الخلائق، والقيوم من أسماء الله الحسنى.
لَالانافية غير عاملة.
تَأْخُذُهُأخذلا تأخذه سنة ولا نوم: لا ينعس ولا ينام.
سِنَةٌوسننعاس وغفوة خفيفة تسبق النوم.
وَلَالالا: حرف نفي يفيد التوكيد.
نَوْمٌنومالنوم: الرقود، وهي فترة راحة للبدن والعقل تغيب خلالها الارادة جزئياً او كلياً وتتوقف فيها الوظائف البدنية جزئياً، والنوم والنعاس صفتي نقص منفيه عن الله جلّ جلاله.
لَّهُلاللام: حرف جر يفيد معنى الملك.
مَامااسم موصول.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
ٱلسَّمَٰوَٰتِسمو‌جمع سما، وهي: كل ما علاك فأظلك من سقف ونحوه، والمراد: ‌ما ‌يقابل ‌الأرض، وعددها سبع، ولها أبواب تُفَتَّح
وَمَاماما: اسم موصول.
فِيفيحرف جر يفيد معنى الظرفية
ٱلْأَرْضِأرضالأرض: الكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه.
مَنمَناسم يستفهم به عن العاقل.
ذَاذااسم يتوصل به إلى الوصف بأسماء الأجناس والأنواع.
ٱلَّذِيالذيالذي: ‌اسم ‌موصول ‌للمفرد المذكر، عاقلاً كان أو غير عاقل.
يَشْفَعُشفعيطلب التجاوز عن السيئة، وأصل الشفاعة: هي التوسط للغير في جلب نفع أو دفع ضر.
عِندَهُعندعند: ظرف مكان، ولا تقع إلا مضافة.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغاً.
بِإِذْنِهِأذنبمشيئة الله وبأمره.
يَعْلَمُعلم‌العلم: ‌من ‌صفات ‌الله الذاتية، فهي لا تنفك عنه جلّ وعلا. وعلمه سبحانه وتعالى محيط بكلّ شيء أزَلاً وأبداً.
مَامااسم موصول.
بَيْنَبينبين أيديهم: أمامهم والمراد أمورهم المستقبلية.
أَيْدِيهِمْيديجوارحهم، جمع يد.
وَمَاماما: اسم موصول.
خَلْفَهُمْخلفما بين أيديهم وما خلفهم: ما بين أيدي الخلائق من الأمور المستقبلة، وما خلفهم من الأمور الماضية.
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
يُحِيطُونَحوطلا يحيطون: لا يطلعون.
بِشَيْءٍشيأالشيء: لفظ عام يدل على كل موجود، لأن كل موجود يُسمى شيئاً، وهو ما يصح أن يخبر عنه حسياً كان أو معنوياً؛ فهو: اسم لما يوجد في الأعيان، ولما يتصور في الأذهان.
مِّنْمِنمن: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض".
عِلْمِهِعلمعلمه سبحانه بجميع الكائنات ماضيها وحاضرها ومستقبلها.
إِلَّاإلاأداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا.
بِمَاماما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية.
شَاءَشيأالمشيئة: صفة ثابتة لله على ما يليق به.
وَسِعَوسعاستوعب وأحاط.
كُرْسِيُّهُكرسموضع قدمي الرحمن.
ٱلسَّمَٰوَٰتِسمو‌جمع سما، وهي: كل ما علاك فأظلك من سقف ونحوه، والمراد: ‌ما ‌يقابل ‌الأرض، وعددها سبع، ولها أبواب تُفَتَّح
وَٱلْأَرْضَأرضالأرض: الكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه.
وَلَالالا: نافية غير عاملة.
يَءُودُهُأودلا يئوده: لا يثقل عليه ولا يجهده.
حِفْظُهُمَاحفظرعايتهما والقيام بشؤونهما.
وَهُوَهوالمراد الله جلّ جلاله، و(هو) ضمير يُستعمل للغائب المفرد المذكر.
ٱلْعَلِيُّعلوهو الذي يعلو على خلقه ذاتاً وقَدْرَاً وقَهْراً.
ٱلْعَظِيمُعظمالذي يعظِّمه خلقه ويهابونه ويتقونه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ} مد منفصل، ويجوز زيادة مده على قصر المنفصل مبالغة

في التعظيم. وإذا وقف القارئ على هذه الجملة كان في الآية عشرة وقوف توضح المعنى

وتفصله. وفي {سِنَةٌ وَلَا} إدغام بغنة {نَوْمٌ لَهُ} إدغام بغير غنة وصلًا،

والوقف أولى، {مَنْ ذَا} إخفاء حقيقي. وكذا {عِنْدَهُ} {بِشَيْءٍ مِنْ} إدغام بغنة

{عِلْمِهِ إِلَّا} مد منفصل. {شَاءَ} مد متصل. {وَلَا يَئُودُهُ} فيها مد بدل وصلة

صغرى. {وَهُوَ} الهاء مضمومة، وبعض الناس يسكنها وهو خطأ على رواية حفص