Bakara Suresi 104. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 104/286
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقُولُوا۟ رَٰعِنَا وَقُولُوا۟ ٱنظُرْنَا وَٱسْمَعُوا۟ ۗ وَلِلْكَـٰفِرِينَ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ya eyyuhellezine amenu la tekulu raina ve kulunzurna vesmeu ve lil kafirine azabun elim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ey iman edenler! "Ra'ina (bizi gözet)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acıklı bir azap vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey iman edenler! "raina" demeyin "unzurna" deyin ve dinleyin ki kafirler için elim bir azab var
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey iman edenler, "Raina =bizi gözet" demeyin, "Unzurna =bize bak" deyin ve duyun ki, kafirler için pek elem veren bir azap vardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ey iman edenler, "Raina" demeyin, "Unzurna" deyin (Söze iyi) kulak verin. Kafirler için çok acıklı bir azab vardır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey inananlar, "Ra'ina (bizi gözet, yahut: kaba söz)" demeyin, "unzurna (bize bak)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acı bir azab vardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ey iman edenler! (Siz, onların böylesi kötü etkilerine karşı uyanık olun, mesela) "Raina" demeyin, "Unzurna" deyin ve dinleyip itaat edin. Kafirler için acı veren bir azap vardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ey iman edenler, "Raina-Bizi güt, bize bak" demeyin. "Unzurna-Bizi gözet" deyin ve dinleyin. Kafirler için acı bir azab vardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Siz ey imana ermiş olanlar! (Peygambere) "Bizi dinle" demeyin; onun yerine, "Bize karşı tahammüllü ol!" demeyi tercih edin. Ve (O'na) kulak verin. Çünkü, hakikati inkar edenleri şiddetli azap bekliyor.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Ey iman edenler! "Raina" (bizi gözet) demeyin "unzurna" (bize bak) deyin ve sözü dinleyin, kafirler için çok acı bir azap vardır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Ey İman Edenler! "raina[1]" demeyin, "unzurna.[2]" deyin ve dinleyin. Kafirler için can yakıcı bir azap vardır.
Tefsir / dipnot (2)
Bize uy. Arzularımıza göre hareket et.
Bizi gözet, bizimle ilgilen.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ey inanca çağırılanlar! "Bizi davar gibi güt!" demeyin; "Bizimle ilgilen!" deyin ve kulak verin. Nankörlük edenler için acı bir ceza vardır.[27]
Tefsir / dipnot (1)
"‘Bizi davar gibi güt!' demeyin!" olarak yazdığımız "Rai-na" söylemi, kimi Kur'an çevirilerinde, "‘Bize çobanlık et!' demeyin!" veya "‘Bizi gözet!' demeyin!" biçiminde çevrilmiştir. Bu ayet, insanların kendilerini güdülecek davar gibi görmemeleri ve insanlık erdemlerine yakışan bir yönetim istemeleri veya peygamberden ayrıcalık yapmasını istememeleri ve sorunlara eşitlik ilkesiyle çözüm bulmasını istemeleri anlamlarında yorumlanabilir. "Rai" kökünden gelen "Raiyye" söylemi, Osmanlı dilinde hem davar sürüleri için hem de padişahların buyruklarına koşulsuz boyun eğmek zorunda olan Türk toplumu için kullanılırdı. İbranicede de onur kırıcı anlamları olan aynı söylemler, 4:46 ayetinde, sözlerin anlamlarını saptırarak İslam diniyle alay eden Yahudilere yönelik uyarılar olarak bildirilmiştir.
İbni Kesir
Ey iman edenler; bizi de dinle, demeyin, bizi de gözet, deyin ve dinleyin. Kafirlere elim bir azab vardır.
Gültekin Onan
Ey inananlar, "Raina (bize çobanlık et, bizi güt, bize bak)" demeyin; "Unzurna (bizi gözet)" deyin ve dinleyin. Kafirler için acı bir azap var.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah Teâlâ, Müminleri güzel söz seçmeye yönlendirerek şöyle demiştir: Ey İman edenler! “Râinâ” (bizim ahvalimizi gözet) demeyin. Çünkü Yahudiler bu sözü tahrif ediyor ve resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bu sözle sesleniyorlardı. Bununla da fasit bir manayı kastediyorlardı. O da boşboğaz ve çapulcu manasına gelen “Râûne” kelimesidir. Bunun akabinde Allah Teâlâ bu kapıyı kapamak için bu sözü yasakladı. Bunun yerine kullarına “Unzurnâ” (bizi bekle senin ne kastettiğini anlayalım) demelerini emretmiştir. Bu kelimenin ifade ettiği manada bir sakınca yoktur. Allah'ı inkâr eden kâfirler için elem ve acı verici bir azap vardır.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Ey iman edenler; bizi de dinle, demeyin, bizi de gözet, deyin ve dinleyin. Kafirlere elim bir azab vardır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
104- Ey iman edenler! “Râinâ” demeyin, “unzurnâ” deyin ve dinleyin. Kâfirler için çok acı bir azap var. 105- Kitap ehli olan kâfirler de müşrikler de Rabb’inizden size hiçbir hayrın indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetini dilediğine has kılar. Allah büyük lütuf sahibidir.
104. “Ey iman edenler! “Râinâ” demeyin.” Müslümanlar, Peygamber kendilerine dinlerini öğrettiği sırada ona hitaben “bizim halimizi gözet” anlamında “râinâ” derler ve bu kelime ile sağlıklı ve doğru bir mana kastederlerdi. Yahudiler ise bu kelimeyi kötü bir mana kastederek kullanıyorlar ve bu fırsatı değerlendirerek Peygamber’e onunla hitap ediyorlardı. Allah da böyle bir kapıyı kapatmak üzere mü’minlere bu kelimeyi kullanmayı yasakladı. Bu buyruktan, eğer haram olana götüren bir yol ise caiz olan bir şeyin de yasaklanabileceği anlaşılmaktadır. Yine bu buyrukta güzel edep, sadece güzel anlamlar içeren ve hiçbir yönden kötü mana taşımayan lafızları kullanmak ve çirkin sözleri terk etmek hakkında nasihat vardır. Yine uygun olmayan bir anlama gelme ihtimali bulunan ve bir çeşit şaşırtmaca anlamlar taşıyan sözleri terk etme emri vardır. O bakımdan Yüce Allah müminlere ancak güzel bir anlama gelme ihtimali bulunan bir söz kullanmalarını emrederek: “Unzurnâ deyin” buyurdu. Çünkü (bize bak, bizi gözet anlamına gelen)“unzurnâ” kelimesi yeterlidir ve herhangi bir sakınca söz konusu olmaksızın maksat onunla gerçekleşir. “ve dinleyin” Yüce Allah burada dinlenecek şeyi söz konusu etmemiştir. Bunun sebebi dinlenmesi emrolunan her bir şeyi kapsamına alsın diyedir. Böylece hem Kur’ân’ı, hem de hikmetin kendisi olan Sünnet’i lafzı ve manası ile dinlemeyi hem de onlarda verilen emri ve yapılan çağrıyı kabul edip karşılık vermeyi kapsamaktadır. Dolayısıyla bu emrin çerçevesine edeb ve itaat girmektedir. Daha sonra Allah, kâfirleri can yakıcı, acı verici bir azab ile tehdit etmektedir.
105. “Kitap ehli olan kâfirler de müşrikler de Rabb’inizden size hiçbir hayrın indirilmesini istemezler.” Yüce Allah yahudi ve müşriklerin mü’minlere düşmanlıklarını haber vermekte ve onların mü’minlere az ya da çok hayır namına hiçbir şey indirilmesini arzulamadıklarını bildirmektedir. Buna sebep ise mü’minlere karşı duydukları kıskançlıkları ve Allah’ın lütfunu mü’minlere has kılmasına duydukları kindir. Hâlbuki “Allah büyük lütuf sahibidir.” Ey mü’minler! Allah’ın sizi temizlesin, size Kitab ve Hikmet’i öğretsin, size bilmediğinizi bildirsin ve öğretsin diye Rasulünüze Kitab’ı indirmiş olması da Allah’ın üzerinizdeki lütfundandır. Hamd Allah’ındır, minnet duyguları onadır.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| يَٰأَيُّهَا | — | يا: للنداء، أيها: كلمة مركبة من: أي، وها: التنبيه الوصيلة. ويتبعها المنادى المعرف بأل. ويجوز تَاِنيثُها. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع، والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية. | |||
| لَا | لا | حرف نهي. | |||
| تَقُولُوا | قول | تتكلموا. | |||
| رَٰعِنَا | رعي | أي: راع أحوالنا، فقد كان المسلمون يقولون حين خطابهم للرسول عند تعلمهم أمر الدين: {رَاعِنَا} أي: راع أحوالنا، فيقصدون بها معنى صحيحاً، وكان اليهود يريدون بها معنى فاسداً، فانتهزوا الفرصة، فصاروا يخاطبون الرسول بذلك، ويقصدون المعنى الفاسد وهو من "الرعونة"، فنهى الله المؤمنين عن هذه الكلمة، سداً لهذا الباب. | |||
| وَقُولُوا | قول | وتكلموا. | |||
| ٱنظُرْنَا | نظر | انتظرنا نفهم عنك ما تقول. | |||
| وَٱسْمَعُوا | سمع | أطيعوا؛ لأن الطاعة تجب بالسمع. | |||
| وَلِلْكَٰفِرِينَ | كفر | وللجاحدين الذين لا يؤمنون بالله، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنه ستر الحق وغطى عليه. | |||
| عَذَابٌ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| أَلِيمٌ | ألم | موجع شديد الإيلام. والأليم: الموجع في القرآن كله. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{يَاأَيُّهَا} مد منفصل؛ لأن (يا) حرف نداء مستقل عما بعده، ويحذف حرف المد
بعد الهاء وصلًا للتخلص من الساكن بعدها، وهو {الَّذِينَ}، وإذا وقف القارئ عليها
ثبت المد ومثلها {وَقُولُوا انْظُرْنَا} فالمد من {وَقُولُوا} محذوف وصلًا للساكن
بعده، فإذا وقف عليها القارئ ثبت المد فيها، والبدء بـ {انْظُرْنَا} يكون بهمزة
وصل مضمومة، لضم ثالث الفعل وهو الظاء ضمًّا أصليًّا. وفي {عَذَابٌ أَلِيمٌ} إظهار
حلقي.